Güney Sudan çıkmazı

25 Şubat 2017 Cumartesi, Yeni Akit

Güney Sudan meselesiyle ilgili olarak devam eden ve özellikle son günlerde öne çıkan bazı konulara temas etmeden önce buranın artık Sudan'ın güneyi değil ayrı bir devlet olduğuna işaret etmeyi faydalı görüyorum. Buna ihtiyaç duymamın sebebi ise Türkiye'de bazı medya organlarında yayınlanan haberlerde bu ülkede meydana gelen olayların Sudan'ın güneyinde meydana gelmiş gibi yansıtılmasının dikkatimizi çekmesidir. Güney Sudan'da meydana gelen olaylar doğal olarak Sudan'ı birinci derecede etkiliyor. Ama bu olaylar Sudan'ın bir bölgesinde değil farklı bir ülkede meydana geliyor ve o ülkenin kendi iç meselelerinden kaynaklanıyor.

Güney Sudan küresel emperyalizmin uzun süren fitne savaşının sonunda bağımsız oldu ama bağımsızlığından bu yana kendi içinde bir türlü istikrar sağlayamadı. Bu istikrarsızlık ve iç savaş ise bir yandan içeride çeşitli haksızlıklar yapılmasına ve savaşın getirdiği açlık felaketine neden oluyor; bir yandan da halkının kendi ülkelerini terk ederek Sudan'a sığınmaları sonucunu doğuruyor. Sudan'a ilticalar da bu ülkenin içinde sıkıntılara ve zorluklara neden oluyor.

Sudan Cumhurbaşkanı Ömer Hasan El-Beşir de geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada Mısır'daki Sisi yönetiminin Güney Sudan'da hâlen iktidarı elinde bulunduran kesime silah ve cephane desteğinde bulunduğunu ileri sürdü.

El-Beşir, Birleşik Arap Emirlikleri'ni ziyareti esnasında kendisiyle birlikte seyahate katılan Sudanlı gazetecilerle yaptığı sohbet esnasında Kahire hükümetinin, Güney Sudan hükümetine silah ve cephane yardımı yaptığına dair ellerinde deliller bulunduğunu söyledi. El-Beşir: "Mısır hükümeti gidip Güney Sudan'da fiili olarak savaşmıyor ama Güney Sudan hükümetine silah vererek savaşa iştirak ediyor" ifadesini kullandı.

Mevcut şartlarda Güney Sudan hükümetine verilen silah ve cephane bu ülkenin kendi içinde savaşı daha da kızıştırmaktan, halkının huzurunu kaçırmaktan, insanlarını aç bırakmaktan veya evlerini terk ederek başka ülkelere ilticaya zorlamaktan başka bir işe yaramıyor. Dolayısıyla bunu alelade bir silah ticareti olarak ele almak mümkün değildir. Bunun anlamı ateşin üzerine benzin dökmektir.

Bu arada İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) tarafından hazırlanan bir raporda bugün Güney Sudan'ın resmî ordusu haline gelen, önceden bu bölgenin bağımsızlığı için savaşan örgüt durumundaki Sudan Halk Kurtuluş Ordusu (SPLA) askerlerinin kadınlara tecavüz ettiğinin belgelendiği dile getirildi. Raporda bu ordunun, savunmakla yükümlü olduğu halkın mensuplarına yönelik böyle tecavüzlerde bulunmakla suçlanan bir ordu olduğuna dikkat çekildi. Raporda tecavüz olaylarından dolayı Güney Sudan'ın kendi içinde yaşanan tartışmalar, bazı mahkeme yetkililerinin, tecavüz şikâyetleri ve açılan davalar karşısında taraflı davranılması sebebiyle görevlerinden istifa etmeleri olaylarına da temas edildi. HRW raporunda tecavüz mağduru bazı kadınların ifadelerine ve maruz kaldıkları durumlarla ilgili verdikleri bilgilere de yer verildi.

Güney Sudan'ın bu sıralarda karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri de gittikçe büyüyen ve tehlike oluşturmaya başlayan açlık sorunu.

Güney Sudan hükümeti resmî olarak ülkede açlık sorununun yaşandığını duyurdu ve destek verilmesi için BM'ye çağrı yaptı. Yapılan çağrıda şu an ülkede yüz bin kadar insanın açlıktan ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğu en az bir milyon insanın da açlık sıkıntısı yaşadığı vurgulandı.

Açlık felaketinin ise muhtelif sebepleri var. Başta gelen sebep tabii ki ülkede hâlen devam etmekte olan iktidar savaşı. Yaşanan ekonomik kriz de savaşın ortaya çıkardığı bir neden. Tabii bu arada fitneyi ateşlemekten zevk alanlar da ekmek yardımı yapmak yerine silah gönderiyorlar.