Halep Yaramız

Ocak 2017, Ribat

Suriye'nin Ticari Başkenti Halep

Halep çok uzun bir geçmişin, geniş bir tarihin izlerini özünde barındıran ismi pek çok edebi esere konu olan köklü bir şehirdir. Suriye'nin de Şam'dan sonra gelen ikinci büyük şehridir. Aynı zamanda Suriye'nin ticari başkenti sayılır.

Stratejik öneminden dolayı Baas rejimi ve ona destek veren işgalci güçler, direnişi bastırmak amacıyla yürüttükleri savaşta ağırlığı Halep'e verdiler. Bu şehirde kontrolü ele geçirebilmek için zulmün en insafsız, en katı yöntemlerine başvurdular. Ne yazık ki böylesine insafsız bir zulümle karşı karşıya kalan halk da tüm dünya ve özellikle de İslâm âlemi tarafından yalnız bırakıldı.

Katiller şimdi Halep'te zafer kazanmış olmanın bayramını ve mutluluğunu yaşıyorlar. Böyle bir zaferin zulme maruz kalanlardan kaç kişinin canına mal olduğu ise onları hiç ilgilendirmiyor.

Halep Teslim Olmadı Esir Edildi

Öncelikle şunu ifade edelim ki Halep'in özgürlüğü için mücadele eden direniş güçleri kesinlikle zalimlere teslim olmadılar. Güçlerinin son noktasına kadar direndiler. Dolayısıyla Halep kendisi teslim olmuş değil zulüm güçleri tarafından esir alınmış bir şehirdir. Özgürlük davasından da vazgeçecek değildir.

Halep'in her taraftan aylarca kuşatmaya alınmasına, kuşatmayı sürdürenlerin siyonistlerden çok daha katı çok daha vahşice davranmalarına ve havadan da üstlerine sürekli ateş yağmuru yağdırılmasına rağmen direnişçiler karada son noktasına kadar direnmeye devam ettiler.

Katillerin hava saldırılarıyla birlikte karadan ilerlemek amacıyla başlattıkları son operasyon karşısında da sonuna kadar direneceklerini, kesinlikle teslim olmayacaklarını dile getirdiler.

Bu mücadeleyi sürdürenler gerçekte insanlıktan soyutlanmış canavarlara karşı tüm insanlık adına savaş veriyorlardı. Dolayısıyla Halep'in esir alınması da direnişçilerin kusuru değil bütün insanlığın ayıbıdır. Bu mücadelede canavarlar karşısında her türlü fedakârlığı göze alan direnişçiler yalnız bırakıldılar.

Küresel emperyalizm bu savaşta katil canavarlarla aynı safta durdu, onlara yerine göre doğrudan ve yerine göre de dolaylı yollarla destek verdi. BM ve uluslararası kurumların yaptığı ise sadece açıklamalar yapmaktan ibaret kaldı.

Zulüm Güçleri Halep Direnişi Karşısında Birleşti

Halep'teki savaşta katiller cephesinde görünen savaşçılar Suriye'deki Baas rejimi, onun siyasi saltanatını sürdürmesi için destek veren İran ve Rusya idi. Fakat işin gerçeğinde tüm uluslararası emperyalist güçler bu savaşta katillerin safında birleşmiş ve dediğimiz gibi onlara değişik yollardan destek vermişlerdir. O yüzden Halep'in özgürlüğü için mücadele edenlere karşı yürütülen savaş gerçekte emperyalizmin ortak savaşıdır. Bunu 2016 yılı içinde Cenevre'de sürdürülen göstermelik barış görüşmelerinde BM, ABD, İran ve Rusya'nın aynı tarafta durmasında ve belli şartları direnişçilere dikte etmek için ortak tavır sergilemelerinde de gördük.

Halep'in sıkıştırılmasının amacı Esed sultasının sürmesini sağlamaktı. Çünkü yukarıda da ifade ettiğimiz üzere bu şehir Suriye'deki özgürlük mücadelesi açısından önemli ve stratejik bir konuma sahipti. Özgürlük mücadelesi ise hiçbirinin işine gelmiyordu. Hepsinin çıkarları Baas saltanatının sürmesini gerektiriyordu.

Zalimlerin Avantajı Hava Gücüydü

Halep'in ve Suriye'nin özgürlüğü için mücadele edenlerin en önemli eksiği hava savunmasıdır. Biz bunu daha önce de değişik yazılarımızda ve konuşmalarımızda dile getirdik. Fakat küresel emperyalizm Suriye direnişinin hava savunma araçlarını elde etmesini engellemek için bütün yollara başvurdu. Bu durum küresel emperyalizmin Suriye'deki direniş karşısında ortak noktada birleştiğinin bir başka delilidir.

Örneğin bugün, PKK uzantısı PYD'nin milis güçlerine uçaklara karşı kullanıldığı bilinen stinger füzeleri veren ABD, Baas'a karşı mücadele eden direnişçilerin eline hava savunma araçları verilmesini engellemek için bütün yollara başvurdu. Türkiye'nin bu yöndeki önerilerine itiraz etti ve direnişçilere kesinlikle hava savunma araçları verilmemesi gerektiğini iddia etti. Gerekçesi ise bu araçların IŞİD'in eline geçebileceği iddiasıydı. Oysa IŞİD sadece bir taktik ve oyundur. Aynı ABD bugün stinger füzelerini PYD militanlarına verirken bu füzelerin IŞİD militanlarının eline geçebileceği endişesini taşımıyor.

Sivil halk daha çok hava saldırılarıyla katledildi. Katiller hava saldırılarında hiçbir ölçü tanımadılar. Uluslararası anlaşmalara göre yasak olan kimyasal silahları sivil kitlelerin üzerine atarak büyük katliamlar yapmaktan çekinmediler. Güya Suriye meselesinin çözümü için özel temsilci tayin eden BM ise bu katliamlar karşısında ya tamamen sessiz kalmayı veya göstermelik bazı açıklamalar yapmakla yetinmeyi tercih etti.

Kara çatışmalarında Baas'ın adamları ve onlara destek için İran'ın dünyanın değişik ülkelerinden toplayıp gönderdiği Şii milisler de önemli kayıplar verdiler. Hatta kara çatışmalarında direnişçiler bu militanlara ağır kayıplar verdirdikleri için bazı stratejik noktaları onların ellerinden almayı başardılar. Fakat direnişçilerin karada bir başarı gerçekleştirmesine rejimin ve Rusya'nın uçakları hava saldırılarıyla karşılık verdiler. Üstelik hava saldırılarında askerî hedefleri değil sivil kalabalıkları ve yaralılara hizmet veren hastaneleri vurarak adeta intikam savaşı veriyorlardı. Bu intikam saldırıları doğal olarak direnişçileri zor durumda bırakıyordu.

Aylar Süren Kuşatma

Halep'i zorlayan en önemli uygulama ise aylar süren kuşatmadır. Bu kuşatma ile uygulanan abluka siyonist işgal rejiminin Gazze'ye yönelik ablukasını çok geride bırakmıştır. Böyle bir ablukayı uygulamada görevlendirilen elemanların büyük çoğunluğu da kendini "İslâm Cumhuriyeti" olarak isimlendiren İran'ın gönderdiği Şii milislerdi.

Halep'i kuşatma altına alan ihanetçiler içeriye ilaç ve zorunlu ihtiyaç maddeleri bile sokulmasını engelliyorlardı. Böylesine korkunç bir ablukayla her yönden kuşatmaya alınan insanların sayısı ise dört yüz bini buluyordu ve bunların da dörtte birini henüz ergenlik çağına ermemiş çocuklar oluşturuyordu.

Kuşatma yoluyla bu korkunç ablukayı uygulayanlar bir yandan da şehir içindeki yardım çalışmalarına darbe vurabilmek için havadan da, insanlara ekmek dağıtan fırınlar başta olmak üzere gönüllü yardım faaliyetleri yürüten kurumların çalışma merkezlerini vurdular. Böylece ekmek fırınlarının çoğu imha edildi.

Kuşatmanın neden olduğu kıtlık aynı zamanda ihtiyaç maddelerinin fiyatlarının da aşırı artmasına neden oldu ve ihtiyaçlı insanların bunları kendi paralarıyla satın almaları imkânsız hale geldi.

Halep'e yönelik kuşatma ve sergilenen vahşet bizim İran'ı daha yakından tanımamıza yardımcı olmalıdır.

Aç Bırakma Stratejisi

Aç bırakma stratejisi Suriye'de Baas rejimi safında savaşanların direnişi zorlamak amacıyla başvurduğu bir savaş stratejisi olmuştur.

Halep'ten önce aç bırakma stratejisinin vahşi yüzünü Suriye'nin Madaya şehrinde gördük. Bu şehri her taraftan kuşatmaya alan Hizbulesed militanları içeriye herhangi bir şekilde yiyecek maddeleri sokulmasına engel oldular. Bu korkunç vahşet Madaya'da büyük bir açlık felaketi yaşanmasına neden oldu. Madaya'da uygulanan aç bırakma vahşetinin neden olduğu manzaraların fotoğrafları dünya medyasına yansıdı.

Aynı vahşetin Halep halkını teslim olmaya zorlamak amacıyla bu şehrin kuşatmaya alınması esnasında da sergilendiğini gördük. Özellikle Kasım 2016 ortalarında başlatılan geniş çaplı kara ve hava saldırılarına paralel olarak aç bırakma vahşeti çok daha katı bir şekilde uygulandı. O yüzden içeride kuşatmaya alınanlar büyük bir açlık kriziyle karşı karşıya kaldılar.

Aynı stratejinin Irak'ta da Felluce'nin sıkıştırılması için uygulandığını gördük. Felluce'deki aç bırakma stratejisini uygulayanların arkasında da İran vardı.

Havadan Yoğun Saldırılar

Katillerin en önemli avantajlarının hava gücü olduğunu ve direnişçileri zorlayan en önemli etkenin de bu saldırılar karşısında savunma mekanizmalarının olmaması olduğunu ifade ettik.

Katiller hava saldırılarında hiçbir sınır ve insaf ölçüsü tanımadılar. Suriye'deki üslerden kalkış yapamayan ağır Rus uçakları önceleri Rusya'daki havaalanlarından kalkıp Suriye'deki hedefleri vurarak geri dönüyordu. Ancak bunun maliyet ve külfetinin biraz yüklü olması sebebiyle İran'daki askerî havaalanlarını kullanmaya başladılar. Başlangıçta bu gerçeği kabullenmek istemeyen İran, Rusya'daki yetkililerin ağızlarından gerçeklerin dile getirilmesi üzerine itiraf etmek zorunda kaldılar.

Saldırılarda kullanılan Rus uçakları napalm bombalarına varıncaya kadar, uluslararası anlaşmalarda yasaklanmış birçok bomba kullandı. Bunların içinde varil bombaları, klor gazı bombaları, misket bombaları başta geliyordu. Bütün bu bombalar çoğunlukla sivil hedefleri vurarak büyük katliamlara neden oldu.

Hava saldırıları 15 Kasım'da başlatılan geniş çaplı operasyonlarda daha da artırıldı ve sivil hedeflere yönelik pek çok saldırı gerçekleştirildi.

Kuşatmayı Kırma Çabaları

Direnişçiler Halep üzerindeki kuşatmayı kırmak için zaman zaman atağa geçtiler. Bunların en geniş çaplısı ise 31 Temmuz 2016'da başlatılan ataktı. Bu atakta direnişçiler katillerin elinde tuttuğu ve Halep çevresinde yer alan birçok önemli noktayı kara operasyonlarıyla onların elinden kurtarmayı başardı. Katiller bu bölgelerden çekilmek zorunda kaldılar. Fakat direnişçilerin bu başarılarına yine hava saldırılarıyla darbe vuruldu. Rus uçakları direnişçilerin bu başarılarına karşı hem kurtarılan bölgelere hem de diğer bölgelerdeki sivil halka yönelik yoğun saldırılar düzenledi. O yüzden direnişçiler kuşatmayı kurtarma operasyonlarını sürdürmekte zorluk çektiler. Tabii bu mücadelelerinde dünyanın kendilerine destek vermemesinin, özellikle hava saldırılarının önlenmesi için ellerine hiçbir şekilde savunma aracı verilmemesinin de önemli payı vardı.

Ateşkeslerin Gölgesinde Devam Eden Ateş

Halep'in geniş çaplı kuşatmaya alınmasından sonra devam eden çatışmalarda zaman zaman ateşkesler de oldu. Fakat bu ateşkesler gerçekçi olmaktan hep uzak kaldı. Katiller normalde kendilerinin ilan ettikleri ateşkeslere kendileri uymadılar.

Katillerin ateşkes oyunlarının asıl amacı ise kara çatışmalarında verdikleri kayıpların önüne geçmek ve direnişçilerin kazanımlarını durdurmaktı. Bu konudaki oyunlarını da güya insanî bir atak olarak piyasaya sürmek amacıyla ateşkes ilan ediyorlardı. Ama karada çatışmaları kısmen durdururken hava saldırılarını sürdürerek ateşkesleri bizzat kendileri ihlal ediyorlardı.

Direnişçilerin 31 Temmuz'da başlattıkları kuşatmayı kırma operasyonu karşısında katillerin karada önemli kayıplar vermelerinden ve bazı stratejik noktaları kaybetmelerinden sonra tek taraflı ateşkes ilan etmeleri de böyle bir oyundu. O dönemde Rusya hava saldırılarını da durdurduklarını iddia etti. Ancak bir toparlanma işleminden sonra saldırıları yeniden başlattı ve özellikle siviller arasında ağır can kayıplarına neden oldu.

Zaman zaman sivillerin çıkması için bazı güvenli kapılar açtıklarını ileri sürmeleri de bir oyundu. Asıl maksatları güvenli kapılar açmak değil Halep halkını teslim olmaya zorlamaktı. Fakat direnişin devam ettiği sırada Rusya ve Baas'ın açtığı söylenen bu kapılara kimse itibar etmedi. Çünkü güven verici değildi ve halk direnişçileri şehir içinde yalnız bırakmak istemiyordu.

Siviller Neden Tahliye Ediliyor?

Katillerin Halep'te kontrolü büyük ölçüde ele geçirmelerinden sonra özellikle sivillerin tahliye edilmesine ihtiyaç duyulması veya sivillerin buradan çıkmak istemeleri düşündürücüdür. Eğer ki savaş sadece bir iktidar kavgası olsaydı sivillerin kontrolün el değiştirmesinden sonra çıkma ihtiyacı duymamaları gerekirdi. Fakat siviller gerek Baas rejiminin ve gerekse ona destek için gönderilen Şii işgal güçlerinin kontrolü altındaki bir bölgede kendilerini can güvenliği içinde görmediklerinden, hayatlarını ciddi bir tehditle karşı karşıya görmelerinden dolayı çıkmak istiyorlar. Bu da savaşın gerçekte sadece direnişçilere karşı değil bütün bir halka karşı sürdürüldüğünü gözler önüne sermektedir.

Fakat katiller Halep'te kontrolü ele geçirdikten sonra siviller arasında büyük bir katliam yapmayı arzuladıklarından önce kendilerine karşı çıkacaklarını düşündükleri silahlı milislerin çıkarılmasını, sivillerin geri bırakılmasını istediler. Direnişçiler onların bu niyetlerini bildikleri için önce çıkmayı kabul etmedi ve sivillerin hayatlarının güvenceye alınmasından önce çıkmayacaklarını, hayatlarının son noktasına kadar direnmeye devam edeceklerini bildirdiler.

Katiller direnişçilerin kendilerine karşı bir sokak çatışmasına girmesinden korktukları için ateşkesi kabul etmek zorunda kalmışlardı. Fakat katliam arzularını gerçekleştirebilmek için de sivillerin tahliyesi konusunda çeşitli zorluklar çıkardılar.

Halep İnsaftan Tamamen Yoksun Canavarlara Esir Düştü

Halep ne yazık ki insaftan ve insanî değerlerden tamamen yoksun çok vahşi canavarlara esir düşmüştür. Sivillerin tahliyesi esnasında sergiledikleri tavır da onların canavarca duygularını gözler önüne seriyor. Dolayısıyla bu durum Halep halkının yanında duran bütün herkesi endişelendiriyor. Ama katillerle aynı safta duranlar bayram ediyorlar. Sevinçlerini dışa yansıtırken bir yandan da kendilerince yorumlar yaparak katilleri suçsuz çıkarmaya çalışıyorlar. Onların bu tutumları bir İran kalpazanlığından ve sahtekârlığından başka bir şey değildir. Onların saçma yorumlarının ve yalanlarının etkisinde kalmamak gerekir.

Suriye Direnişi Bitmiş Değil

Başta ifade ettiğimiz üzere Halep Suriye direnişi açısından son derece önemli ve stratejik bir konumdaydı. Katiller de bunu bildiklerinden bu şehre fazla yüklendiler. Fakat bu şehrin düşmesi Suriye'de özgürlük mücadelesinin ve direnişin bitmesi, Suriye'nin tamamen düşmesi anlamına gelmez.

Bugün hâlâ Suriye'de önemli birçok nokta direnişçilerin kontrolü altındadır ve buralarda işgalcilere karşı savaş devam ediyor. Ayrıca Halep'in özgürlük davası son bulmuş değildir.

Türkiye'de Sosyal Etkinlikler ve Yardım Faaliyetleri

Suriye direnişine destek ve zulümden kaçanlara sahip çıkılması için çeşitli sosyal etkinlikler ve yardım faaliyetleri yürütülüyor. Bu faaliyetlere yardımcı olunması, sosyal etkinliklere destek verilmesi gerekir. Unutmayalım ki Suriye'yi tehdit eden ihanet gücü gerçekte bütün İslâm âlemini tehdit etmektedir. Bu ihanet gücünün önünün kesilmesi için herkesin elinden gelen çabayı göstermesi gerekir.

Not: Aylık Vuslat dergisinin Eylül 2016 sayısı için yazdığımız "Suriye direnişinin göğsü Halep" başlıklı yazımızda da bu şehrin direnişteki önemi üzerinde durmuş ve özellikle stratejik konumu hakkında bilgiler vermiştik. Bu yazımızı kişisel web sitemiz www.vahdet.info.tr adresinden de okuyabilirsiniz.

İrtibatlı Yazılar:

  • Kana doymayanların iştahı
  • Ateşkes katillerin işine gelmez
  • Zulmedenlere meyletmeyin!
  • Halep'e yol aç
  • Halep'te kuşatmayı kırma operasyonu
  • Halep'te ateşkes yine oyun
  • Suriye direnişinin göğsü: Halep
  • Halep kaybederse insanlık kaybeder
  • Halep'te vahşi abluka ve saldırılar
  • Halep'e ateş yağmuru
  • Ateşkesin gölgesinde ateş
  • Suriye'de katliamlar sürüyor