2 Aralık 2016 Cuma, Yeni Akit
Halep'te zor bir döneme gelindi. Bu durumu işgalci saldırganların hesabına çalışanlar yine onların lehine değerlendirmek istiyor ve Haleb'in tamamen düşmenin eşiğinde olduğu havası vermek için yoğun faaliyet yürütüyorlar. Henüz onların iddia ettikleri noktaya gelmediğini söylesek de gerçekten çok zor bir döneme geldiğini ve direnişçilerin büyük zorluklarla karşı karşıya olduklarını belirtmemiz gerekiyor.
Bunun çeşitli sebepleri var. Bu sebepler hakkında özet bilgiler vermekte yarar görüyorum.
Birinci ve en önemli sebep direnişçilerin tamamen yalnız bırakılmalarıdır. Değişik İslâm ülkelerinde halk desteği olduysa da bu destek büyük ölçüde gönül desteği veya insanî yardım düzeyinde kaldı askerî desteğe dönüşmedi. Çünkü İslâm coğrafyasındaki devlet yönetimlerinin tamamı Halep direnişini yalnız bıraktı; ona askerî destek verilmesinin önünü açmadılar.
İkinci önemli sebep bu direnişin karşısında bütün emperyalist güçlerin ve onların güdümündeki bölgesel güçlerin ittifak halinde olmasıdır. Bu savaş görünüşte Rusya, İran ve Baas rejimi ittifakının bir savaşıdır. Ama gerçekte emperyalizmin diğer kanatları da savaşın içindedir ve Baas rejiminin yanında yer almaktadırlar.
Üçüncü önemli sebep ise direnişçilerin karşısında insaf ve insanlıktan zerre kadar payı olmayan saldırgan güçlerin bulunmasıdır. O yüzden sadece direnişçilere saldırmıyor, onların savunduğu sivil savunmasız insanlara, kadınlara ve çocuklara da saldırıyorlar. Hatta sivillere saldırarak korkunç katliamlar yapmayı direnişçileri geri adım atmaya, kontrol altında tuttukları bölgelerden çekilmeye zorlamanın bir aracı olarak kullanmaktan çekinmiyorlar. O yüzden katil Baas rejiminin hâkimiyet alanını genişletmek için saldırılar düzenleyenlerin saldırılarında çok sayıda sivil insan katlediliyor.
Dördüncü önemli sebep rejimin ve işgalcilerin hava gücü avantajıdır. Ne yazık ki saldırganların böyle bir avantajının olmasına rağmen, direnişçilerin eline kendilerini hava saldırılarına karşı savunmalarına imkân verecek en basit araçlar bile verilmedi. Bu da Haleb'i savunan direnişçilerin yalnız bırakıldıklarının, kendilerine askerî destek verilmediğinin en açık göstergesidir.
Hava gücü avantajının insaf ve insanlıktan payı olmayan tarafın elinde olması ise savunmadaki tarafı daha çok zorluyor. Çünkü dediğimiz gibi insaf ve insanlıktan payı olmayan saldırganlar direnişçileri geri adım atmaya zorlamak için sivil savunmasız insanlara daha ağır zarar verecek korkunç saldırılar düzenlediler. Saldırılarında özellikle sivil kalabalıkların bulunduğu noktaları hedef alarak büyük katliamlara neden olmaya çalıştılar. Direnişçilere ve onların savunduğu halka hizmet eden hastaneleri, sağlık kurumlarını ve insanî yardım kuruluşlarını kasten hedef alarak buraların çalışamaz duruma gelmesine neden oldular.
İnsaf ve insanlıktan payı olmayan saldırgan taraf hava gücü avantajını aynı zamanda direnişçilere ve onların savundukları halka karşı yasaklı bombaları, kimyasal silahları kullanmak amacıyla da değerlendirdi.
Beşinci sebep de IŞİD oyunudur. Bu örgüt direnişçilerin aleyhine bir araç olmuştur. Katiller normalde sivil vatandaşlara yönelik saldırıları için bile Suriye'de böyle bir örgütün varlığını gerekçe olarak kullandılar. Oysa gerçekte IŞİD'in direnişle bir ilgisi yoktu; tam aksine sürekli direnişi arkadan vuruyor, katillerin ise önlerini açıyordu.
Fakat unutmamak gerekir ki Halep'te insanlık adına direniş verilmekte, orada sadece Halep değil bütün bir insanlığın onuru savunulmaktadır. Dolayısıyla Halep kaybederse insanlık kaybeder. Ama Halep'in içinde bulunduğu durum Suriye'de direnişin bittiği, katil rejimin kazandığı anlamına da gelmez.