Cezayir seçimlere hazırlanıyor

21 Nisan 2017 Cuma, Yeni Akit

Bu sıralarda dünyada bir seçim atmosferi hâkim durumda. Türkiye'nin oldukça heyecanlı geçen referandumdan çıktığı sırada muhtelif ülkeler de seçime hazırlanıyor. Seçime hazırlanan ülkelerden biri de Cezayir. Bu ülkede 4 Mayıs 2017 tarihinde genel seçimler yapılacak.

Bir dönem Cezayir'deki seçimler sadece İslâm dünyasında değil bütün dünyada hareketliliğe ve heyecana neden oluyordu. Ancak artık o heyecan gözlemlenmiyor. Hatta Cezayir seçimleri çoğunlukla dünyadaki diğer gelişmelerin gölgesinde kalıyor. Çünkü ülkede cunta havası hâlâ devam ediyor. Henüz insanların iradelerini rahatça ortaya koyabildikleri, tercihlerinin siyasi iktidara yansımasını görebildikleri güven verici bir seçim ortamı oluşmuş değil.

Yönetimin seçimlerin şeffaf ve dürüst olacağına dair vaatlerde bulunmasına rağmen bazı muhalif partiler 4 Mayıs'ta yapılacak seçimleri boykot etme kararı vermiş durumda. Çünkü söz konusu partiler hükümetin bu konudaki vaatlerinin güven verici olmadığını düşünüyorlar.

Seçimleri boykot etme kararı veren partiler pürüzsüz demokrasiye geçilebilmesi için seçimlerin düzenlenmesi ve murakabesi konusunda bağımsız bir kurul oluşturulmasını istediklerini fakat bu isteklerinin nazarı dikkate alınmadığını, ihmal edildiğini onun yerine seçimlerin murakabesi için yüksek kurul oluşturulmasına dair bir yasa çıkarıldığını bunun da seçimlerin gözetimi konusunda yetkiyi tamamen mevcut yönetime verdiğini dolayısıyla yapılacak seçimlere güvenemeyeceklerini söylüyorlar.

Hükümetin bağımsız seçim kurulu oluşturulması yönündeki talepleri göz ardı etmesinden dolayı seçimleri boykot edecek partilerin liderleri tavırlarını ve gerekçelerini kamuoyuna açıkladılar.

Seçimi boykot eden partiler arasında yer alan Özgürlüklerin Öncüleri Partisi'nin resmî sözcüsü Ahmed Azimi seçimlerle ilgili olarak yaptığı açıklamada Cezayir'in zor bir süreçten geçtiğine dikkat çekerek Mayıs'ta yapılacak seçimlerin çözüm olamayacağını ancak hükümetle muhalefet arasında doğrudan bir diyalog başlatılmasının demokrasiye geçiş konusunda bir çözüm yolu olabileceğini söyledi. Azimi açıklamasında aynı zamanda seçimlerin dürüstçe olacağı konusunda hükümetin yaptığı vaatlerin hiçbir güvencesinin olmadığını ifade etti.

Fakat ülkedeki siyasi muhalefetin tümü de seçimi boykot etmiyor. Bazı siyasi partilerin liderleri hükümetin tutumunun seçimlerin dürüstlüğü konusunda şüphelere neden olduğunu düşünmekle beraber içeriden bir değişim gerçekleştirilmesi ümidiyle seçimlere katılacaklarını açıkladılar. İslâmî çizgideki partilerin ileri gelenleri de seçimlere katılma kararı verenler arasında yer aldı.

Seçimlere katılma kararı veren muhalefet partileri de seçimlerin dürüst olacağı beklentisi içinde değiller. Ancak sadece bir partinin veya birkaç partilik grubun boykot etmesinin durumu değiştirmeyeceğini, sonuca etki edemeyeceğini düşünüyorlar. Fakat tabii bu partilerin seçimlere iştirak etme kararı vermeleri bir yandan da seçimin geçerli sayılmasına ve muhalefetin de temsil edildiği bir seçim olarak yansıtılmasına imkân tanıyor.

Fakat seçimlere katılma kararı alan partiler, hükümeti ele geçirme beklentisi içinde olmasalar da parlamentoya girmek suretiyle değişimi içeriden gerçekleştirmeyi ümit ediyorlar.

Cezayir'deki Adalet ve Kalkınma Partisi seçime katılma kararı veren partiler arasında yer alıyor ve o da sadece bir partinin yahut küçük bir grubun boykot etmesinin sonucu etkilemeyeceğini bundan önceki boykotlarından da bir sonuç elde edemediğini düşünüyor. Partinin ileri gelenleri 2007'deki yerel seçimleri boykot ettiklerini ancak hiçbir sonuç elde edemediklerini faturasını da yerel yönetimlerde hiçbir temsil hakkı elde edememekle ödediklerini söylüyorlar.

Cezayir'de "sessiz çoğunluk" kazanabilir

22 Nisan 2017 Cumartesi, Yeni Akit

Dünkü yazımızda Cezayir'de 4 Mayıs 2017 tarihinde yapılacak genel seçimler karşısında siyasi partilerin takındığı tavrı değerlendirmiş ve bazı partilerin seçimlere güvenmedikleri için boykot edeceklerini dile getirmiştik. Ancak asıl bu güvensizliğin vatandaşın sergilediği tavırda kendini gösterdiğini belirtmemiz gerekir. Bundan dolayı Cezayir seçimleriyle ilgili yorumlarda bu ülkede cuntanın yönetime el koymasından bu yana seçimleri her zaman sessiz çoğunluğun kazandığına dikkat çekiliyor.

Sessiz çoğunluk sandık başına gitmekle ve bir tercih yapmakla ülkenin siyasetinde ve hükümetin şekillenmesinde bir etkisinin olmayacağına inanıyor. Dolayısıyla sergilediği tavırla aslında kendilerine demokrasi olarak yutturulan sistemin gerçekte bir tercihe imkân tanımadığına, verdikleri oyların sandığın içine gömüldüğüne, siyasi mekanizmaya yansımadığına inandığını göstermeye çalışıyor.

Cezayir'de özellikle askerî cuntanın yönetime el koymasından bu yana yapılan seçimlerin tümünü "sessiz çoğunluk" kazandı. En son Mayıs 2012'de gerçekleştirilen genel seçimlerde de hükümetin tüm teşviklerine, seçimlerin şeffaf ve güven verici olacağına dair bütün vaatlerine rağmen oy kullanma oranı %43.14'te kalmıştı. Yani seçimleri kazanan yine %56.86'yı bulan sessiz çoğunluk olmuştu. Bu seçimlerde 21 milyon 600 bin seçmenin oy kullanma hakkı olduğu ancak oy kullananların sayısının 9 milyon 300 binden ibaret olduğu açıklanmıştı.

Sessiz çoğunluk aslında sandık başına gitmemek ve oyunu kullanmamak suretiyle tümüyle sessiz kalmak istemiyordu. Bir tercih yapıyordu yine de. Ama tercihi hakim sistemin önlerine koyduğu sandığı reddetmek ve bu sandıklardan çıkacak sonuçlara güvenmediğini ortaya koymak şeklindeydi.

Cezayir'deki askerî cunta sadece siyasi yönetime el koymamış aynı zamanda ülkenin büyük çoğunluğunun siyasi iradesine de el koymuştu. O yüzden bu irade cunta tarafından önlerine konulan sandıkları gerçekte kendisinin tercihinin ortaya konmasına fırsat verilmesi değil gayri meşru cunta yönetimine meşruiyet kazandırma amacı taşıdığını düşünüyordu. Dolayısıyla gidip partiler arasında bir tercih yapmayı değil cuntayı reddettiğini, onun önüne koyduğu sandıkları kabul etmediğini göstermeyi tercih ediyordu.

Şimdi 4 Mayıs 2017 tarihinde yine genel seçimler yapılacak. Bu seçimleri boykot eden partilerin sayısı çok fazla değil. Ama yine sessiz çoğunluğun seçimleri kazanması ihtimaline yüksek olarak bakılıyor. Çünkü ülkede cunta havası henüz son bulmuş değil. Seçim sistemi yine cuntanın dayattığı politikaya göre uygulanıyor. Halkın özgür iradesinin ortaya konmasına imkân verecek bir seçim sistemi henüz uygulamaya konmuş değil.

Seçimleri boykot eden seçmenlerin arasında, seçimlere katılacak siyasi partilerin taraftarlarının da yer alması ihtimali var. Çünkü onlar destekledikleri partilerin seçimlere katılmasını kendi açılarından tatmin edici bulmuyorlar ve kullandıkları oyların siyasi mekanizmaya ne kadar yansıyabileceği konusunda tereddütleri var.

Bu yüzden hâkim sistem halkı oy vermeye teşvik amacıyla yoğun bir çaba sarf ediyor ve çok değişik yollara başvuruyor. Çünkü Cezayir'de oy kullanmayanların oranı bu sisteme hiçbir şekilde güvenmeyenlerin oranı olarak algılanıyor. Bu sebeple dünkü Cuma hutbelerinde halkın önümüzdeki seçimlerde oy kullanmaya teşvik edilmesine de yer verilmesi istenmişti. Camilerdeki vaaz ve hutbelerde bu yöndeki teşviklerin devam edebileceği tahmin ediliyor.

Bütün bu teşviklere ve yapılan vaatlere rağmen Cezayir'de 4 Mayıs seçimlerini yine sessiz çoğunluğun kazanması ihtimali yüksek.