Fitne merkezi BAE

16 Haziran 2017 Cuma, Yeni Akit

Birleşik Arap Emirlikleri'nin son dönemdeki fitne faaliyetleri hakkında muhtelif yazılarımız yayınlandı. Bu yazılarımızın başlıklarını burada vermek istiyorum: Fitnenin Uzaktan Kumanda Merkezi: BAE; Devlet mi mafya mı?; İşbirlikçi cephenin fitne sarmalı; Küçük şeytan: BAE. Bu yazılarımızda yer alan bazı bilgilere bugünkü yazımızda da çok özet bir şekilde yer vereceğiz. Ancak bu ülkenin özellikle Arap Baharı sürecinde yürütülen fitne faaliyetlerinde ne tür bir fonksiyon icra ettiği, ne gibi faaliyetler yürüttüğü hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmak isteyen okuyucularımıza bu yazılarımızı okumalarını tavsiye ediyorum. Yazılarımızın tümüne kişisel web sitemiz olan www.vahdet.info.tr sitesinden sırasıyla Dünya Gündemi ve Birleşik Arap Emirlikleri linklerini tıklayarak ulaşmanız mümkündür. Orada bu ülkenin totaliter, monarşik yapısı hakkında da muhtelif yazılarımızı göreceksiniz.

Son dönemde Katar'ın kıskaca alınmasında ve bu ülkeye çok yönlü abluka uygulanmasında başı çeken tabii Suudi Arabistan'dır. Ancak yürütülen faaliyetlerin koordine edilmesinde, şekillendirilmesinde ve yönlendirilmesinde BAE'nin birinci derecede rol oynadığı bilinmektedir. O yüzden sözde terör listesinin hazırlanmasında da BAE'deki fitne organizasyonunun birinci derecede rol oynadığını, şahısların ve teşkilatların isimlerinin belirlenmesinde bu organizasyonun yönlendirici olduğunu tahmin ediyoruz.

Katar'a uygulanan ablukada güya bu ülkenin İran'la ilişkileri ve Yemen'deki Husilere destek vermesi gerekçe olarak kullanıldı. Katar'ın Husilere destek verdiği, yardımcı olduğu iddiası tamamen saçmadır ve hiçbir delili bulunmamaktadır. Fakat özellikle Ali Abdullah Salih'in iktidarına son verildiği dönemde siyasi iktidarda Islah Partisi'nin aktif olarak yer almasına karşı başlatılan savaşta Husilerin etkin hale getirilmesi için BAE'nin destek verdiği çok iyi bilinmektedir. Diğer yandan Katar'ın İran'la ilişkileri de normal diplomatik ve ticari ilişkilerdir. Oysa Körfez ülkeleri içinde İran'la en fazla ticareti olan ülkenin BAE olduğu da bilinmektedir. Dolayısıyla "İran ve Husiler" gerekçesiyle bölgedeki herhangi bir ülkenin ablukaya alınması gerekiyorsa en önce BAE'nin ablukaya alınması gerekirdi. Fakat ne kadar ilginçtir ki bu durumdaki BAE, Katar'ın böyle bir iddiayla suçlanmasına ve abluka altına alınmasına öncülük edenler arasında yer almıştır. Bunun en önemli sebebi de BAE ile Suudi Arabistan arasındaki sıkı fıkı ilişkilerdir.

Bu iki ülke arasındaki ilişkilerin en önemli boyutunu da Arap Baharı sürecinde devrilen dikta rejimlerinin yeniden geri getirilmesi amacıyla başlatılan fitne savaşlarının organize edilmesinde yaptıkları yardımlaşma oluşturur. Söz konusu fitne savaşlarının organize edilmesinde BAE bir merkez vazifesi gördü. Bu savaşların finansmanı da Suudi Arabistan'dan sağlandı.

Mısır'da Muhammed Mursi'nin cumhurbaşkanlığını kazanmasından sonra başlatılan Baltacı fitnesini yürütenler BAE'ye yerleştiler ve işlerini oradan yürüttüler. Sisi darbesinin gerçekleştirilmesinden sonra BAE yetkilileri yaptıkları açıklamalarda aynısını Libya ve Tunus için de planladıklarını açıktan söylemekten çekinmemişlerdi. Bu aynı zamanda Sisi darbesini kendilerinin yönlendirdiklerini de itiraf etmeleri anlamına geliyordu.

Libya'daki Halife Haftar fitnesinin koordine edilmesinde ve desteklenmesinde de BAE'nin en önemli merkez görevi gördüğü bilinmektedir. Haftar'a iki kez darbe girişiminde bulunma cesareti veren ve gerekli finansmanı sağlayan da Suudi Arabistan ile BAE oldu.

En ilginç gelişme ise Türkiye'deki 15 Temmuz darbe girişiminin finanse edilmesinde bile BAE'nin devreye girmesi ve bu darbe girişimine destek vermesi olmuştur. Bu ülke gerçekten sürekli boyundan büyük işler çeviren tam anlamıyla bir fitne merkezidir.