Ramazan ve açlık felaketi

2 Haziran 2017 Cuma, Yeni Akit

Ramazan ayında tutulan orucun asıl amacı elbette Allah'ın rızasını kazanmak ve onun emrini yerine getirmek için ibadet etmektir. Fakat böyle bir ibadet yapılmasının hikmetlerinden birinin de aç ve ihtiyaç sahibi insanların acı ve ızdıraplarının hissedilmesi, onlara yardım duygularının harekete geçirilmesi olduğu bu konuyla ilgili yorumlarda dile getirilir.

İslâm âlemi maalesef her tarafta yoksulluğun sıkıntısını yaşıyor. Birçok bölgesinde savaş yaşanıyor olmasından dolayı çok sayıda Müslüman evini, yurdunu terk ederek başka yerlere iltica etmiş durumda. Dolayısıyla mültecilere de sahip çıkılması, yardım edilmesi gerekiyor.

Fakat bu sıralarda dünyada dört bölgede özellikle açlık felaketi yaşanıyor. Yemen, Somali, Nijerya ve Güney Sudan. Bunlardan üçü Müslüman bölgesi. Güney Sudan ise Müslümanların çok azınlıkta olduğu bir bölge. Fakat açlık felaketinin yaşandığı bütün bölgelere insanlık adına el uzatmak, yardımcı olmak gerekiyor.

Açlık felaketi söz konusu bölgelerde muhtelif hastalıkların da yaygınlaşmasına neden olmuş. Çünkü insan beslenip ihtiyaç duyduğu gıda maddelerini aldığı zaman hastalıklara karşı da dirençli oluyor. Fakat gereken gıdalardan yoksun kaldığı zaman direncini kaybediyor ve hastalıklara çabuk yeniliyor.

Örneğin açlık felaketi yüzünden Yemen'de kolera salgını başlamış durumda. Bu hastalık her gün birçok kişinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. Bu hastalığın aynı zamanda bulaşıcı olmasından ve açlık felaketi yüzünden hastalığa karşı direnç kaybının yaygın olmasından dolayı koleraya yakalananların sayısı her geçen gün artıyor. O yüzden bir yandan açlık felaketine karşı bir yandan da kolera salgınına karşı mücadele edilmesi gerekiyor. Aynı şekilde Somali'de de çeşitli hastalıklar var. Özellikle açlık sıkıntısından dolayı iyice zayıf düşmüş küçük çocuklar muhtelif hastalıklara yakalanıyorlar. Benzer sıkıntılar açlık krizinin yaşandığı Nijerya ve Güney Sudan'da da var.

"Yemen'de fiili olarak savaş yürüten ve bu savaş için her gün yüz binlerce dolar harcayan Suudi Arabistan açlık felaketiyle mücadele edilmesi, kolera salgınının önüne geçilmesi için neden bir yirmi - otuz milyon dolar ayırmıyor? Üstelik aynı Suudi Arabistan, ABD'den silah ve askerî malzeme satın almak için 380 milyar dolarlık anlaşma yapıyor!" diye soru sorulabilir. Yahut "Suudi Arabistan'a silah ve askerî malzeme satmak için 380 milyar dolarlık anlaşma yapan ABD neden bu paranın tozuna bile tekabül etmeyecek bir miktarını açlık felaketinin yaşandığı bölgelere göndermekten çekiniyor?" şeklinde soru sorulabilir. Ama bu gerçek maalesef yaşadığımız dünyanın bir realitesi. Zaten bütün bu felaketlerin, krizlerin yaşanmasının arka planında da böyle zulüm güçlerinin dünyaya hükmetmesi var. Fakat her ne kadar küresel yapıya hükmeden zulüm güçleri kasalarını doldurmak amacıyla silah ve askerî malzeme satabilmek için dünyada yeni savaş cepheleri açıyor ve açtıkları savaşların perişan ettiği insanları ihmal ediyor olsa da bizim insanlık görevimizi yerine getirmemiz gerekiyor.

Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: "Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; iyiliği emreder kötülükten alıkoyarsınız ve Allah'a iman edersiniz." (Ali İmran, 3/110)

Yüce Allah'ın bu nitelemesine uygun bir ümmet olabilmek için mazlum ve mağdur insanlara sahip çıkmak, onların yaralarını sarmak için elimizden geleni yerine getirmek zorundayız.

Şu mübarek Ramazan ayında özellikle açlık felaketi bölgelerine yardım elimizi uzatmak, bunun için çalışma yapan insani yardım kuruluşlarına destek vermek gerekiyor. Bunun için imkânları olanlar gerekirse bir yerine iki veya daha fazla fitre vererek aç insanlara ellerini uzatmalıdır.