2016 Değerlendirmesi

Ocak 2017, Vuslat

Suriye'deki Direniş ve Halep'in Düşüşü

2016'da İslâm dünyasında gündemi oluşturan konuların başında yine Suriye meselesi yer aldı. Özellikle yılın sonlarına doğru, Aralık ayının ortalarında Halep'in tamamen Baas rejiminin ve onun arkasında duran işgalci güçlerin eline geçmesi bütün dünyada gündemin ana maddesi haline geldi.

Halep'in stratejik öneminden dolayı Baas ve onun arkasında duran işgal güçleri 2016'da ağırlığı bu şehre verdi. Burayı tamamen kontrollerine geçirebilmek için çevresinde yoğun bir kuşatma gerçekleştirerek şehir içinde kalan 400 bin insanı sıkı şekilde ablukaya aldılar. İran'ın dünyanın değişik ülkelerinden toplayıp Suriye'ye sevk ettiği Şii milisler Halep çevresinde sıkı bir kuşatma oluşturarak içeride abluka altına alınanların ilaç ve gıda maddesini bile temin etmelerini engellediler.

Şii milisler, ablukayı sıkı bir şekilde uygularken Rus askerî uçakları da şehrin üzerine bomba yağdırdılar. Bombalamalarda klor gazı bombasından napalm bombasına, varil bombasından misket bombasına varıncaya kadar her tür kitle imha silahını kullandılar. Ayrıca saldırılarında özellikle başta fırınlar olmak üzere halkın zorunlu gıda maddelerini temin ettikleri kurumları, yardım dağıtılan merkezleri, hastaneleri, sağlık kurumlarını kasten hedef alarak insanları iyice biçare duruma düşürmeye çalıştılar.

Karada sıkı abluka sürerken havadan da bu saldırıların devam etmesi karşısında zor durumda kalan direnişçiler dar bir alana çekilmek zorunda kaldı. Hava saldırıları karşısında direnişçilerin herhangi bir savunma araçlarının bulunmaması saldırgan güçler açısından önemli bir avantaj oldu. Buna rağmen yine de direniş güçleri işgalcilerin saldırılarına karşı aylar boyunca kararlı bir mücadele verdiler. Fakat ne yazık ki İslâm dünyasının onları yalnız bırakması sebebiyle Halep'in Baas güçleri ve Şii milisler tarafından esir alınmasına engel olamadılar.

Not: Halep'in esir alınması konusunda aylık Ribat dergisinin Ocak 2017 sayısı için "Halep Yaramız" başlıklı bir kapsamlı dosya hazırladım. Bu dosyada konuyu daha ayrıntılı bir şekilde ele almaya çalıştım. Ayrıca Vuslat'ın Eylül 2016 sayısı için yazdığımız "Suriye direnişinin göğsü: Halep" başlıklı yazımızda da Halep ve bu şehirde verilen direniş hakkında ayrıntılı bilgi vermeye çalıştık. Bu yazılarımızı kişisel web sitemiz www.vahdet.info.tr adresinden de okumanız mümkündür.

Filistin'deki Gelişmeler

Filistin, her zaman olduğu gibi 2016 yılında da önemli hadiselere ve gelişmelere sahne oldu. Fakat biz bunların sadece öne çıkanlarından bazıları hakkında kısa ve özet bilgilerle söz etmekle yetineceğiz.

1 Ekim 2015'te patlak veren Kudüs İntifadası münferit eylemlerle 2016 yılı boyunca da devam etti. Bu intifadayla bağlantılı olarak işgal rejiminin askerlerine ve polislerine karşı birçok eylem gerçekleştirildi. Bir yandan da işgal rejimi bu intifadayı bastırabilmek için birçok Filistinli genci eylem girişiminde bulunduğu iddiasıyla öldürdü veya yaraladı. Öldürülenlerden birçok gencin herhangi bir eylem teşebbüslerinin olmadığı tespit edildi. Fakat işgal rejimi askerlerine en ufak bir şüpheye binaen Filistinlileri öldürme yetkisi verdiğinden, herhangi bir eylem teşebbüsü olmayan gençleri öldüren askerlerini de cezalandırmadı hatta sorguya bile çekmedi.

Siyonist işgal rejiminin Gazze üzerindeki abluka uygulaması 2016 boyunca da devam etti. Türkiye'nin Mavi Marmara meselesinden dolayı devam eden anlaşmazlığının sona ermesi için imzalanan anlaşma da ne yazık ki Gazze üzerindeki ablukayı sonlandırmadı. Çünkü Türkiye, ısrarla üzerinde durduğu Gazze üzerindeki ablukanın kaldırılması şartından bazı küçük çaplı yardımların Gazze'ye sokulmasına izin verilmesi karşılığında vazgeçti. Götürülen yardımlar ise Gazze halkının yaralarına merhem olmazken bu halkın en zorunlu ihtiyaç maddelerinin bölgeye sokulmasını bile engelleyen abluka da bütün katılığıyla devam etti.

Bir yandan da Mısır yönetimi Gazze üzerindeki ablukanın daha etkili olmasını sağlamak için bölge halkının kullandığı tünelleri de tamamen kapattı veya yıktı. Tespit edemediği tünelleri de tamamen kullanılamaz hale getirmek için bölgenin Mısır tarafında kalan evleri sembolik karşılıklarla istimlak ederek yıktı ve tünellerin kendiliğinden çökmesini sağlamak için bölgeye kanal açarak denizden su verdi.

Filistin'in 2016'da öne çıkan en önemli gündem maddelerinden biri de yerel seçimler konusuydu. Aslında yerel seçim kararını veren Mahmud Abbas yönetimi oldu ve bu konuda Hamas ile yaptığı uzlaşmanın şartları tam olarak yerine getirilmiş değildi. Ama buna rağmen dürüst bir seçim yapılması durumunda seçimleri yine Hamas'ın kazanacağından endişe edildiği için Fetih örgütünün ileri gelenleri ertelenmesini istediler. Bu baskılar karşısında, Abbas yönetiminden aldığı işaretlere göre kararlar veren Filistin Yüksek Mahkemesi gerekli hazırlıkların yapılmadığını ileri sürerek seçimleri iptal etti. Sonra yine aynı mahkeme seçimlerin Gazze'de değil sadece Batı Yaka bölgesinde yapılması yönünde bir karar çıkardı. Ama bu kararın uygulanması da mümkün görülmedi ve sonuçta planlanan yerel seçimler 2016 yılı içinde gerçekleştirilemedi.

Önemli gelişmelerden biri de siyonist işgal rejimi parlamentosuna, Kudüs'te ve "İsrail" olarak tanımlanan Filistin'in 1948'de işgal edilmiş bölgesinde ezanların hoparlörlerle okunmasının yasaklanmasına dair bir yasa önerisi sunulması oldu. İşgal rejimi parlamentosu Knesset bu yasa teklifini gündemine aldı ve işgal hükümetinin yasa tekliflerini gözden geçiren kurulu da Knesset'te oylanmasını kabul etti. Fakat gerek Filistin'in içinden ve gerekse İslâm dünyasının genelinde şiddetli tepkiler olması sebebiyle oylanmasını ertelemek zorunda kaldı. Sonuçta yasa teklifi 2016 içinde parlamentoda vekillerin oylarına sunulamadı.

Bir diğer önemli gelişme Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) liderlerinden Ömer En-Nayif'in Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da MOSSAD ajanları tarafından vurularak öldürülmesi oldu. İstihbarat teşkilatı olarak tanımlanan MOSSAD aynı zamanda siyonist işgal rejiminin bir mafya ve cinayet şebekesi olarak çalışıyor. Fakat Ömer En-Nayif'in öldürülmesinde Abbas yönetiminin Sofya büyükelçisinin de rolü veya en azından kasıtlı ihmali olduğu tahmin ediliyor. FHKC ileri gelenleri de bu konuda Filistin'in Sofya büyükelçisini suçladı.

Siyonist işgal rejiminin idarî hapis uygulamasına karşı açlık greviyle mücadele eden Filistinli gazeteci Muhammed El-Kik, 94 gün süren açlık grevinin ardından özgürlüğüne kavuştu. Siyonist işgal rejiminin Filistinlilere özel olarak sürdürdüğü "idarî hapis" uygulamasında bir işgal rejimi savcısı bir Filistinliyi hakkında herhangi bir ithamda bulunma ve dava dosyası açma gereği duymadan altı ay hapiste tutabiliyor ve sürenin dolmasından sonra isterse yine altı aylık sürelerle on kez uzatabiliyor. Yani bir işgal savcısı bir Filistinliyi "idarî hapis" uygulamasıyla hakkında hiçbir suçlamada bulunmaksızın beş yıl süreyle hapiste tutabiliyor. Bu uygulamayla hâlen yüzlerce Filistinli işgal rejiminin zindanlarında tutuluyor.

Irak'ta Musul Operasyonu

Uluslararası güçler görünüşte Musul'u IŞİD yönetiminden geri almak amacıyla 2016 yılı içinde geniş çaplı bir operasyon başlattılar. İşin gerçeğinde ise IŞİD sadece bir oyun ve taktikti. IŞİD üzerinden Musul'a yönelik olarak oynanan oyun da bu şehrin söz konusu örgüte terk edilmesiyle başlamıştı. Asıl amaç ise İran ve ABD işbirliğiyle Irak'ta yürütülen Şiileştirme faaliyetinin Musul'da engele takılması karşısında bölge halkına karşı savaşmak ve bu faaliyetin önünü açmaktı. Operasyonda ağırlıklı olarak Irak'taki Şiileştirme faaliyetinin gerilla gücünü oluşturan Haşdi Şa'bi'nin bölgeye sürülmesi de asıl amacı ve niyeti ortaya çıkarıyordu.

IŞİD bahanesiyle Musul'a yönelik olarak başlatılan uluslararası operasyonda en fazla zarar gören ise arada sıkışan sivil halk oldu. İzlenen politika sebebiyle yüz binden fazla sivil insan evlerini terk ederek başka yerlere sığınmak zorunda kaldı.

Felluce'de Sergilenen Vahşet

İran'ın ve onun güdümündeki Şii milislerin insanları aç bırakarak, her şeyden mahrum vaziyette perişan ederek teslim olmaya zorlama politikasının başta Madaya ve Halep olmak üzere Suriye'nin değişik şehirlerinde karşımıza çıkan yüzü aynı şekilde Irak'ın Felluce kentinde de karşımıza çıktı. Şii milisler tarafından kuşatmaya alınan Felluce halkı haftalarca en zorunlu ihtiyaç maddelerinden, ilaçtan ve gıda maddelerinden yoksun bırakıldı. Bu uygulama yüzünden Felluce'de de aynen Madaya'da olduğu gibi büyük bir açlık felaketi yaşandı. Suriye'deki Madaya kentinin de Hizbulesed'in milisleri tarafından kuşatmaya alındığını da bu vesileyle hatırlatmakta yarar görüyoruz.

Mısır'da Cunta Zulmü

Mısır'da halka ve halkın iradesine rağmen gayri meşru saltanatını sürdüren cunta yönetimi zulüm uygulamalarını 2016 yılı boyunca da kesintisiz bir şekilde sürdürdü. Cuntanın askerleri muhtelif yerlere baskınlar düzenleyerek cinayetler gerçekleştirirken çatışma çıktığını ve katledilenlerin askerlere ateş açtıklarını ileri sürdü. Ayrıca cezaevlerinde de birçok tutuklu işkence yüzünden hayatını kaybetti.

Mısır ordusu IŞİD'in Mısır kanadını hedef göstererek Sina yarımadasındaki muhtelif bölgelere yönelik operasyonlarını sürdürdü.

Bir yandan da yeni tutuklamalar ve mahkemelerin hukuk mantığına uydurulması mümkün olmayan cezalandırmaları da devam etti.

Mısır'da 2016 yılında yaşanan önemli bir gelişme de cuntaya karşı olanlara yönelik birçok idam veya müebbet hapis cezası talebinde bulunmuş olan başsavcı Hişam Berekât'ın öldürülmesi oldu.

Mısır cuntası kendisini büyük paralarla destekleyen Suudi Arabistan yönetimiyle 2016'da yaşadığı bazı meselelerden dolayı sorunlu bir döneme girdi. Bu sorun ikili ilişkilere belirgin bir şekilde yansıdı.

Yemen'de Çatışmalar Devam Etti

BM'nin Yemen Özel Temsilcisi İsmail Veled Eş-Şeyh Ahmed'in Yemen meselesine çözüm bulma iddiasıyla Kuveyt'te başlattığı göstermelik barış görüşmeleri ne yazık ki bir çözüm getirmedi ve Yemen'deki karşıt gruplar arasında çatışmalar yine devam etti. Fakat İran'ın 2016'da ağırlıklı olarak Suriye'ye yüklenme ihtiyacı duyması Yemen'deki Husi hareketinin nispeten zayıf kalmasına neden oldu ve Suudi Arabistan güdümlü Abdurabbih Mansur El-Hadi'ye bağlı Halkın Direnişi Birlikleri eski diktatör Ali Abdullah Salih'le işbirliği içindeki Husi örgütünün kontrolündeki önemli bölgelerin bir kısmını onlardan aldılar.

Libya'da Haftar Fitnesi

Libya'daki iç savaşa son verilmesi amacıyla 17 Aralık 2015 tarihinde imzalanan Suheyrat Anlaşması ülkeye barış ve istikrar getiremedi. Çünkü fitne örgütünün lideri Halife Haftar'ın hesabı daha büyüktü ve Suheyrat Anlaşması'nı aslında bir atlama taşı olarak kullanmak istiyordu. O yüzden 2016 içinde özellikle petrol çıkarılan yerleri ve petrolün ihracında kullanılan limanların bulunduğu şehirleri ele geçirmek için saldırılar düzenledi. Ayrıca Tobruk'taki paralel hükümetini ve meclisini dağıtmadığından onun hâkimiyet alanını genişletme amaçlı saldırılar düzenledi. Bir yandan da merkezi hükümete bağlı el-Bunyanu'l-Mersus adlı askerî birliklerle IŞİD'in Libya kanadı arasındaki çatışmalar da devam etti.

Bangladeş'te Yine İdamlar

Bangladeş'teki İslâmî hareketin lider kadrosunu tasfiye amacıyla idam yöntemini kullanan dikta yönetimi idamlarını 2016'da da sürdürdü. Cemaati İslâmî'nin 1971'deki savaşta Pakistan'ın bölünmemesini istemesini vatana ihanet sayan dikta rejimi Mayıs 2016'da bu hareketin liderlerinden Mutiuzzaman Nizami'yi, Eylül 2016'da da yine bu cemaatin ileri gelenlerinden Mir Kasım Ali'yi idam etti.

Arakan'da Budist Zulüm

Myanmar'ın Arakan bölgesinde yaşayan Müslümanlar yıllardan beri sırf inançlarından, dinî kimliklerinden dolayı Budist diktatörlerden zulüm görüyor. Bu zulüm 2016'da daha da şiddetlendi. Özellikle Ekim 2016 ortalarında bölgede bazı polis merkezlerine baskınlar düzenlendiği iddiasından sonra zulüm ve şiddet iyice vahşileşti. Çok sayıda Müslümanın evi yakıldı. Aileler perişan edildi. Bazı aileler Bangladeş'teki mülteci kamplarına sığındı. Fakat buralarda yaşayan insanların da büyük zorluklarla karşı karşıya oldukları biliniyor.

Ürdün Seçimleri

Ürdün'de 20 Eylül 2016'da parlamento seçimleri yapıldı. Ürdün'de kral geniş yetkilere sahip olduğundan parlamento fazla bir anlam taşımıyor. Fakat yine de ara sıra üyelerinin yenilenmesi için seçimler yapılıyor. Son seçim de yeni seçim kanununa göre gerçekleştirildi. Bu kanun seçmenin belli bir listeye değil listeden bir adaya oy vermesini şart koşuyordu. O yüzden son seçimlerde parti veya grup adaylarından çok bağımsız adaylar veya kabile ve aşiret adayları öne çıktı.

Özbekistan Diktatörünün Ölümü

Özbekistan halkına yıllardan beri kan kusturan İslam Kerimov 2 Eylül 2016 tarihinde öldü. Yerine onun başbakanı Şevket Mirziyovev önce vekâleten sonra da seçimlerde oyların %88'ini alarak cumhurbaşkanı seçildi. Kerimov dönemindeki zulüm uygulamalarının kısmen de olsa kaldırılması ve insanların biraz daha özgür yaşayabilmeleri konusunda beklentiler ne yazık ki Mirziyovev döneminde de gerçekleşmedi.

Güney Sudan'da Çatışmalar

Sudan'dan ayrılarak bağımsız olan Güney Sudan'da siyasi iktidar kavgası 2016'da biraz daha şiddetlendi. Bu iktidar kavgası yüzünden Güney Sudan ahalisinden pek çok kişi Sudan'a iltica etme ihtiyacı duydu.

Keşmir'de Yine Çatışmalar

Yıllardan beri Hindistan zulmüyle karşı karşıya olan Keşmir'de 2016 yılı içinde de bazı çatışmalar meydana geldi. Çatışmalarda Hindistan askerlerinden de mücahitlerden de hayatlarını kaybedenler oldu.

Hasan Turabi'nin Vefatı

Sudan'ın ileri gelen fikir adamlarından ve siyasi liderlerinden ve kitapları değişik dillere tercüme edilmiş olan, Türkiye'deki İslâmî camianın da yakından tanıdığı Hasan Abdullah Turabi 5 Mart 2016 tarihinde ani bir rahatsızlıkla 83 yaşında hayatını kaybetti.

İrtibatlı Yazılar:

  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Ocak 2017
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Aralık 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Kasım 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Ekim 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Eylül 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Temmuz 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Haziran 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Mayıs 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Nisan 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Mart 2016
  • İslâm Dünyasındaki Gelişmeler -Şubat 2016