İslâm Dünyasındaki Gelişmeler

Şubat 2017, Davet Mektebi

Suriye'de Uygulanmayan Ateşkes ve Astana Görüşmeleri Öncesi Durum

Suriye'de normalde ateşkes devam ediyor. Fakat gerek rejim güçleri ve gerekse ona destek veren işgalci güçler tarafından sıkça ihlal ediliyor. Ayrıca son dönemde ABD'nin öncülüğündeki uluslararası koalisyon tarafından, "terör örgütü" nitelemesiyle ateşkesin dışında tutulan Fethu'ş-Şam (eski Nusra) hareketi hedef gösterilerek yoğun saldırılar düzenleniyor. Birinci olarak bu hareketi hedef alan saldırılar öncelikle Baas rejiminin işine yarıyor ve onun önünü açıyor. İkinci olarak bu örgütün hedef gösterilmesi suretiyle düzenlenen saldırılarda çoğu zaman siviller de hedef alınıyor ve öldürülüyor. Bu gerçekler ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun Baas rejimini desteklediği ve onun önünü açmak, direnişin önünü kesmek amacıyla olaylara müdahale ettiği gerçeğini teyit ediyor.

Bir yandan Suriye'de ateşkesi ihlal eden saldırılar, baskınlar ve kuşatmalar devam ederken bir yandan da Türkiye, Rusya ve İran öncülüğünde gerçekleştirilecek Astana görüşmeleri için hazırlıklar devam etti. Astana görüşmeleri Suriye meselesine bir geçiş süreciyle kalıcı çözüm bulmayı amaçlıyor. Ancak özellikle İran'ın ve onun desteklediği Baas rejiminin Halep'te elde ettikleri sonucu da değerlendirerek saldırgan tutumlarında ısrarlı olmaları çözüm konusunda ciddi tereddütlere neden oluyor.

Kudüs'te İsrail Askerlerini Hedef Alan Eylem

Fadi Kanber isimli Filistinli gencin 8 Ocak 2017 tarihinde Doğu Kudüs'te işgalci askerlere yönelik olarak kamyonla gerçekleştirdiği feda eylemi siyonist işgal rejimi açısından son derece sarsıcı oldu. Bir otobüsün yanında toplanan işgalci askerleri hedef alan eylemde dört işgalci asker hayatını kaybederken sekizi ağır olmak üzere on beş asker de yaralandı.

İşgal rejiminin, Kudüs intifadasının artık etkisini kaybettiğini iddia ettiği ve bu konuda yahudi kamuoyunu tatmin etmeye çalıştığı bir sırada böyle bir eylemin gerçekleştirilmesi işgal güçlerinde ciddi bir hayal kırıklığına neden oldu. Çünkü eylem tüm baskılara ve şiddet uygulamalarına rağmen Filistinli gençlerin işgale karşı mücadelelerinden geri adım atma niyetinde olmadıklarını gösteriyordu.

Doğu Kudüs eylemini Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) üstlendi.

Paris Barış Konferansı

Geçtiğimiz ayın (Ocak 2017) ortalarında Fransa'nın girişimiyle, siyonist işgal rejimiyle Filistin arasındaki meseleye çözüm bulma konusunda yeni adımlar atma iddiasıyla Paris Barış Konferansı adı verilen bir uluslararası toplantı düzenlendi. Toplantıya 75 ülke veya uluslararası kurumun temsilcisi katılırken meselenin asıl tarafları durumundaki İsrail ve Filistin katılmadı. İşgal rejiminin başbakanı Netanyahu toplantıyı abesle iştigal olarak niteledi. Fakat Mahmud Abbas yönetimi adına yapılan açıklamada olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi. Filistin İslâmî Direniş Hareketi (Hamas) adına yapılan açıklamada ise bu tür girişimlerin sonuç getirmeyeceği ifade edildi. Toplantının ortak bildirisinde Nisan 2014'te kesintiye uğrayan masa başı görüşmelere yeniden dönülmesi, şiddetin durdurulması ve yahudi yerleşimi inşaatlarına son verilmesi istendi.

Moskova'da Uzlaşma Toplantısı

Fransa'da Paris Barış Konferansı'nın düzenlendiği günlerde Rusya'nın başkenti Moskova'da da Filistinli gruplar arasında dahilî ihtilafların çözülmesi ve bir uzlaşma sağlanması amacıyla toplantı düzenlendi. Toplantıda başta Hamas ve Fetih olmak üzere Filistin'de sahada etkili olan grupların hemen hepsi temsil edildi.

Moskova'daki toplantıda ele alınan konulardan biri de bir uzlaşma hükümeti kurulmasıydı. Normalde Filistin'de hâli hazırda bir uzlaşma hükümeti bulunuyor ve bu hükümetin oluşturulması için Hamas, Gazze'deki hükümeti dağıtmış durumda. Fakat Ramallah'taki hükümetin Gazze'ye sahip çıkmaması, bu bölgeyle ilgili sorumluluklarını yerine getirmemesi sebebiyle sıkıntı yaşanıyor. Hamas Moskova'daki görüşmelerde de Ramallah'taki hükümetin veya onun yerine kurulacak yeni bir uzlaşma hükümetinin Gazze'yle ilgili sorumluluklarını yerine getirmesinin zorunlu olduğuna dikkat çekti.

Raid Salah Özgürlüğüne Kavuştu

Filistin'in 1948'de işgal edilmiş bölgesindeki İslâmî hareketin lideri ve Mescidi Aksa'nın korunması konusundaki gayretlerinden dolayı Mescidi Aksa muhafızı olarak tanınan Şeyh Raid Salah, siyonist işgal rejiminin verdiği dokuz aylık hapis cezası süresini tamamladıktan sonra özgürlüğüne kavuştu. Ancak işgal rejimi bu kez ona sınır dışına çıkma yasağı getirdi. Ayrıca işgal mahkemesi hakkında yeni bir soruşturma başlatmak amacıyla yeni bir dava açtı. Şeyh Raid Salah bu davanın aslında, kendisinin işgal başbakanı Netanyahu'yla ve onun İçişleri bakanıyla görüşmeyi kabul etmemesi sebebiyle açıldığını ifade etti.

Şeyh Raid Salah, işgal rejiminin tüm baskılarına rağmen Filistin halkının özgürlüğü ve değerlerinin korunması konusunda sürdürdüğü kararlı mücadeleden geri adım atmadı. Hapisten çıkmasından sonra yaptığı konuşmalarında da bu konudaki kararlılığını ortaya koydu.

Gazze'de Elektrik Krizi

Gazze'ye uygulanan ablukanın önemli bir boyutunu da elektrik sıkıntısı oluşturuyor. Çünkü bu bölgede tüketilen elektriğin önemli bir kısmı işgalci siyonistlere ait elektrik dağıtım firmalarından sağlanıyor. Bir kısmı da içerideki termik santrallerde üretiliyor; ancak bu santrallerde kullanılan yakıt da işgal rejiminin kontrolünde bölgeye sokuluyor. İşgal rejiminin firmalarının bölgeye sağladığı elektriğin düşük miktarlarda tutulması termik santrallerin yakıtlarına da sık sık engel konulması sebebiyle bölgede sürekli elektrik sıkıntısı yaşanıyor. Özellikle son dönemde engellemelerin artmasından dolayı bölgede ciddi bir elektrik krizi yaşanmaya başlandı. Bu krizin aşılması için Türkiye'den elektrik temin edilmesi amacıyla bazı girişimler oldu. Fakat henüz krizi aşmaya yetebilecek miktarda elektrik sağlanabilmiş değil.

Özerk yönetim lideri Mahmud Abbas'ın "her şey rayına oturursa biz de elektrik sorununun aşılması için gerekeni yaparız" şeklinde açıklamada bulunması ise krizde onun da parmağının olduğu konusunda ciddi şüpheler oluşmasına neden oldu.

Trump'ın ABD'nin İsrail Büyükelçiliğini Kudüs'e Taşıma Çabaları

ABD'nin yeni başkanı Donald Trump seçim çalışmaları döneminde Amerika'daki siyonist lobilere yaranabilmek ve onların desteğini almak için çeşitli vaatlerde bulundu. Bunlardan biri de ABD'nin Tel Aviv'deki büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma vaadiydi. İşgal rejimi Kudüs'ü başkent ilan etmiş olduğundan büyükelçiliğin bu şehre taşınması onun açısından önem arz ediyor. Çünkü burayı işgal devletinin başkenti olarak tanıma anlamına geliyor.

ABD, İsrail sefaretini Kudüs'e taşıma konusunda daha önce de bazı girişimlerde bulundu. Fakat Filistinlilerin tepkileri sebebiyle vazgeçti. Şimdi başkanlık koltuğuna oturan Trump, Filistinlilerin tepkilerini önemsemeyerek ABD'nin İsrail sefaretini Kudüs'e taşıma sözünü yerine getirme konusunda ısrarlı olacağını söylüyor. Ancak böyle bir girişim ciddi sorunları da beraberinde getirecektir. Bu sorunlar belki sadece ABD'nin değil siyonist işgal rejiminin başına da birtakım işler açabilir.

İran'da Rafsancani'nin Ölümü

İran'ın eski cumhurbaşkanlarından ve ileri gelen devlet adamlarından olan Ali Ekber Haşimi Rafsancani 8 Ocak 2017 tarihinde hayatını kaybetti.

Rafsancani, İran'ın ılımlı devlet adamları ve siyasetçileri arasında gösteriliyordu. Fakat onların en ılımlarının da İran'ın Suriye'deki vahşi katliamını içten desteklediğini, kesinlikle herhangi bir itirazda bulunmadığını, bu katliamı İran'ın bir hakkı olarak gördüğünü unutmamak gerekir. Rafsancani de ancak bu kadar ılımlı bir siyasetçiydi.

Rafsancani, Humeyni'nin yakın çevresinde yer almış biriydi. Hatta Humeyni'nin onun hakkında "Rafsancani yaşadığı sürece devrim de yaşayacaktır" dediği belirtiliyor. Şimdi Rafsancani öldü, devrim hâlâ yaşıyor mu bilmiyoruz. Ama Suriye'deki ve Irak'taki vahşi katliamlar İran'ın İslâm âlemindeki yerini netleştirmiştir.

Rafsancani'nin ölümüyle İran'da bir siyasi kargaşa ve ihtilaf çıkabileceği düşünülüyordu. Ancak bu konuda söylenenler İran'daki durumu değil de biraz onun Suriye ve Irak'taki katliamlarından rahatsız olanların arzularını ortaya koyan tarzda yorumlardı.

Gerçi İran'ın mevcut siyasi kadrosuna muhalif olanlar Rafsancani'nin cenaze törenini bir gösteriye dönüştürmeye çalıştılar. Fakat onun ölümüyle ortaya çıkan durumda ülke içinde siyasi çatışmaya neden olmasını gerektirecek bir sebep yoktu.

Rafsancani aynı zamanda İran'ın çok zengin iş adamlarından biriydi.

Musul'da Çatışmalar Sürüyor

Küresel emperyalizmin oluşturduğu uluslararası koalisyon tarafından desteklenen Irak ordusunun Musul'da kontrolü tamamen ele geçirme amaçlı saldırıları devam ediyor. Musul operasyonu başlatılırken birkaç hafta içinde işinin bitirileceği ve operasyonu düzenleyenlerin Musul'un tamamında kontrolü ele geçirecekleri söyleniyordu. Fakat aradan birkaç ay geçmesine rağmen henüz iddia ettiklerini gerçekleştirebilmiş değiller.

Bu konuyla ilgili farklı yorumlar yapılıyor. Bazıları operasyonun kasten uzatıldığını ve operasyonla bağlantılı birtakım amaçların gerçekleştirilmesine çalışıldığını ileri sürüyorlar. Fakat anlaşıldığı kadarıyla özellikle şehir merkezine girilmesi konusunda birtakım endişelerin olmasının da işin uzamasında payı var.

Musul operasyonunun devam etmesi tabii gerek şehrin içindeki silahsız halkın ve gerekse çevresindeki kabilelerin büyük sıkıntı çekmelerine neden oluyor.

Yemen Ordusunun Husiler Karşısındaki Başarıları

İran'ın Suriye ve Irak üzerinde yoğunlaşma ihtiyacı duyması Yemen'deki fitne grubu durumundaki Husi örgütüne destek verme konusunda biraz sıkıntı çekmesine neden oldu. O yüzden son dönemde Husi örgütünün ve onunla işbirliği içindeki eski diktatör Ali Abdullah Salih'e bağlı askerlerin önemli stratejik noktaları kaybetmeye devam ettikleri görülüyor. Özellikle Taaz bölgesinde Aden'deki hükümete bağlı olan Yemen ordusu Husilere ve Ali Abdullah Salih'e bağlı militanlar karşısında önemli ilerlemeler kaydettiler.

Taaz tarafında kayıp veren Husilerin bu kez kuzeyden Suudi Arabistan'ın içlerine doğru intikam saldırıları gerçekleştirdikleri ifade ediliyor.

Afganistan'da Kandahar Valiliğine Bombalı Saldırı

Afganistan'ın Kandahar Valiliğine bağlı misafirhanede ülke dışından misafirlerin bulunduğu sırada bombalı eylem gerçekleştirildi. Taliban hareketi kendilerinin eylemle bir ilgilerinin olmadığını açıkladı. Eylemde bombaların önceden koltukların altlarına yerleştirildiğinin ve uzaktan kumandalı olarak patlatıldığının tahmin edildiği ifade edildi. Olayda 11 kişi hayatını kaybederken, bazıları ağır olmak üzere 15 kişi de yaralandı. Ölenlerin ve yaralananların önemli bir kısmı Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşlarındandı. Onların bazı projeler hakkında görüşmeler yapmak amacıyla Kandahar Valiliği'nin misafirhanesinde bulundukları, BAE Afganistan büyükelçisinin de olayda yaralandığı olayla ilgili haberlerde dile getirildi.

Gambiya'da Olaylı Cumhurbaşkanı Değişimi

Batı Afrika bölgesinde yer alan Gambiya, Senegal'in içine doğru uzanan küçük bir İslâm ülkesidir. İki milyona yakın nüfûsa sahip olan bu ülkede halkın yüzde doksan beşi Müslümandır.

Gambiya'da 1994'te askeri darbeyle iş başına gelen, 1996'dan itibaren de beşer yıl aralarla yaptırdığı seçimlerde cumhurbaşkanı seçilen Yahya Jami (Jammeh) yönetimi elinde bulunduruyordu.

Ancak 1 Aralık 2016 seçimlerinde muhalefet partilerinin Adama Barrow isimli adayın arkasında ittifak kurmaları üzerine Jami seçimi kaybetti ve Barrow kazandı. Fakat Jami makamını ona teslim etmemek için ülkede olağanüstü hal ilan etti. Parlamento da onun görev süresini üç ay uzattı.

Bunun üzerine Barrow'u destekleyen Senegal devreye girdi ve 18 Ocak 2017'de makamı terk etmemesi durumunda Gambiya'ya askerî müdahalede bulunacağını bildirdi. Senegal'in tehditlerine bazı Afrika ülkelerinin yanı sıra ABD ve Avrupa ülkeleri de destek verdi.

Bütün bu gelişmelerin ardından Jami ülkede kan dökülmesini istemediğini söyleyerek görevini rakibine teslim etti ve kendisi ülkeyi terk etti. Onun önce geçici olarak Moritanya'da ikamet edeceği sonra Gine'ye veya Suudi Arabistan'a yerleşeceği açıklandı.

Nijerya Ordusunun Yüz Kişinin Hayatına Mal Olan Hatası

Nijerya ordusunun Boko Haram örgütüne karşı yürüttüğü savaşta "yanlışlıkla" Kamerun sınırları yakınındaki Rann bölgesinde bir mülteci kampını vurduğu ve olayda en az yüz kişinin hayatını kaybettiği haber verildi. Nijerya ordusu adına yapılan açıklamada saldırı itiraf edildi ancak bir yanlışlıktan kaynaklandığı, yanlışlığın neden kaynaklandığının ise araştırıldığı ifade edildi.

Nijerya ordusu uzun süreden beri, Nijerya'da ve çevresindeki ülkelerde faaliyet gösteren ve bu bölgenin IŞİD'i olarak tanımlanan Boko Haram örgütüne karşı savaş yürütüyor. Bu savaşında bazen yanlışlıkla bazen de Boko Haram militanlarını hedef alma iddiasıyla sivil hedeflere de saldırılar düzenleniyor ve önemli can kayıpları oluyor.

ABD'de Başkanlık Değişimi ve Yeni Başkan Hakkında Spekülasyonlar

ABD'nin en çok tartışılan başkanı Donald Trump sonunda görkemli bir törenle görevi teslim aldı. Fakat göreve gelmesinden önce CNN ve BBC tarafından hakkında önemli spekülatif haberlerin piyasaya sürülmesi Amerikan derin devletiyle arasının iyi gitmeyeceğinin işaretlerini veriyordu. Trump'ın bazı cüretkâr çıkışlarının ve ABD açısından tehlike arz eden vaatlerde bulunmasının derin devletin onun hareket alanını daraltmak için birtakım oyunlar oynamak amacıyla malzemeler oluşturmasına neden olduğu anlaşılıyordu.

ABD'nin yeni başkanının siyasetinin İslâm dünyası açısından da ciddi sorunlar oluşturacağı anlaşılıyor.

Mısır'da Dikta Rejimine Karşı Zaferin Beşinci Yılı

Mısır'da Hüsni Mübarek diktasına karşı halkın kazandığı zaferin üzerinden beş yıl geçti. Bizim bu yazıyı hazırladığımız sırada Mısır halkı da devrimin beşinci yıl dönümünü kutlamak amacıyla gösteriler düzenlemek için hazırlıklar yapıyordu. Ancak halkın zaferini birtakım fitne oyunlarıyla ve silahın gücüyle elinden alan Sisi cuntasının da bu hazırlıklardan rahatsız olduğu belli oluyordu. Gelişmeler cuntanın baskılarının Mısır halkının özgürlük arzularını bastıramadığını ve bu halkın diktaya karşı kazandığı zafere geri dönme talebini her fırsatta dile getirmeye çalıştığını ortaya koyuyor.

Güney Sudan, Sudan'dan Ayrıdır

Sudan'dan ayrılarak ayrı bir devlet kuran Güney Sudan'da siyasi gruplar arasında iktidar kavgası ve çatışmalar devam ediyor. Bu çatışmalarda bazen çok korkunç olaylara da şahit olunabiliyor. Fakat ilginç olan Türkiye'deki bazı medya organlarının haberlerinde bu korkunç olayları Sudan'da yaşanan olaylar olarak kamuoyuna yansıtmaları. Olayların gerisinden gittikleri için Güney Sudan deyince Sudan'ın bir bölgesinin anlaşılması gerektiğini düşünüyorlar. Buranın ayrı, bağımsız bir devlet olduğunu düşünemiyorlar. Kuzey Kore ile Güney Kore'yi birbirine karıştırmak gibi.

İrtibatlı Yazılar:

  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Ocak 2017
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Aralık 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Kasım 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Ekim 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Eylül 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Temmuz 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Haziran 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Mayıs 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Nisan 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Mart 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Şubat 2016