İslâm Dünyasındaki Gelişmeler

Ocak 2017, Davet Mektebi

Halep'in Düşüşü

Uzun süren kuşatmanın ve herhangi bir ölçü tanımayan yoğun saldırıların ardından Halep'te kontrol Baas rejiminin ve onun sultasının devamı için dünyanın değişik ülkelerinden toplanıp gönderilen Şiî milislerin eline geçti. Zulme karşı haklı ve meşru direnişinde yalnız bırakılan Halep'in tüm küresel güçlerin ittifak halinde sürdürdükleri bir savaş karşısında şimdiye kadar direnebilmesi de büyük bir başarıdır ve gerçekte zafer kazananlar zulme karşı tavır koyma konusunda imanî çizgilerinden sapmayanlardır. Zalimlerle aynı safta duranların ise dünyadaki başarıları geçicidir.

Çünkü Yüce Allah dünya hayatında sünneti ilahiye denilen bir nizam kurmuştur. Bu nizamda insanlar birbirleriyle imtihan edilmektedir. Bazen zalimler çok azgın olarak mazlumlara aşırı derecede zulmedebilirler. Fakat Allah onların zulümlerinden habersiz değildir. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurur:

"Sakın Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma. Ancak onları gözlerin donup kalacağı bir güne ertelemektedir." (İbrahim, 14/42)

Allah'a kulluk görevlerini yerine getirmeyenlerin dünyadaki nimetlerden yararlandırılmalarının kendilerine sonuçta bir şey sağlamayacağı konusunda da Kur'an-ı Kerim'de çok önemli bir bilgi yer alır:

"Ne dersin, onları yıllarca (dünyalıklardan) yararlandırsak, sonra kendilerine vaadedilen başlarına gelse, yararlandırıldıkları onlara ne sağlayabilir?" (Şuara, 26/205-207)

Çünkü asıl ve kalıcı olan hayat işte bu vaadedilenin gelmesiyle birlikte başlamaktadır.

Fakat bu, dünyanın bütün makamlarını, bize verilen güç ve imkânları kullanmadan onlara terk etmemiz anlamına da gelmez. Bu konuda da Yüce Allah bize şöyle bir hatırlatmada bulunur:

"Allah dileseydi onlardan öç alırdı. Ancak sizi birbirinizle imtihan etmek için (bu hükümleri koydu). Allah yolunda öldürülenlerin ise (Allah) amellerini boşa çıkarmayacak." (Muhammed, 47/4)

Yani Allah dileseydi onlardan anında öç alabilirdi. Ama dünya bir imtihan mekânı olduğu için burada sonucu şartlara ve imkânlara göre veriyor. O yüzden mü'minlerin de ellerindeki imkânları kullanmaları, zalimlere teslim olmamak için son noktasına kadar direnmeleri, şartları zorlamaları gerekir. Güçlerinin tükendiği yerde bir şey yapamamaları sebebiyle dünya musibetinin gelmesi ise geçicidir. Asıl zafer kazananlar zulme boyun eğmeyip hakkı ayakta tutmak için güçlerini ve imkânlarını kullananlarındır.

Halep'te de zulme boyun eğmeyen kardeşlerimiz imkânlarını sonuna kadar kullandı ve son noktasına kadar direndiler. En sonunda teslim olmaları istendiğinde de silahlı mücahitler, silahsız halkı Baas'ın ve İran'ın canavarlarına teslim ederek çıkamayacaklarını, önce onların canlarının güvenceye alınması gerektiğini, kendilerinin ancak onların canları güvenceye alındıktan sonra şehri terk edebileceklerini, aksi takdirde kanlarının son damlasına kadar savaşmaya devam edeceklerini söylediler.

Baas'ın ve İran'ın canavarları bu durum karşısında mücahitlerin sokak çatışmalarıyla karşılarına çıkabileceklerini ve kendilerinin önemli can kayıplarının olabileceğini hesaba katarak önce sivillerin tahliyesi şartını kabul ettiler. Fakat her zaman olduğu gibi yine ihanet etti ve sivillerin tahliyesi esnasında büyük zorluklar çıkardılar.

Gerçekte böyle bir durumda yapılması gereken o insanların kendi yurtlarında can güvenliğine kavuşturulmalarıdır. Fakat işgalci katiller bu konuda kendilerine güvenilebilecek kimseler olmadığı gibi onlar kendileri de sivil halkı ya katlederek veya tehcir yoluyla tasfiye etmek istiyorlardı. Mesele işte bu tehditten kaynaklanıyordu.

Katiller kendilerine hem bir intikam katliamı fırsatı doğması hem de ellerinde kalan sivilleri de belli bir süreye kadar rehine olarak tutmak amacıyla önce silahlı mücahitlerin çıkarılması konusunda ısrar ediyorlardı. Ama Türkiye'nin de devreye girmesiyle Rusya'yla yapılan anlaşmaya bağlı olarak sivillerin önce tahliye edilmesini kabul etmek zorunda kaldılar. Bu içlerine sinmediği için de sürekli sivilleri tahliye eden otobüslere saldırılar düzenledi yeni cinayetler ve yer yer katliamlar gerçekleştirdiler. Bu tutumları da onların ne kadar vahşileştiklerini ortaya koyması açısından ibret vericiydi.

İran'ın gönderdiği canavarlar Halep'te elde ettikleri sonucun kendilerinde oluşturduğu haleti ruhiyenin de etkisiyle şimdi buradan tahliye edilen sivilleri gittikleri yerlerde de rahat bırakmayacaklarını ortaya koymak amacıyla tehditlerde bulunuyorlar. Bu amaçla Halep'ten çıkarılanların büyük çoğunluğunun yerleştirildiği İdlib'i tehdit ediyor ve buranın da aynı sonuçla karşı karşıya geleceği haberlerini etrafa yaymaya çalışıyorlar.

Not: Halep'in esir alınması konusunda aylık Ribat dergisinin Ocak 2017 sayısı için "Halep Yaramız" başlıklı bir kapsamlı dosya hazırladım. Bu dosyada konuyu daha ayrıntılı bir şekilde ele almaya çalıştım. Ayrıca Vuslat'ın Eylül 2016 sayısı için yazdığım "Suriye direnişinin göğsü: Halep" başlıklı yazıda da Halep ve bu şehirde verilen direniş hakkında ayrıntılı bilgi vermeye çalıştım. Bu yazılarımızı kişisel web sitemiz www.vahdet.info.tr adresinden de okumanız mümkündür.

Musul Operasyonu Devam Ediyor

Küresel emperyalizmin Musul'da IŞİD bahanesiyle yürüttüğü operasyon ve saldırılar devam ediyor. Bu operasyonun gerçekte Irak'taki Şiileştirme operasyonunun Musul'da engele takılması sebebiyle oynanan bir oyunun neticesinde başlatıldığına, IŞİD'in de bu amaçla oyunun içine çekildiğine, asıl savaşın Şiileştirme operasyonunun önünde engel teşkil eden aşiretlere karşı verildiğine bundan önceki yazılarımızda dikkat çekmiştik. Saldırılar bölge halkına büyük zarar verdi. Fakat tahmin edildiği kadar da rahat yürütülemedi. Çeşitli zorluklarla karşı karşıya geldi. Saldırganlar beklenmedik birtakım tepkilere ve eylemlere maruz kalabilecekleri korkusuyla şehir içine girmekte zorluk çekiyorlar. Buna karşılık Musul'un ve Telafer'in taşrasını tahliye etmek amacıyla sivil halkı göçe zorluyorlar.

ABD - İran ittifakının kuklası olan Irak hükümeti geçtiğimiz Aralık ayının sonuna doğru yaptığı açıklamalarda Musul'a takviye birlikler göndereceğini duyurdu. Savaşta aktif rol oynayan unsur ise Irak'taki Şiileştirme operasyonlarının militan gücünü oluşturan Haşdi Şa'bi. Bu örgüt Irak'taki muhtelif silahlı Şii milis gruplarının çatı örgütü niteliği taşıyor. Örgüte bağlı milis gruplarından birinin genel sekreteri Kays El-Hazali mehdi gelinceye kadar savaşmaya devam edeceklerini söyledi.

Bazı haber kaynaklarında da İran'ın Musul'da kontrolü ele geçirmesi durumunda burada savaştırdığı Şii militanlarını Suriye'ye sevk etmeyi planladığı dile getirildi.

Aslında Musul bugün için Irak'ın Halep'i sayılır ve saldırıların hedefinde öncelikli olarak bölgenin sivil halkı ve bu halkı savunan aşiretler var.

Tunuslu Uçak Mühendisine Suikast

Tunuslu uçak mühendisi Muhammed Ez-Zuvari, 15 Aralık 2016 tarihinde Tunus'un Safakis şehrindeki evinin önünde düzenlenen bir suikast neticesinde şehit edildi. Zuvari'nin on yıldan beri Filistin direnişine destek veren çalışmalar yürütmesi, mesleki bilgi ve tecrübesini bu amaçla değerlendirmesi sebebiyle siyonist işgal rejiminin bir cinayet şebekesi olarak çalışan MOSSAD tarafından şehit edildiği yönünde kanaatler oluşmuştu. İşgal rejiminin Savaş Bakanı Avigdor Liberman'ın onun öldürülmesiyle ilgili bir açıklamasında "İsrail ne gerekiyorsa onu yapar" şeklinde bir ifade kullanması ise işgal rejiminin bu cinayeti dolaylı bir şekilde üstlenmesi olarak kabul edildi.

Şehid edilen uçak mühendisi Filistin İslâmî Direniş Hareketi (Hamas)'ın askerî kanadı İzzettin Kassam Tugayları'yla irtibatlı çalışıyordu ve bu teşkilatın savunma teknolojisini geliştirmesinde önemli katkıları oldu. Son olarak da teşkilatın insansız hava aracı projesi olan Ebabil projesinin geliştirilmesinde ve uygulamaya geçirilmesinde aktif rol alan mühendisler arasında yer almıştı. İşgal rejiminin onun bu fonksiyonunu tespit ettikten sonra peşine düştüğü ve kendisine suikast düzenlediği tahmin ediliyor.

Fakat suikastla ilgili gündeme gelen önemli bir husus da cinayetin icra edilmesinde, Filistin'deki ihanet çetesinin başını çeken Muhammed Dahlan'ın adamlarının devreye girmiş olabileceklerine dair şüpheydi.

Cinayetle ilgili yorumlarda işgal rejiminin Tunus topraklarında böyle bir cinayet gerçekleştirmesinin aynı zamanda Tunus'un egemenlik haklarına tecavüz olduğu ve Tunus hükümetinin bu olayın üzerine gitmesinin, sorumluları ortaya çıkararak gerekli cezalandırmayı yapmasının zorunlu olduğu vurgulandı.

BMGK'nin Yahudi Yerleşim Merkezleriyle İlgili Kararı

Siyonist işgal rejiminin Filistin'in 1967'de işgal edilmiş bölgelerinde, Filistinlilerden gasp ettiği araziler üzerine yahudi yerleşim merkezleri inşa etmesinin kınanması ve bu inşaatların derhal durdurulması için BM Güvenlik Konseyi'nin tek Arap üyesi Mısır tarafından bir karar tasarısı sunuldu. Bu, Mısır'ın Filistin'le ilgili kötü imajını düzeltme amaçlı bir girişimiydi. Fakat daha sonra işgal rejiminin baskılarına dayanamayarak geri adım atma ve kararın görüşülmesinin ertelenmesini talep etme ihtiyacı duydu. Onun bu tavrı Filistin konusundaki imajını düzeltme girişiminin başarısız kalmasına neden oldu. Ama kararın gündeme alınması ve görüşülmesi için bu kez Yeni Zelanda, Malezya, Venezuela ve Senegal devreye girdi.

İşgal rejimi karar tasarısı karşısında ABD'ye ümit bağlamıştı ve onun veto edeceğini umuyordu. Fakat ABD'nin de çekimser oy kullanması sebebiyle karar Güvenlik Konseyi'nde kabul edildi.

BMGK'de ilk kez işgal rejiminin yahudi yerleşim merkezleri karşısında bu kadar kesin bir dil kullanan ve bu merkezlerin inşaatının yasa dışı olduğunu, derhal ve tamamen durdurulması gerektiğini vurgulayan bir karar çıkarılmış oldu.

Kararın çıkarılması Filistinlileri memnun etti. Fakat asıl önemli olan BM'nin uygulama aşamasında sergileyeceği tavırdır. Siyonist işgal rejimi karara uymayacağını iddia ettiği gibi Mısır'ın erteleme talebinden sonra yeniden gündeme alınması için devreye giren ülkelere de şiddetle tepki gösterdi. Çekimser tavır sergilemesinden dolayı ABD'ye de biraz tepki gösterdi.

Uygulama aşamasında, BMGK kararının bağlayıcılığının göz önünde bulundurulması ve inşaatların yakın takibe alınması kararın Filistinliler lehine sonuç getirmesine vesile olacaktır. İşgal rejiminin uymaması ve BM'nin de bir yaptırım uygulamaması durumunda ise karar sadece bir kınama kararından ibaret kalacaktır.

Filistinli Milletvekilinin Gözaltına Alınması

Siyonist işgal rejimi, Knesset adı verilen parlamentosunun Filistinli üyelerinden olan Basil El-Ğattas'ı, dokunulmazlığını kaldırdıktan sonra gözaltına aldı. İşgal rejiminin nispet ettiği suçlama onun Filistinli direnişçilere kaçak yollarla telefon temin ettiği iddiasıydı. Gerçekte ise El-Ğattas'ın böyle bir baskıya hedef olmasının sebebi, işgal rejiminin 1948'de işgal edilmiş bölgede ve Kudüs'te hoparlörle ezan okunmasına yasak getirmek isteyen yasa tasarısının gündeme alınmasına karşı yoğun bir çalışma yürütmesiydi.

Mısır İle Suudi Arabistan'ın Arası Açılıyor mu?

Mısır'da Sisi cuntasının başarılı olması için büyük çabalar sarf eden, büyük miktarlarda para yardımları yapan Suudi Arabistan ile cuntanın arasının son zamanlarda daha da açıldığı görülüyor. Cuntayla Suudi Arabistan arasına daha önce Suud vatandaşı İİT Genel Sekreteri İyad Medeni'nin istifaya zorlanması yüzünden bir soğukluk girmişti. Son zamanlarda cuntanın İran - Rusya eksenine daha fazla kayması ve Yemen'de de Suudi Arabistan'la savaşan İran destekli eski diktatör Ali Abdullah Salih'e ve onunla aynı safta savaşan Husilere destek vermesi soğukluğun daha da artmasına neden oldu. Cunta lideri Sisi'nin eski Yemen diktatörü Ali Abdullah Salih'le gizli bir görüşme de yaptığına dair haberler Arap medyasında yer aldı.

Aralık ayı içinde Mısır'ın başkenti Kahire'de düzenlenen Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri (OAPEC) dış işleri bakanları toplantısına Suudi Arabistan, Katar, BAE ve Bahreyn dış işleri bakanlarının katılmaması dikkat çekti.

Suudi Arabistan'ın son zamanlarda genelde İhvan'a özelde Mısır İhvanı'na yönelik tutumunda küçük çapta da olsa yumuşama görülmesinde de cuntayla arasındaki açının büyümesinin rolü olduğu tahmin ediliyor.

Yemen'de Çatışmalar Devam Ediyor

BM'nin göstermelik girişimlerinden bir sonuç çıkmaması sebebiyle Yemen'deki çatışmalar devam ediyor. Fakat bölgede bir Fars - Şii saltanatı kurabilmek için ahtapot gibi her tarafa kollarını uzatmaya çalışan İran'ın son zamanlarda Irak'a ve Suriye'ye ağırlık vermesi Yemen'de desteklediği Husi hareketinin nispeten zayıf kalmasına neden oldu. O yüzden Suudi Arabistan'ın desteklediği Abdurabbih Mansur El-Hadi'ye bağlı Halkın Direnişi Birlikleri bazı stratejik noktaları Husi militanlardan aldı.

İran rejimi Mısır'daki cuntayla işbirliğini Yemen'deki Husi militanların ve onların ortağı Ali Abdullah Salih'in sırtının sağlamlaştırılması için değerlendirmek istediği fakat bu işbirliğinden henüz pek bir şey elde edilemediği anlaşılıyor.

Ürdün'ün Kerek Bölgesinde Çatışmalar

Ürdün'ün işgal altındaki Filistin topraklarına bakan Kerek vilayetinde geçtiğimiz ay bazı çatışmalar meydana geldi. Olaylarda emniyet güçlerine yönelik saldırıları IŞİD'in Ürdün kanadının üstlendiği haberlerde dile getirildi. Ürdün askerî birlikleri de silahlı militanların bulunduğunu iddia ettiği bazı noktalara baskınlar düzenledi ve çatışmalar meydana geldi. Çatışmalarda Ürdün güvenlik güçlerinden bir kişi hayatını kaybetti. Fakat çatışmalar fazla uzun sürmedi.

Çin'in Uygurlara Pasaport İşkencesi

Doğu Türkistan'da Uygur Müslümanlara Çin işkencesi çeşitli şekillerde devam ediyor. Son dönemde de Uygur Müslümanların seyahat özgürlüklerini iyice kısıtlamak amacıyla kendilerine verilen pasaportlarını geri istedi ve geri vermeyenlerin çeşitli şekillerde cezalandırılacaklarını açıkladı. Bu uygulama Çin zulmünün aynı zamanda ırkçı olduğunu ortaya koyması açısından dikkat çekici.

İrtibatlı Yazılar:

  • 2016 Değerlendirmesi
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Aralık 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Kasım 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Ekim 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Eylül 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Temmuz 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Haziran 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Mayıs 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Nisan 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Mart 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Şubat 2016