İdlib'de korkunç katliam

6 Nisan 2017 Perşembe, Yeni Akit

Suriye'yle ilgili görüşmelerin beşinci turu tamamlandı. BM Özel Temsilcisi'nin iddiasına göre her ne kadar hızlı bir ilerlemeden söz edilemese de araba bir ilerleme kaydetti. Diğer taraftan Astana görüşmelerinde de Suriye genelinde bir ateşkes uygulanması için ittifak sağlanmıştı ve toplantıyı organize eden ülkeler aynı zamanda ateşkesin garantörü olmuştu. Fakat Baas rejiminin saldırıları yine kesintisiz bir şekilde devam ediyor. Bunların en tehlikelilerinden biri de iki gün önce yani 4 Nisan Salı sabahı İdlib'in taşrasında yer alan Han Şeyhun kasabasını hedef alan ve kimyasal bombaların kullanıldığı korkunç saldırı oldu. Bu korkunç saldırıda Doğu Guta'dakine benzer bir katliam gerçekleştirildi.

Katiller Halep'in merkezinde kontrolü ele geçirdiklerinde buradan tahliye edilen insanlara "sizi gittiğiniz yerlerde de rahat bırakmayacağız" şeklinde tehditlerde bulunmuşlardı. Tahliye edilenlerin önemli bir kısmı İdlib'e ve çevresindeki bölgelere nakledildi. Yapılan tehdit Halep'ten sonra saldırıların hedefinde İdlib'in bulunacağı mesajı içeriyordu. O yüzden katillerin bir sonraki aşamada burayı hedef almalarından endişe ediliyordu.

İdlib ve çevresine zaman zaman saldırılar düzenleniyor ve sivil, savunmasız insanlar katlediliyordu. Ancak son saldırı korkunç bir katliama neden oldu. Verilen bilgilere göre Han Şeyhun kasabasını hedef alan saldırılar gece sabaha doğru 03.00 civarında başladı ve en az 15 saldırı gerçekleştirildi. Saldırıların gerçekleştirildiği günün öğle vakitlerinde yapılan açıklamalarda en az yüz kişinin hayatını kaybettiği, dört yüz kişinin de yaralandığı; yaralananlardan bazılarının durumlarının ağır olması sebebiyle ölü sayısının artacağından endişe edildiği dile getirildi. Ölenlerin önemli bir kısmını çocuklar oluşturuyordu. Ayrıca bazı aileler toptan yok edildi.

Olayları izleyen uzmanların ve yaralıların tedavisi için müdahalede bulunan doktorların verdiği bilgilere göre saldırılarda kimyasal bombalar ve özellikle de zehirli sarin gazı bombaları kullanıldı. Doktorların saldırılardan etkilenenlerin üzerinde yaptığı incelemeler zehirli sarin gazı kullanıldığını belgeliyordu.

Saldırıyı düzenleyen rejim güçleri adına yapılan açıklamada, Baas güçlerinin elinde kimyasal bomba bulunmadığı ve saldırıda da kimyasal bombaların kullanılmadığı yalanı tekrar edildi. Fakat katliamda hayatlarını kaybeden çocukların görüntüleri bile tek başına bu yalanı açığa çıkarıyordu. Çünkü çocukların birçoğunun üzerinde herhangi bir şarapnel izinin bulunmadığı zehirli kimyasal gazlarla hayatlarını kaybettikleri belli oluyordu.

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu'nun açıklamasında rejim uçaklarının Han Şeyhun'u hedef alan saldırılar düzenlediği ifade edildi. Daha sonra gerek rejim uçakları ve gerekse işgalci Rusya'ya ait uçaklar tarafından başka bölgelere de saldırılar düzenlendi. Sonraki saldırılarda, ilk saldırılarda yaralananların kaldırıldığı hastaneler bile vuruldu.

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu, BM Güvenlik Konseyi'nden olayla ilgili olarak acil bir toplantı düzenlemesini ve hızlı bir şekilde soruşturma başlatmasını, saldırıların sorumlularının cezalandırılmasını istedi. Fakat Baas rejimi bu tür kimyasal bombaların kullanıldığı saldırılar düzenlemekte BM'nin vurdumduymazlığından ve kimyasal silahların imha edilmesi konusunda Suriye'deki rejimle yaptığı anlaşmanın arkasında durmamasından, bu işin takibini yapmamasından cesaret almaktadır.

Baas rejiminin 21 Ağustos 2013'te Doğu Guta'da kimyasal bombalarla büyük katliam yapmasından sonra BM'nin onunla yaptığı kimyasal silahların imha edilmesine dair anlaşmadan bugüne kimyasal bombalarla ve zehirli gazlarla birçok katliam gerçekleştirdi. Hâlâ elinde büyük miktarlarda kimyasal bomba bulunduğu tahmin ediliyor ve ne yazık ki BM onlarla ilgili hiçbir araştırma yapma ihtiyacı duymuyor.