20 Haziran'ın Hatırlattığı

20 Haziran 2003 Cuma, Vakit gazetesi

Amerika, İslam coğrafyasıyla ilgili planlarını sürdürmek için yeni oyunlar oynamaya çalışıyor. Oyunların birtakım emperyalist çıkar hesaplarından kaynaklandığı besbelli. Ancak bu oyunların temel ekseninde olan konulardan biri de siyonist işgalcilerin geleceklerini ve Filistin toprakları üzerindeki hakimiyetlerini sağlama alma gayesidir. Irak'ı işgalden sonra güya Filistin meselesi etrafında bir "barış" planı piyasaya sürüyormuş gibi görünmek amacıyla "Yol Haritası" planını gündeme getirdi. Gerçekte ise bu plan bir barış değil savaş planı niteliği taşımakta ama dünya kamuoyuna "barış" olarak lanse edilmeye çalışılmaktadır.

Filistin'de "Yol Haritası" planını uygulamaya geçirmek için bütün uluslararası güçleri devreye sokmaya ve bölge ülkelerini harekete geçirmeye çalışan Amerika'nın bir yandan da İran'ı karıştırmaya çalıştığını görüyoruz. Bu çerçevede devreye sokmaya çalıştığı bir örgüt de İran'ın sürekli başını ağrıtan Halkın Mücahitleri Örgütü'dür. Aslında bu örgüte bakışı ve bu örgütü kullanma çabası ile 20 Haziran tarihinin bize hatırlattığı olayı yan yana getirdiğimizde Amerika'nın teröre yaklaşımını da çok iyi tahlil etmemiz mümkün olabilir.

20 Haziran 1994'te 10 Muharrem kutlamaları esnasında İmam Rıza türbesinde meydana gelen ve yetmiş kişinin ölümüne 140 kişinin de yaralanmasına yol açan patlamanın sorumlusu Halkın Mücahitleri Örgütü'ydü. Söz konusu terörist eyleme hedef olan insanlar dini bir görevi yerine getirme düşüncesiyle bir araya gelmiş sivil insanlardı. Halkın Mücahitleri Örgütü'nün elemanlarıyla herhangi bir kavgaları da yoktu. Bu insanlara yönelik eylemin İran'daki hakim sistemi yıpratma amacına yönelik bir hedefe hizmet etmesi de söz konusu değildi. Tamamen sivil ve söz konusu örgütle İran'daki rejimin kavgası dışında bulunan insanlar hedef alınmıştı. İşte bugün o kanlı eylemin yıldönümü. Biz de Amerika'nın İran'da yeniden fitne ateşini alevlendirmek ve bu amaç için söz konusu kanlı örgütten de yararlanmak istediği şu dönemde o kanlı eylemin yıldönümünü hatırlama gereği duyduk. Bu doğrultuda Amerika'nın söz konusu terör örgütüne desteğine dikkat çekerek ABD emperyalizmi nazarında "terör"ün ne kadar sübjektif ve maksatlı bir şekilde değerlendirildiğine dikkat çekmek istedik.

Halkın Mücahitleri Örgütü'nün tek terör eylemi İmam Rıza türbesinde gerçekleştirdiği kanlı eylem değildir. Bunun dışında da birçok terör eylemi gerçekleştirmiştir. Görünüşte sosyalist bir anlayışa sahip olan ve Batı tarafından desteklenen Halkın Mücahitleri Örgütü gerçekleştirdiği silahlı eylemlerle ve saldırılarla İran yönetimini yıllardan beri uğraştırmaktadır. Daha çok Irak'ın İran sınırına yakın topraklarında üslenen örgüt militanları zaman zaman İran'a yönelik silahlı saldırılarda bulundukları gibi İran içinde de çeşitli eylemler düzenlemektedirler.

Halkın Mücahitleri Örgütü'nün Amerika'dan maddi destek aldığı belgelerle ispat edilmiştir. Bu itibarla örgütün bugün artık büyük ölçüde ideolojik bir kimliği de kalmamış, Amerika'nın İran'daki sisteme karşı kullandığı bir maşa haline gelmiştir. Ayakta kalabilmek için Amerika'nın desteğine ihtiyaç duyduğundan da bir bakıma şartların zorlamasıyla bu statüye gelmiştir.

Amerika bu örgütü bir ara görünüşte, kendisinin ona verdiği desteği kamufle etmek amacıyla "Terör Örgütleri Listesi"ne alıyordu. Şimdi artık bu listeden de çıkardığını açıkladı ve İran'daki sisteme karşı bu örgüte destek verdiğini gizlemiyor. Aynı tutum Sudan'daki yönetimi yıllardan beridir zorlayan ve sivil yerleşim birimlerine yönelik saldırılar düzenleyen Sudan Halk Kurtuluş Ordusu (SPLA) adlı terör örgütü için de söz konusudur. Bütün bunlar gösteriyor ki ABD yerine göre terörden ve terör örgütlerinden kendi çıkarları, planları için yararlanmakta hatta terörü açıktan açığa bir saldırı metodu olarak kullanmaktadır. Bu durumdaki bir devletin, "terör"ü, saldırganlığının gerekçesi olarak kullanma hakkı olabilir mi?

İşin gerçeğinde bugün dünyadaki terör ağının çeşme başında ABD ve ona yön veren uluslararası siyonizm bulunmaktadır. Bugün eğer Amerika'nın bizzat kendisinin de terörle başı dertteyse bundan birinci derecede kendini sorumlu tutmalıdır. Çünkü sürekli başkalarının tarlalarına zararlı otlar eken, bir gün bu otların yayılarak kendi tarlasını da sardığını mutlaka görür.