Suriye direnişinin altı yılı

17 Mart 2017 Cuma, Yeni Akit

15 Mart 2017 tarihinde Suriye'de Baas zulmüne karşı başlatılan özgürlük ve hak mücadelesi altı yılını doldurdu ve yedinci yılına girdi.

Suriye halkının bu mücadelesi değişik yönlerden haksızlığa uğratıldı. En başta tanımlanması konusunda haksızlığa uğratılmıştır. Çünkü Suriye halkının Baas rejiminin zulmünün son bulması talebiyle meydanlara çıkması dünya kamuoyuna silahlı başkaldırı olarak lanse edildi. Dolayısıyla Baas rejiminin de silahlı başkaldırıya karşı silaha başvurduğu kanaatinin oluşturulmasına çalışıldı. Oysa Suriye halkı sadece tepkisini ortaya koymak ve maruz kaldığı zulmün son bulması yönündeki taleplerini dile getirmek amacıyla sivil bir mücadele başlatmıştı. Fakat Baas rejimi arkasındaki İran ve Rusya desteğine de güvenerek halkın sivil mücadelesine hemen silahla karşılık verdi. Direniş tarafında duranların silaha başvurmaları ise olayların patlak vermesinden yaklaşık altı ay sonradır ve ilk silaha başvuranlar da halka karşı silah kullanmaktan kaçınarak orduyu terk edenlerin muhalefet tarafında oluşturduğu Özgür Suriye Ordusu'dur. Diğer silahlı direniş grupları da çatışmaların başlamasından sonra bir bakıma sahada oluşmuştur. Halk ise bir yandan yine özgürlük mücadelesini sürdürmek için sivil faaliyetlerini devam ettirmeye çalışmış ama zamanla sivil mücadelenin alanı iyice daraltılmıştır.

Suriye direnişi hakkında bilinmesi gereken ikinci önemli husus ise IŞİD veya DAİŞ olarak adlandırılan örgütün Suriye'deki özgürlük mücadelesinin bir parçası olmadığıdır. Bu örgüt Suriye direnişinin yıpratılması ve kirletilmesi amacıyla Irak'tan Suriye'ye taşınmış ve yerine göre Baas rejimiyle işbirliği yapmasına veya bazen ele geçirdiği bölgeleri rejim güçlerine teslim etmesine rağmen direnişi sürekli arkadan vurmuştur ve hâlen de vurmaya devam etmektedir. Bu örgütün faaliyetleri aynı zamanda gerek rejim güçlerinin ve gerekse ona destek vermek amacıyla Suriye topraklarına gönderilen işgal güçlerinin direnişi kıskaca almasının ve direniş güçlerine karşı oyunlar oynamasının bir gerekçesi olarak kullanılmıştır. Yerine göre silahlı çatışmaların durdurulması için ateşkes ilan edildiği dönemlerde, IŞİD veya ona yakın durduğu iddia edilen gruplar müstesna tutulmuş, ama işgal güçleri bu örgütü hedef aldığını ileri sürerken onunla hiçbir ilgileri olmayan direniş güçlerine saldırılar düzenlemişlerdir.

Suriye direnişi konusunda vurgulamamız gereken bir önemli husus ise küresel emperyalizmin bütün kanatlarının ve onlarla işbirliği içindeki bölgesel güçlerin hepsinin Suriye'deki Baas rejimine destek verdiğidir. O yüzden Baas rejimine karşı özgürlük mücadelesi başlatan direniş grupları küresel ve bölgesel emperyalizmin bütün kanatlarını karşısında buldu. Küresel ve bölgesel güçler aynı zamanda IŞİD bahanesini de kullanarak direnişe sürekli ağır darbeler vurmaya çalıştılar.

Şimdi Suriye meselesinin bir çözüme kavuşturulması ve silahlı çatışmaların artık tamamen son bulması için iki ayrı görüşme faaliyeti yürütülüyor. Biri Türkiye, İran ve Rusya'nın gözetiminde yürütülen Astana görüşmeleri diğeri de BM'nin Suriye Özel Temsilcisi Staffan De Mistura'nın organize ettiği Cenevre görüşmeleri. Bu görüşmelerin her ikisinde de ana ekseni geçiş sürecinin ne şekilde olacağı konusu oluşturuyor. İran ve Rusya geçiş sürecinde Baas rejiminin başındaki Beşşar Esed'in devreden çıkarılmaması konusunda ısrar ederken, direniş tarafı onun bu süreçte tamamen kenara çekilmesini istiyor.

Görüşmeler sürecinin kısa vadede tamamlanması ve ihtilaflı konularda kesin anlaşmalara varılması kolay görünmüyor. Ancak bu süreçte en azından ateşkese hakkıyla riayet edilmesinin ve saldırılara son verilmesinin sağlanması gerekiyor.