Saray ulemâsı

15 Haziran 2017 Perşembe, Yeni Akit

Katar'a yönelik ablukada en başta ilme ve ilim adamlarına haksızlık edilmiştir. Ablukacı ülkelerin sözde terör listesinde Arap dünyasının birçok ileri gelen ilim adamı var. Bu âlimlerin kitapları yetişen neslin en önemli başvuru kaynakları arasında yer alıyor. Dolayısıyla ilme saygısı olan kişilerin en başta böyle bir listeye tepki göstermeleri ve ilmin onurunu savunmaları gerekir.

Abluka için talimatın ve emirlerin ABD'nin ırkçı ve İslâm düşmanı başkanı Trump tarafından verildiği üzerinde artık herhangi bir şüphe yok. En başta Trump bizzat kendisi Riyad zirvesi esnasında Suudi Arabistan'ın yönlendirdiği liderlere Katar konusunda talimatı kendisinin verdiğini itiraf etmiştir. Bu durum karşısında Katar'a uygulanan ablukanın isabetli olduğunu iddia etmek, diktatörler çetesinin ABD karşısında içine düştükleri zillet ve sefaleti onaylamaktır.

Bu ablukada "terör" ve İran unsurunun sadece bir gerekçe olarak kullanıldığı asıl hedefte yer alanın Filistin İslâmî Direniş Hareketi (Hamas) ve Müslüman Kardeşler cemaati olduğu konusunda da herhangi bir şüpheye mahal yoktur. Bu ablukayla aynı zamanda on bir yıldan beri siyonist işgal rejimi tarafından abluka altında tutulan Gazze'ye Katar'ın yardımlarını kesmesinin amaçlandığı da sözde terör listesine alınan kurumlardan anlaşılıyor. Çünkü bu kurumların başında Gazze'ye yardım eden ve terörle hiçbir ilgisi olmayan insanî yardım kuruluşları yer alıyor. Dolayısıyla böyle bir zulüm ve ablukanın isabetli olduğunu söylemek İslâm'ın kutsal beldelerini, Mescidi Aksa'yı işgal altında tutan, İslâm âleminin kalbine bir hançer gibi saplanmış olan siyonist işgalciye hizmetin de gayet yerinde ve isabetli olduğunu söylemektir.

Fakat Mısır'da, Suudi Arabistan'da ve diğer ablukacı ülkelerde "ulemâ" olarak bilinen bazı kişiler ülkelerinin Katar'a karşı uyguladıkları ablukanın haklı ve aldıkları kararların da isabetli olduğunu söyleyebilmişlerdir. Bu kişiler gerçekte ilme, ilmin onuruna değil kendilerini rızıklandıran krallarının, emirlerinin, başkanlarının siyasetlerine sahip çıkan saray ulemâsıdır. Bunlar dünyayı âhirete tercih ettiklerinden kendilerine bu dünyada verilen nimetler gözlerinin önüne bir perde çekmiştir ve artık gerçekleri görememekte veya görmek istememektedirler. Çünkü kendilerine sunulan makamları ve nimetleri kaybetme korkusu onların gerçekleri görmelerine görseler de söylemelerine engel olmaktadır. Bu gibiler ilme ve ilmin değerlerine sahip çıkma onurunu kaybetmiş, saraydakilerin sözcülüğünü yaparak onların doğru da yapsalar yanlış da yapsalar her yaptıklarını, doğru da konuşsalar yanlış da konuşsalar her söylediklerini savunma zorunluluğu duyar hale gelmişlerdir. İçine düştükleri bu durum da kendilerini gerçekte bir zillete sokmuştur.

Bu tür saray ulemâsına murtezika yani kendilerine saraydan rızık verildiği için sarayın hesabına fetva veren ve sarayın hesabına konuşan kesim demek gerekir. Bunların tarihte de pek çok örneklerine rastlanmıştır. Tarihte saraya yerleşerek insanlara hükmeden diktatörlerin memnun olması için saray ulemâsı tarafından nice çarpık, tutarsız ve saçma fetvâlar verilmiştir. Örneğin saray ulemâsından eski Ezher Şeyhi Tantavi Fransa'nın başörtüsü yasağının uygun olduğuna bile fetva vermişti. Eski Mısır müftüsü Ali Cumua'nın Sisi'nin bütün zulüm uygulamalarına destek verdiği biliniyor.

'Murtezika' kesiminden olanlar genellikle çift kimlikli olurlar. Çünkü onlar iki farklı yöne hitap etmektedirler. Bu açıdan bir kimlikleriyle kendilerini bir tarafa diğer kimlikleriyle ise diğer tarafa kabul ettirmeye çalışırlar. Fakat bu kimliklerinin hiçbirinde samimi ve gerçekçi değildirler.