2016’ya Bakış

5-7 Ocak 2017 Perşembe-Cumartesi, Yeni Akit

İslam dünyasında 2016 yılı içinde en çok gündemi oluşturan konu Suriye’de yaşanan gelişmeler oldu. Suriye’de katil Baas rejimiyle onun hakimiyetini sürdürmesi için müdahale eden işgalci güçler katliamlar yapmaya devam ettiler. Fakat Suriye’deki gelişmeler içinde de en çok gündem oluşturanlar Halep’le ilgili gelişmelerdi. İşgal güçleri ve onun himayesindeki Baas rejimi Halep bölgesini uzun süre kuşatma altında tutarak teslim olmaya zorladılar. Direnişçiler tüm baskılara direnerek bütün imkanlarıyla bölgeyi korumak için mücadele ettiler. Fakat ne yazık ki tüm dünyanın onları yalnız bırakması karşısında küresel emperyalizmin bütün kanatlarının Baas güçlerine destek vermesi direnişçilerin zor durumda kalmasına neden oldu.

Küresel emperyalizm, Suriye’de IŞİD’i bahane ederek Baas rejimine doğrudan ve dolaylı bir şekilde destek verirken Irak’ta da yine IŞİD bahanesiyle Musul’a yönelik bir operasyon düzenledi. İşin gerçeğinde IŞİD’in bu bölgeye çekilmesi ve Irak’taki Şiileştirme operasyonuna karşı oluşan engelin kaldırılması için bir bahane oluşturulması da bir oyun ve taktikti. 2016 yılı içinde görünüşte Musul’u IŞİD’den geri alma iddiasıyla, ABD’nin liderliğinde oluşturulan uluslararası koalisyonun da desteğiyle Bağdat’taki kukla hükümetin gözetiminde geniş çaplı bir operasyon başlatıldı. Arap ülkelerinin itirazlarına rağmen operasyonda, IŞİD’den farkı olmayan bir terör örgütü durumundaki Haşdi Şa’bi’ye bağlı militanların aktif bir şekilde devreye sokulması dikkat çekti. Saldırıdan birinci derecede zarar görenler ise daha önce Şiileştirme operasyonlarının önünde engel oluşturan aşiretler oldu. Saldırılar yüzünden yüz binden fazla insan evini yurdunu terk etmek zorunda kaldı.

Türkiye’yle İsrail arasında ilişkileri normalleştiren anlaşmanın imzalanmasına rağmen Gazze üzerindeki abluka son bulmadı ve bütün katılığıyla devam etti. Çünkü anlaşma, Gazze üzerindeki ablukanın kaldırılması şartını içermiyordu.

2016 yılı içinde Gazze’ye uygulanan ablukanın yarılması ve dünya kamuoyunun dikkatlerinin yeniden bu ablukaya çekilmesi amacıyla İspanya’nın Barselona limanından “kadınların özgürlük filosu” adıyla iki gemilik bir filoyla harekete geçildi. Bunlardan Emel gemisi daha sonra yoluna devam edemedi ve yolcuların tamamı Zeytune gemisiyle Gazze’ye yanaşmaya çalıştı. Ancak siyonist işgal rejimi ona da engel oldu ve gemiye el koyarak yolcularını zorla Asdud limanına götürdü. Sonra da tümünü sınır dışı etti.

Ekim 2015’in başında başlayan Kudüs intifadası 2016 yılı boyunca da çeşitli münferit eylemlerle devam etti. İşgal güçleri çok sayıda Filistinli genci de eylem hazırlığı içinde oldukları iddiasıyla öldürdü veya yaraladı.

Filistin’de 2016 yılında yerel seçimler yapılması için Mahmud Abbas’ın kararıyla bir girişimde bulunuldu. Fakat Fetih örgütü seçimlerin dürüstçe yapılması durumunda yine Hamas’ın başarılı olacağını tahmin ettiğinden gerekli hazırlıklar yapılmadığını ileri sürerek ertelenmesini istedi. Bu talep karşısında Filistin Yüksek Mahkemesi devreye girerek seçimlerin vaktinde yapılması için hazırlıkların yapılamadığına ve ertelenmesi gerektiğine hükmetti. O yüzden 2016 içinde yerel seçim yapılamadı.

2016’da Filistin’de meydana gelen önemli gelişmelerden biri de İsrail olarak tanımlanan 1948’de işgal edilmiş bölgede ve Doğu Kudüs’te ezanların hoparlörle okunmasının yasaklanması için işgal rejiminin parlamentosu Knesset’ten yasa çıkarılması girişimi oldu. Bu girişimin şiddetli tepkilerle karşılaşması sebebiyle işgal rejimi sunulan yasa tasarısının parlamentoda görüşülmesinin ertelenmesini kararlaştırdı.

Mısır'da cunta zulmü 2016 yılında da bütün şiddetiyle devam etti. Bazı kişiler cezaevlerindeki işkence uygulamalarından dolayı hayatını kaybetti. Cunta yönetimi işkence veya kasıtlı ihmalden kaynaklanan cezaevi ölümlerinin tümüne hastalık görünümü verdiği için cezaevlerinden sorumlu kişiler hakkında herhangi bir soruşturma açma ihtiyacı duymadı. Cezaevlerindeki işkence uygulamalarının da zaten yetkili kişilerden ziyade cunta yönetiminin planlı bir uygulaması ve siyaseti olduğu biliniyor.

Bazı kişiler de evlerine baskınlar düzenlenerek öldürüldü. Bu şekilde öldürülenler arasında İhvan'ın siyasi liderlerinden Muhammed Kemal ve Yasir Şehate'yi özellikle anmak gerekir. Cunta yönetimi bu kişilerin çatışma sonucu öldürüldüklerini iddia etti. Ancak olaylara şahit olanlar herhangi bir çatışma olmadığını hatta zikredilen kişilerin sağ olarak gözaltına alındıklarını ve muhtemelen cezaevine götürülürken kasten öldürüldüklerini dile getirdiler.

Cunta, Sina bölgesine yönelik baskınlarını ve hava saldırılarını 2016'da da devam ettirdi. Bu saldırıların IŞİD'in bölgedeki yapılanmasını hedef aldığı açıklamalarda dile getirildi. Ancak saldırılardan birinci derecede zarar görenler bölgenin kırsal kesiminde hayatlarını idame ettirmeye çalışan sivil vatandaşlar oldu.

Libya'daki iç çatışmalara son verilmesi amacıyla 2015 yılı sonuna doğru Fas'ın Suheyrat şehrinde BM'nin arabuluculuğuyla imzalanan anlaşma ülkeye güven ve istikrar getiremedi. Çünkü anlaşma ülkedeki fitnenin başı durumundaki Halife Haftar'ın milis güçlerini ve Tobruk'ta oluşturduğu paralel hükümetini dağıtmasını şart koşmuyordu. Haftar, anlaşmayla kendi yapılanmasını dağıtmazken Trablus'ta oluşturulacak uzlaşma hükümetine ortak oluyordu.

Fitneci Haftar'ın milis güçleri özellikle ülkenin petrol kaynaklarını ele geçirmek amacıyla çeşitli saldırılar düzenlediler. Bu arada uzlaşma hükümetine bağlı olarak oluşturulan El-Bunyanu'l-Mersus adlı silahlı güçlerle IŞİD'in Libya kanadı arasındaki çatışmalar da devam etti.

Yemen'deki çatışmalara son verilmesi için yine BM aracılığıyla bir ateşkes ilan edildi ve Kuveyt'te masa başı görüşmeler başlatıldı. Fakat bu görüşmelerden bir sonuç çıkmadı. O yüzden ateşkes yine bozuldu ve çatışmalara dönüldü. İran'ın 2016 yılında ağırlığı Suriye ve Irak'a verme ihtiyacı duyması, Yemen'de siyasi hâkimiyeti ele geçirmek amacıyla devreye soktuğu Husilere desteğinin nispeten zayıf kalmasına neden oldu. O yüzden Suudi Arabistan'ın liderliğindeki Körfez koalisyonu ve bu koalisyonun desteklediği Abdurabbih Mansur El-Hadi'ye bağlı silahlı güçler, Husilerle eski Yemen diktatörü Ali Abdullah Salih'in ittifakından bazı önemli stratejik noktaları kurtarmayı başardı. Fakat ülke genelinde ve özellikle başkent Sana'nın önemli bir kısmında kontrolü ele geçiremediler.

Tunus'ta 2014 seçimlerinde iktidarı ele geçiren Nida Tunus Partisi'nin ekonomi ve güvenlik alanında yeterince başarılı olamaması ülke genelinde tartışmalara ve halkın tepki eylemleri düzenlemesine neden oldu. Bu tepkiler karşısında Tunus Cumhurbaşkanı El-Baci Kaid Es-Sebsi Ağustos 2016'da ülkenin Habib Es-Sayd başkanlığındaki hükümetini ilga ederek genç politikacılardan Yusuf Eş-Şahid'i başbakanlığa atadı ve onu yeni hükümeti kurmakla görevlendirdi. İktidardaki Nida Tunus Partisi'nin liderlerinden olan Yusuf Eş-Şahid genç ve başarılı bir politikacı olarak tanımlanıyor.

2016 yılında Ürdün'de bir genel seçim yapıldı. Yeni seçim kanununa göre gerçekleştirilen bu seçimlere Müslüman Kardeşler cemaatinin siyasi partisi olarak bilinen İslâmî Çalışma Cephesi de katıldı. Ancak Ürdün'deki son seçimlerde siyasi partilerden ziyade aşiretlerin aday listeleri başarılı oldu. Bunda yeni seçim kanununun da rolü olduğu tahmin ediliyor. Ürdün'de parlamenter bir sistem uygulanmakla birlikte kral geniş yetkilere sahip. Yetkileri son anayasa değişiklikleriyle daha da artırıldı.

Mısır'da Abdülfettah Sisi'nin askeri darbe gerçekleştirebilmesi için en büyük desteği veren ve darbe sonrasında da büyük yardımlarda bulunan Suudi Arabistan, 2016 yılında Sisi cuntasıyla sıkıntılı bir döneme girdi. Bunda Suudi Arabistan vatandaşı İslâm İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri İyad Medeni'nin Tunus'taki bir konuşmasında Sisi'yle dalga geçmesi sonrasında yaşanan gelişmelerin önemli rolü oldu. Medeni'nin konuşmasından dolayı Sisi'nin medya ordusu Suudi Arabistan yönetimine yönelik çirkin saldırılarda bulundular. Bu saldırılar karşısında sıkışan Suudi Arabistan, Medeni'yi istifaya zorlamak zorunda kaldı. Fakat sonrasında da cuntayla ilişkilerinde soğuk bir döneme girdi.

Suudi Arabistan, Türkiye'yle ilişkilerini geliştirmek ve yeni anlaşmalar imzalamak için bazı önemli girişimlerde bulundu. Ancak onun bu atakları ABD yönetiminin baskılarına neden oldu. ABD baskı uygulamalarına gerekçe olarak Türkiye'yle ilişkilerini geliştirmesini göstermedi elbette. Fakat yorumcular bunun önemli etkisi olduğunu dile getirdiler.

Lübnan'da iki buçuk yıldan beri devam etmekte olan cumhurbaşkanlığı seçimi meselesi sonunda Hizbulesed'in desteklediği Mişel Avn'ın seçilmesi konusunda bir anlaşma sağlanmasıyla halledildi. Bu anlaşmanın Avn'ın cumhurbaşkanlığına seçilmesinin ardından Müstakbel Partisi'nin lideri Sa'd El-Hariri'yi yeni hükümeti kurması için başbakanlık görevine getirme sözü vermesi karşılığında sağlandığı haberlerde dile getirildi. Hizbulesed bu konudaki haberleri yalanladı fakat gelişmeler doğruladı.

Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte bağımsız olan Özbekistan'ın başına geçen ve ülke halkına sürekli zulmeden, kendi yakın çevresini ise muhtelif yolsuzluklarla zengin eden İslam Kerimov'un dünya hayatı 2 Eylül 2016 tarihinde son buldu. Ondan sonra cumhurbaşkanlığına Kerimov'un başbakanı Şevket Mirziyovev vekaleten atandı. 4 Aralık 2016 tarihinde gerçekleştirilen seçimlerde de oyların %88'ini alarak cumhurbaşkanı seçildi. Mirziyovev'in gelmesi ülkede söze gelir bir değişiklik sağlamadı, zulüm uygulamaları aynen devam etti.

Bangladeş'teki zulüm rejimi özellikle Cemaati İslâmî'nin liderlerini hedef alan idam uygulamalarını 2016 yılı içinde de sürdürdü. Abdülkadir Molla'nın yerine cemaatin liderliğine seçilen Mutiurrahman Nizami 10 Mayıs 2016 tarihinde, yine Cemaati İslâmî'nin liderlerinden ve ülkenin ileri gelen ilim adamlarından olan Mir Kasım Ali de 3 Eylül 2016 tarihinde idam edildi.

Myanmar'daki budist dikta rejiminin Arakan bölgesinde yaşayan Müslümanlara yönelik zulüm ve işkence uygulamaları 2016 yılı içinde artarak devam etti. Özellikle 2016'nın son çeyreği Arakan Müslümanları açısından çok zorlu bir dönem oldu. Budist diktatörlük birtakım senaryoları kullanarak Müslümanların bölgelerine askeri saldırılar düzenledi. Birçok Müslümanın evini yaktı. O yüzden çok sayıda Müslüman bölgeyi terk ederek, Bangladeş'teki mülteci kamplarına sığınmak zorunda kaldı. Bu bölgede de Müslüman mültecilerin oldukça zor şartlarda hayatlarını sürdürmeye çalıştıkları biliniyor.

Hindistan işgali altındaki Keşmir'de 2016 yılı içinde de muhtelif çatışmalar meydana geldi. Hindistan'ın Keşmir halkına yönelik zulüm uygulamaları Avrupa ülkelerinde de genelde Müslüman azınlıkların düzenlediği gösteri eylemleriyle protesto edildi.

Sudan'dan ayrılarak bağımsız olan Güney Sudan'da siyasi iktidar kavgası 2016 yılında da devam etti. Bu çatışmalar yüzünden on binlerce Güney Sudan vatandaşı Sudan'a iltica etti.

IŞİD'in bir benzeri olan Boko Haram örgütünün Nijerya'daki eylemleri ve saldırıları 2016 içinde de devam etti. Boko Haram'ın saldırılarından ve eylemlerinden birinci derecede Müslümanların zarar görmesine rağmen bu eylemler bir yandan da ülkedeki misyoner teşkilatlarına malzeme oluşturuyor.

İrtibatlı Yazılar:

  • 2016 Değerlendirmesi
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Ocak 2017
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Aralık 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Kasım 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Ekim 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Eylül 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Temmuz 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Haziran 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Mayıs 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Nisan 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Mart 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Şubat 2016