Fransa'da ırkçılığın yükselişi

27 Nisan 2017 Perşembe, Yeni Akit

Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turu tamamlandı. Seçimlerle ilgili anketlere dayanılarak yapılan tahminler büyük ölçüde doğru çıktı. Çünkü bu seferki seçimlerin birinci yıldızı "aşırı sağ" olarak tanımlanan gerçekte ise ırkçı olarak tanımlanması gereken Ulusal Cephe Partisi'nin lideri Bayan Marine Le Pen'di ve onun ikinci tura kalan adaylar arasında yer alması güçlü bir ihtimal olarak görülüyordu. İkinci adayın kim olacağı konusunda ise kesin bir şey söylenemiyordu. Bununla birlikte bazı anketler merkez çizgideki Yürüyüş Hareketi'nin lideri Emanuel Macron'un finale kalmasının kuvvetli ihtimal olduğunu ortaya koyuyordu. Bu yöndeki anketler isabet etti. Orta sağın veya orta solun liderlerinin finale kalabileceği yönündeki tahminler ise tutmadı.

Marine Le Pen, Ulusal Cephe Partisi'nin liderliğine babasını devirmek suretiyle geçmişti. Yani babasına karşı bir tür parti içi darbe gerçekleştirdi. Bu parti babasının zamanında da ırkçı görüşleriyle öne çıkıyordu. Fakat büyük ölçüde marjinal bir parti görünümündeydi. Daha sonra hızlı bir yükselişe geçti. Bunda Bayan Le Pen'in karizmatik kişiliğinin değil yine partinin siyasi görüşlerinin önemli rolü olmuştur. Daha doğrusu Avrupa'nın genelindeki ırkçı tırmanışın Fransa toplumunda da etkisini gösterdiği ve önceleri marjinal görünümde olan ırkçı partinin de hızlı bir yükseliş gerçekleştirdiği söylenebilir. Böylece partinin lideri de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura kalacağı kesin bir aday olarak kendini gösterebilmiştir.

"Acaba ABD'dekine benzer bir sürpriz Fransa'da da yaşanabilir mi?" sorusu zihinlerde dolaşmakla birlikte Bayan Le Pen'in ikinci turda kazanmasının imkânsız gibi göründüğü yorumları yapılıyor ve o yüzden seçimleri Macron'un kazanmasına kesin gibi bakılıyor. Bunun en önemli sebebi birinci turda üçüncü ve dördüncü sırada yer alan adayların her ikisinin de Macron'u destekleyeceklerini açıklamaları ve kendilerini destekleyen tabanı da ona oy vermeye teşvik etmelerinin yanı sıra orta sağ ve orta solun, aşırı sağın kazanmasını önlemek için birlik oluşturacakları bilgileri. Dolayısıyla ABD'dekine benzer bir sürpriz yaşanması Fransa'da çok zayıf bir ihtimal. Fakat yine de diğer adaylara giden oylardan bir kısmının, ırkçı çıkışlarından dolayı Le Pen'e kayması söz konusu.

Avrupa liderleri Le Pen'in ikinci tura kalmasından rahatsız olduklarını, seçim sonrasında Emanuel Macron'u telefonla arayıp tebrik etmelerine rağmen Le Pen'i aramamak suretiyle ortaya koydular.

Macron 1977 doğumlu yani 40 yaşına girmiş genç bir siyasetçi. Siyasi hareketini merkez çizgide göstermekle birlikte ortaya koyduğu görüşlerle ve cumhurbaşkanlığını alması durumunda yapacağı işler konusundaki vaatleriyle sol partilere daha yakın durduğunu gösteriyor.

Irkçı ve İslam karşıtı görüşleriyle öne çıkan Marine Le Pen ise ikinci turda seçimleri kazanamasa bile seçimlerin ilk turunda kazananlardan olmak suretiyle ülkede siyaset sahnesinde önde giden, ön sıralarda yarışan bir siyasi lider olduğunu ortaya koymuştur. Dolayısıyla gelecek dönemde ülkede siyasetin kilidi konumunda bir siyasi lider olması muhtemeldir.

Dediğimiz gibi onun bu yükselişinde kendi karizmatik kişiliğinin değil savunduğu ırkçı görüşlerin önemli payı var. Irkçılık ise Avrupa'nın genel bir sorunudur. Bunu Hollanda'daki seçimlerde de gördük. Yakında Almanya seçimlerinde de ciddi bir şekilde kendini gösterecek.

Bu dönemde Avrupa'daki ırkçı politikaların temel çizgisinin İslâm karşıtlığı olduğunu söylemek mümkündür. Antisemitizm ise büyük ölçüde etkisini kaybetmiştir. Irkçı partilerin bir diğer buluşma noktaları da göçmen karşıtlığıdır.

Bu konuyu Ribat dergisinin Mayıs sayısı için yazdığımız "Batı'da Yükselen Irkçılık" başlıklı dosyamızda ayrıntılı bir şekilde tahlil etmeye çalıştık.