İslâm Dünyasındaki Gelişmeler

Mart 2017, Davet Mektebi

Suriye'de Görüşmeler Süreci

Suriye'de silahların susmasının sağlanması için Kazakistan'ın başkenti Astana'da birincisi 23-24 Ocak, ikincisi 6 Şubat, üçüncüsü de 15-16 Şubat 2017 tarihlerinde olmak üzere üç aşamalı toplantı düzenlendi. Toplantının organizasyonunu Rusya, İran ve Türkiye yaptı.

Astana'daki toplantıların ana konusu Suriye'nin genelinde hâkim kılınacak bir ateşkes sağlanmasıydı. Burada organizasyonu yürüten üç ülkenin garantörlüğünde bir ateşkes ilan edildi. Fakat maalesef ateşkese yine gereği gibi uyulmadı ve gerek Baas rejiminin adamları gerekse, ateşkesin garantörleri arasında yer alan işgalci Rusya ve İran güçleri tarafından birçok kez ihlal edildi.

Suriye'yle ilgili görüşmeler sürecinin siyasi aşamasını 23 Şubat 2017 tarihinde başlatılması planlanan Cenevre görüşmeleri oluşturuyordu. Cenevre görüşmelerinden çıkacak sonuçları Allah nasip ederse müteakip sayıda değerlendirmemiz mümkün olabilir.

Suriye'deki görüşmeler sürecini Vuslat dergisinin Mart sayısı için yazdığımız aylık yazıda ayrıntılı bir şekilde değerlendirmeye çalıştık. Bu yazımızı derginin yayınlanmasından sonra kişisel web sitemiz olan www.vahdet.info.tr adresinden de okumanız mümkündür.

İsrail Parlamentosu Ezan Yasağı Tasarısını Yeniden Gündemine Aldı

Siyonist işgal rejiminin parlamentosu olan Knesset gerek Filistin halkından ve gerekse diğer Müslüman halklardan gelen tepkiler sebebiyle rafa kaldırmak zorunda kaldığı ezan yasağı yasa tasarısını bazı göstermelik değişikliklerden sonra yeniden gündemine aldı. İşgal parlamentosunun Yasama Komitesi söz konusu yasa tasarısını yeniden Knesset'te tartışmaya ve oylamaya açmayı kabul etti. İşgal parlamentosunun bu oyununun amacı kamuoyunu yavaş yavaş alıştırmak suretiyle ezan yasağını uygulamaya koymaktır. İşgal rejiminin ezan yasağını yeniden gündemine almasında da ona ABD'nin yeni başkanı Trump'ın verdiği desteğin önemli payı olduğunu sanıyoruz.

İşgal Hükümeti BMGK Kararını Ayaklar Altına Aldı

Trump'ın siyonist işgal rejimine şartsız ve sınırsız desteğinin verdiği cüretle bu rejimin attığı önemli bir adım da Batı Yaka ve Doğu Kudüs'te Filistinlilerden arazi gasp edilmesini kolaylaştıran bir yasa çıkarması oldu. Böyle bir yasanın tam da BM Güvenlik Konseyi'nin Batı Yaka ve Doğu Kudüs'teki yahudi yerleşimini işgal olarak tanımlayan ve yeni yahudi yerleşim merkezleri inşaatının derhal durdurulmasını isteyen kararının hemen ardından çıkarılması ise dikkat çekicidir. İşgal rejimi söz konusu kararın ardından böyle bir yasa çıkarmakla BM Güvenlik Konseyi'nin kendisiyle ilgili kararlarını ayaklar altına almaktan çekinmeyeceği mesajını vermiş oldu.

İşgal rejimi böyle bir yasa çıkarmakla yetinmeyerek aynı zamanda Kudüs ve Batı Yaka bölgelerindeki yahudi yerleşim merkezlerinde üç bin yeni konut inşa etme kararı da aldı.

Normalde Güvenlik Konseyi kararının uygulanmaması durumunda yaptırıma başvurulması gerektiği halde BM, siyonist işgal rejiminin kendisine karşı sergilediği tavır karşısında herhangi bir ciddi adım atmaktan çekindi. Bu da BM'nin işgal rejimiyle ilgili kararlarında gerçekçi ve samimi olmadığını bir kez daha ortaya koyması açısından dikkat çekicidir.

Filistin'de Esir Takası Yeniden Gündemde

İşgal rejimi artık askerlerinden bazılarının Filistin direnişinin elinde olduğunu zorunlu olarak kabul ediyor. Askerlerin aileleri de çocuklarının kurtarılması için işgal hükümetine baskı yapıyorlar. Bu yüzden esir takası için pazarlık yapma ihtiyacı duyuyor. Filistin direnişi tarafından yapılan açıklamalara göre işgal hükümeti esir askerlerin serbest bırakılması için çeşitli teklifler gönderdi. Fakat Filistin direnişi herhangi bir takas pazarlığına başlamadan önce, bundan önceki takas anlaşmasında özgürlüklerine kavuşturulmalarından sonra yeniden tutuklanan eski esirlerin şartsız olarak serbest bırakılmasını istiyor. Çünkü işgal rejimi imzaladığı anlaşmalara, kabul ettiği taahhütlere bağlı kalmıyor. Onun bu tutumu karşısında Filistin direnişi de haklı olarak tutuklanan, özgürleştirilmiş eski esirlerin serbest bırakılmasını bir ön şart olarak önüne koyuyor ve bu şartı yerine getirilmeden hiçbir takas pazarlığını kabul etmeyeceğini bildiriyor.

İşgal Güçlerinin Gazze'ye Saldırıları

ABD'nin yeni başkanı Trump'ın sınırsız desteğinden dolayı iyice cüretlenen siyonist işgal rejimi Şubat ayı içinde Gazze bölgesine yönelik yoğun hava saldırıları düzenledi. Bu saldırıları Gazze tarafından atılan füzelere karşılık düzenlediğini ileri sürdü. İşgal rejimi Gazze'ye saldırı düzenlemek istediğinde zaten bir füze saldırısı bahanesi buluyor. Gerçekte işgal rejiminin bu saldırılarının, Filistin direnişini esir takasıyla ilgili şartlarından vazgeçmeye zorlamak için sıkıştırma amacı taşıdığı tahmin ediliyor.

Raid Salah'a Uygulanan Yasaklar Uzatıldı

Mescidi Aksa konusundaki duyarlılığından dolayı dokuz ay hapis cezasına mahkûm edilen Raid Salah'a hapisten çıkmasından sonra da Kudüs'e giriş ve sınır dışına çıkma yasağı konmuştu. Bu yasaklar yeniden uzatıldı. Yeni kararlara göre İsrail için tehlike arz ettiği iddiasıyla Raid Salah'ın Kudüs'e girmesi 11 Temmuz 2017, sınır dışına çıkması da 15 Temmuz 2017 tarihine kadar uzatıldı.

İsrail'in Kahire Büyükelçisini Çekmesi

Siyonist işgal rejiminin iç istihbarat teşkilatı olarak bilinen Şabak teşkilatı tarafından Şubat ayı içinde yapılan bir açıklamada İsrail'in Kahire büyükelçisini güvenlik gerekçeleriyle çektiği ifade edildi. Daily Telegraph gazetesinde yayınlanan bir haberde ise İsrail'in Kahire'deki büyükelçisinin birkaç haftadan beri görevinin başında olmadığı, güvenlik gerekçesiyle çekildiği ifade edildi. Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise kendilerine diplomatik kanaldan büyükelçinin neden çekildiği ve görevine dönüp dönmeyeceği hakkında herhangi bir bilgi verilmediği ifade edildi. Bütün bu bilgiler işgal rejiminin Kahire'deki büyükelçisinin adeta sır gibi çalıştığını ortaya koyuyordu. Öte yandan güvenlik gerekçesinin yeni olmadığı bir yıl önce de Kahire'deki büyükelçisinin yine aynı gerekçeyle görevini bıraktığı biliniyordu. O yüzden son işlemde stratejik birtakım hesapların olması ihtimalinden de söz ediliyordu.

Mısırlılar ise siyonist sefirin çekilmesinden memnun kaldıklarını dile getiren bir gösteri düzenlediler. Gösteride siyonist sefiri eşeğe benzeten ve ona "defol git" diyen pankartlar taşımaları dikkat çekti.

Trump'ın Yedi Ülkeye Vize Yasağı

Donald Trump propaganda döneminde başkanlığı kazanması durumunda Müslümanları Amerika'ya sokmayacağı vaadinde bulunmuştu. Onun bu yöndeki sözleri değişik çevrelerin tepkilerine neden olmuştu. Fakat Trump başkanlık koltuğuna oturmasından sonra bu konuda kararlı olduğunu göstermek için ilk adımını attı ve İslâm coğrafyasından seçilen yedi ülkenin vatandaşlarına vize yasağı uygulama kararı aldı. Bu ülkeler Irak, Suriye, İran, Sudan, Yemen, Libya ve Somali'ydi.

Hava yolları şirketleri Trump'ın bu kararını uygulamaya çok hızlı bir şekilde başladı ve adı geçen ülkelerin vatandaşlarını Amerika'ya alınmayacakları gerekçesiyle uçaklarına bindirmemeye başladılar. Fakat ABD yargısı Trump'ın kararını iptal etti. Trump kararını uygulamakta ısrarlı olduğu için temyize başvurdu ve temyiz de yargının hükmünü haklı çıkardı. Trump bu konudaki tutumundan vazgeçmeyeceğini ifade ederek kararını yüksek mahkemeye taşıyacağını bildirdi.

Ribat'ın Mart 2017 sayısı için yazdığım yazıda Trump'ın İslâm'a karşı savaşını ayrıntılı bir şekilde ele almaya çalıştım. Bu yazımızı da derginin yayınlanmasından sonra kişisel web sitemizden okumanız mümkündür.

Batı'da Artan İslamofobi Terörü ve Kanada'da Camiye Saldırı

Batı emperyalizminin Batılı toplumları İslâm'a karşı kin ve nefret duygularıyla doldurmak amacıyla yürüttüğü İslamofobi kampanyası son dönemde değişik şekillerde sonuç vermeye başladı. İslamofobi kampanyasının yetiştirdiği teröristler şimdi değişik ülkelerde camilere, mescitlere ve İslâmî merkezlere saldırılarda bulunuyorlar. İşin ilginç tarafı ise dün bu teröristleri yönlendiren ve tahrik eden siyasi çevrelerin yahut medya organlarının bugün güya onların gerçekleştirdikleri eylemlere onay vermediklerini söylemeleri.

İslamofobi teröristlerinin son dönemde gerçekleştirdikleri saldırılardan birinin hedefinde de, Kanada'nın Quebec eyaletinde yer alan ve aynı zamanda cami olarak kullanılan Quebec Kültür Merkezi vardı. Yatsı namazı esnasında üç terörist tarafından gerçekleştirilen saldırıda altı kişi hayatını kaybederken sekiz kişi de yaralandı. Polis tarafından yapılan açıklamada saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin yakalandığı belirtildi.

Somali'de Cumhurbaşkanlığı Seçimleri

Somali'de iç savaş yüzünden Meclis üyelerinin ancak başkent Mogadişu Havaalanı'nda çok sıkı korunan bir salonda toplanması neticesinde 8 Şubat tarihinde cumhurbaşkanlığı seçimi yapılabildi. Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'un görev süresinin dolması sebebiyle gerçekleştirilen bu seçimlerin birinci turunda yirmi aday olduğu için sadece bir kişinin ilk turda şart koşulan üçte iki çoğunluğu elde etmesi mümkün görünmüyordu. Görev süresi dolan Hasan Şeyh Mahmud da adaylar arasında yer almıştı. İkinci tura kalmaya hak kazanan beş adaydan mevcut başbakan Ömer Abdurreşid Ali Şermarke adaylıktan çekildi ve aday sayısı dörde düştü. Onların arasından da eski başbakanlardan Muhammed Abdullah Fermacu yeterli sayıda oy alarak cumhurbaşkanı seçildi. Fermacu da sonucun belirlenmesinin hemen ardından yasal yemin işlemini yapıp fiili olarak görevi devraldı.

Yemen'de Husilerin Hareket Alanı Daralıyor

Yemen'in stratejik yerlerinden Muha limanı Aden merkezli ve Suudi Arabistan tarafından desteklenen hükümetin kontrolüne geçti. Böylece Husi militanları ve onlara destek veren eski diktatör Ali Abdullah Salih'e bağlı milis güçler önemli bir noktayı daha kaybetmiş oldular. Diğer bölgelerde de Aden hükümetine bağlı silahlı birliklerin ilerlemesi sebebiyle Husi militanların hareket alanları gittikçe daralıyor. Bu durum karşısında Husi militanlar da Suudi Arabistan'ın içlerine doğru füze saldırıları düzenliyorlar. Hatta son dönemde yaptıkları açıklamalarında Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a füze saldırısı gerçekleştirdiklerini iddia ettiler. Ancak Husilerin bu yöndeki açıklamaları Suudi Arabistan yetkilileri tarafından doğrulanmadı.

Yemen ve Somali'de Açlık Tehlikesi

Yemen'de iç savaşın devam etmesi, Somali'de ise bir yandan iç savaşın sürmesi bir yandan da kuraklık nedeniyle ciddi oranda açlık sıkıntısı yaşanmaya başlandı. BM tarafından yayınlanan raporlarda her iki ülkede de açlık sorununun ciddi boyutlarda olduğu ve acil müdahalede bulunulmaması durumunda açlıktan ölümlerin başlayacağı vurgulandı.

Yemen'de Husi militanlar aynen Irak ve Suriye'deki zulüm güçlerinin yaptığı gibi, kontrol altına aldıkları bölgelerde yaşayan insanların dışarıdan insanî yardım almalarına engel oluyorlar. Bu da açlık sıkıntısının yaşanmasına neden oluyor.

Somali'de iç savaşa ek olarak son dönemde baş gösteren kuraklık nedeniyle insanlar su temin etmekte zorluk çekiyorlar. Bu yüzden evlerini terk ederek su bulabilecekleri yerlere göç ediyorlar. Bu kez gittikleri yerlerde yiyecek bulmakta zorlanıyor ve açlık sıkıntısıyla karşı karşıya kalıyorlar.

BM'nin Arakan Raporu

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Myanmar'daki dikta rejiminin Arakan Müslümanlarına uyguladığı insanlık dışı uygulamalar ve sergilediği vahşet hakkında bir rapor yayınladı. Raporda Bangladeş'teki mülteci kamplarına sığınmış olan Arakanlı Müslümanların gözlemlerine ve bilgilerine başvuruldu. Bilgilerine başvurulan kişiler arasında çocukların da yer aldığı ifade edildi. Raporda Myanmar yönetiminin Arakan bölgesinde çok büyük zulüm uygulamaları yaptığına ve bundan tüm bölge Müslümanlarının etkilendiğine dikkat çekildi. Raporun yayınlanmasından sonra yapılan açıklamalarda da bölgedeki zulüm uygulamalarının yerinde incelenmesi için BM tarafından bir araştırma heyeti oluşturulması istendi.

Raporun yayınlanmasından sonra Myanmar yönetimi tarafından yapılan açıklamada Arakan'daki uygulamaların soruşturulacağı iddia edildi. Ancak bu konuda yaptığı açıklamalar inandırıcı ve güven verici bulunmadı. Çünkü Arakan'da Budist çetelerin yanı sıra polisler ve askerler tarafından da büyük zulümler yapıldığı, saldırılarda bulunulduğu, kadınlara tecavüz edildiği biliniyor. Özellikle Ekim 2016'da bazı polis merkezlerine saldırılar düzenlendiğini iddia eden Myanmar yönetimi Arakan'daki tüm Müslümanlara yönelik resmî şiddet ve terörü artırdı.

Mısır'da En-Nedim Rehabilitasyon Merkezi'nin Kapatılması

Mısır'daki Sisi cuntası, polis ve askerlerin uyguladığı işkencelerden etkilenenlere rehabilitasyon hizmeti veren En-Nedim Merkezi'ni kapattı. Bu merkezin, korkunç işkencelere maruz kalan insanların üzerindeki izleri gözler önüne seren görüntüleri kamuoyuna yansıtması sebebiyle Sisi cuntası ruhsatsız çalıştığı iddiasında bulunarak merkezi kapattı.

IŞİD'in Pakistan ve Irak'ta Bombalama Eylemleri

Pakistan'ın Sind eyaletine bağlı Sehvan Şerif kentinde, 16 Şubat 2017'de bir tasavvuf şeyhinin türbesine düzenlenen ve 80 kişinin ölümüne 250 kişinin de yaralanmasına neden olan bombalama eylemiyle, hemen ardından Irak'ın başkenti Bağdat'ta ikinci el araba pazarında düzenlenen ve 50 kişinin ölümüne 50 kişinin de yaralanmasına neden olan bombalama eylemini IŞİD üstlendi. Her iki eylemde de korkunç katliam gerçekleştirildi.

İran'ın Ahvaz Bölgesinde Gösteri ve Çatışmalar

İran'ın Arap azınlığa yönelik ayrımcı politikalarına karşı Arapların çoğunlukta olduğu Ahvaz bölgesinde Şubat ayı içinde gösteriler düzenlendi. Gösterilere İran polis güçleri müdahale etti ve çatışmalar meydana geldi. İran'ın ayrımcı politikaları Arap azınlığın çeşitli sıkıntılara maruz kalmasına neden oluyor.

Ömer Abdurrahman'ın Vefatı

Mısır'daki Cemaati İslâmiye'nin kurucusu ve manevi lideri Şeyh Ömer Abdurrahman, Amerika'da tutuklu olduğu hapishanede 79 yaşında hayatını kaybetti. Trump'ın başkanlık koltuğuna oturmasından sonra Ömer Abdurrahman'a yönelik kötü muamelelerin şiddetlenmesinden şikâyet ediliyor ve hayatından endişe edildiği dile getiriliyordu.

On aylıkken gözlerini kaybeden Ömer Abdurrahman İslâmî ilimleri tahsil için büyük çaba sarf etmiş ve Mısır'ın ileri gelen âlimleri arasında yer almıştı. Yüce Allah'tan kendisine rahmet diliyoruz.

İrtibatlı Yazılar:

  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Şubat 2017
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Ocak 2017
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Aralık 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Kasım 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Ekim 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Eylül 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Temmuz 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Haziran 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Mayıs 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Nisan 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Mart 2016