Gelişmelerden notlar

20 Mayıs 2017 Cumartesi, Yeni Akit

* Koalisyon güçleri olarak isimlendirilen fakat Suriye ve Irak'a ABD'nin müdahalesini temsil eden hava güçleri içindeki ABD uçakları geçtiğimiz Perşembe günü Suriye'nin Irak sınırı yakınında yer alan Et-Tanf bölgesinde Baas rejimine bağlı güçleri hedef alan saldırı düzenledi. Bu saldırı ABD hava güçlerinin Baas'ın İdlib'deki kimyasal katliamından sonra gerçekleştirdiği saldırısından sonra bu rejime bağlı askerî güçleri planlı ve kasıtlı olarak hedef alan yeni bir saldırısı niteliği taşıyordu. ABD tarafından yapılan açıklamada saldırının, rejim güçlerinin bu bölgede ABD ve müttefik güçleri için tehdit oluşturması sebebiyle gerçekleştirildiği iddia edildi. Böyle bir saldırı "ABD taktik ve strateji mi değiştiriyor?" sorusunun akla gelmesine de neden oldu. Rusya Dış İşleri Bakan Yardımcısı ABD'nin saldırısına tepki gösterdi. Tabii Rusya'nın ve onun himayesindeki Baas güçlerinin Suriye'de istedikleri gibi katliamlar gerçekleştirmesinin herhangi bir tartışma konusu olmasını istemeyen Rusya, himayesindeki Baas güçlerine iğne batırılınca hemen kendi canı acıdığı için bir tepki açıklaması yapma mecburiyeti hissetti. Bununla birlikte ABD, Suriye'de çatışma alanını genişletme gibi bir niyeti olmadığını da özellikle dile getiren bir açıklama yaptı. Yani Baas rejimine böyle bir taktik saldırısı yapmakla birlikte onu endişeye sokacak strateji değişikliğine gitme niyetinde olmadığını belirtmeye bu konuda Baas'ı ve arkasındaki güçleri rahatlatmaya çalışıyordu.

* Suriye'yle ilgili olarak BM gözetiminde ve BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura'nın aracılığıyla yürütülen Cenevre görüşmelerinin altıncı turu başlatıldı. Cenevre görüşmelerinin bu turunda özellikle çatışmasız bölgeler oluşturulması konusunun öne çıktığı görülüyor. Ancak bazı silahlı gruplar Cenevre'deki görüşmelere iştiraklerini askıya aldıklarını açıkladılar. Bunu da görüşmelerde çok net bir stratejinin bulunmamasına bağladılar. Bununla birlikte görüşmeler bir şekilde devam ediyor.

* Son günlerde Husilerin, Ali Abdullah Salih'in sözcülüğünü yapan medya organlarına karşı sergilediği tutum "bunların arası açılıyor mu?" sorusunun akla gelmesine neden olmuştu. Ancak Ali Abdullah Salih savaşla ilgili toplantılarının sürdüğünü ve bu savaşın sonsuza kadar süreceğini söylerken bu arada ilginç bir iddiada bulundu. Kendisine Husilerle yardımlaşmasına son vermesi karşılığında büyük miktarlarda maddi yardım teklif edildiğini ancak kendisinin bunu reddettiğini iddia etti. Bir zamanlar cephede bir birlerine karşı savaşan düşmanlar ne kadar sıkı dost olmuşlar? Bütün hesaplarının dünyevi çıkarlar olduğu bilinen eski diktatör büyük miktarlarda para tekliflerine rağmen Husilerle dostluğunu bozmuyor! Asıl meselesi çıkar olan Salih'i şu an Husilere bağlayan bağ onlara ihtiyaç duymasından veya kendini onlara mecbur hissetmesinden başka ne olabilir? Husilerle bağlarını koparması durumunda sap gibi ortada kalacağını biliyor.

* Yarın yani 21 Mayıs 2017 tarihinde Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da ABD Başkanı Trump'ın da katılacağı bir ABD - İslâm ülkeleri zirvesi düzenlenecek. ABD Başkanı Trump'ın bu zirveye iştirak amacıyla Suudi Arabistan'a ziyareti aynı zamanda başkanlık koltuğuna oturmasından sonra gerçekleştireceği ilk yurt dışı ziyareti olacak. Böyle bir zirvenin aynı zamanda ABD ile Suudi Arabistan arasında yüz milyar dolarlık askerî malzeme ve silah satışı anlaşmasının onaylanmasından sonraya denk gelmesi de düşündürücü. Zirveye Sudan Cumhurbaşkanı Ömer Hasan El-Beşir'in katılıp katılmayacağı soruluyordu. Sudan tarafından yapılan son resmî açıklamada El-Beşir'in birtakım özel sebeplerden dolayı zirveye katılamayacağı ve bundan dolayı Suudi Arabistan kralı Selman bin Abdülaziz'den özür dilediği bildirildi. Belki toplantı sonrasında zirveyle ilgili tespitlerimizi biraz daha ayrıntılı bir şekilde dile getirmeye çalışırız.