Esed'in kimyasal katliamları

7 Nisan 2017 Cuma, Yeni Akit

Suriye'deki katil Baas rejimi ve onun arkasında duran işgal güçleri gerek kimyasal silahlarla ve gerekse bunların dışındaki muhtelif "yasak" silahlarla sivillere yönelik pek çok katliam gerçekleştirdiler. Onların bu katliamları hakkında muhtelif raporlar yayınlandı. O raporlarda verilen bilgileri bir makalenin içinde özetlemek bile mümkün değildir. Fakat biz bu yazımızda Suriye'de sürekli insanları toplu bir şekilde katleden zulüm güçlerinin elindeki kimyasal silahlar, yasak bombalar ve bunlarla gerçekleştirdikleri katliamlar hakkında önemli birkaç nota yer vermek istiyoruz.

Öncelikle şunu ifade edelim ki Suriye'de katil Baas rejiminin kimyasal silah üretmek için tesisleri mevcuttur ve şimdiye kadar bu silahlarla gerçekleştirdiği birçok katliam olduğu gibi hâlen de elinde kimyasal silah bulundurmaktadır. Dolayısıyla Baas rejimi ordusu adına yapılan, şimdiye kadar kimyasal silahla saldırı yapmadıkları ve bundan sonra da yapmayacakları yönündeki açıklama tamamen saçmadır. Şimdiye kadar düzenlediği saldırılar hakkında pek çok belge bulunmaktadır ve raporlar düzenlenmiştir.

Görünüşte Baas rejiminin kimyasal silahlarıyla ilgili bazı denetimler yapıldı. Fakat bu denetimler tamamen oyun icabıydı. Baas rejimi elindeki kimyasal silahları gizli yerlerde saklamaktadır ve buraları hiçbir zaman BM denetimine açmamıştır.

Özellikle vurgulanması gereken bir önemli husus da şudur: Suriye'de savaşan taraflar arasında kimyasal silah üretme ve nakletme imkânına sahip olan tek taraf rejim tarafıdır. Dolayısıyla geçtiğimiz Salı sabahı Han Şeyhun kasabasında gerçekleştirilen korkunç katliamla ilgili olarak rejim adına ortaya atılan iddialar yani patlayan kimyasal bombaların muhaliflerin elindeki bombalar olduğu iddiaları tamamen saçmadır ve rejimin kendi kirli yüzünü gizlemek amacıyla başvurduğu yalandır.

Katil Baas rejiminin kimyasal silahlı saldırılarında kullandığı maddelerin başında yer alanların sarin gazı ve klor gazı olduğu değişik raporlarda dile getirildi. Atılan bombalardan etkilenen insanlar üzerinde yapılan otopsi çalışmaları ve laboratuvar araştırmaları kullanılan zehirli gazlar hakkında da kanaat oluşmasını sağlıyor. Katil Esed rejiminin bu gazları BM ile yaptığı anlaşmaya rağmen kullandığı biliniyor. Ayrıca BM anlaşması sonrasında klor gazı depoları tamamen imha edilmemiştir. Çünkü bu gazın sivil amaçlarla da kullanılması tümüyle imha edilmemesi için gerekçe olarak kullanılıyor. Ne var ki Baas rejimi bu gazı çoğunlukla kimyasal saldırılarında kullanıyor.

İngiltere'de yayınlanan The Times gazetesinin 13 Temmuz 2013 tarihli sayısında yayınlanan bir haberde Şam'ın kırsalından alınan toprağın İngiltere'deki laboratuvarlarda incelendiği ve kimyasal bomba tesirinin tespit edildiği ifade edildi.

Sermin köyünde bir ailenin tamamen imha edilmesinde klor gazının kullanıldığı da BM raporlarında tescil edildi.

Bunlar sadece iki örnek. Suriye'deki sivil toplum kuruluşlarının yaptığı araştırmalar sonucu elde edilen belgeler ise çok fazladır. Fakat bu belgeler yeterince değerlendirilmedi.

Suriye - Amerikan Tıp Derneği'nin 14 Mart 2016 tarihinde yayınladığı bir raporda geçen beş yıl içinde Suriye rejim güçlerinin 161 kimyasal bombalı saldırı düzenlediği, bu saldırılarda 1500 kişinin hayatını kaybettiği 14 bin 500 kişinin ise yaralandığı dile getirildi. Ancak bu bilginin gerçek rakamların gerisinde kaldığı tahmin ediliyor. Çünkü rejim güçlerinin sadece Guta katliamlarında kimyasal bombaların tesiriyle hayatlarını kaybedenlerin sayısının 1400 yaralananların sayısının ise on bin civarında olduğu ortaya konmuştur. Rejim güçleri bunların dışında da birçok kimyasal bombalı saldırı gerçekleştirdi.

Kimyasal saldırıların birinci hedefi ise İdlib bölgesi oldu. Bu bölgeye yönelik birçok kimyasal saldırı gerçekleştirilmiştir.

Baas rejiminin ve arkasında duran işgal güçlerinin yasak silahlarla yaptığı saldırılar sadece zehirli gazlar içeren bombalarla yapılan saldırılar değildir. Ayrıca çok sayıda misket bombası, varil bombası ve napalm bombası kullanıldı. Bu saldırılarda hayatlarını kaybedenlerin de çoğunluğu siviller oldu ve onların da çoğunu çocuklar ve kadınlar oluşturuyordu.