İran'da Neler Oluyor?

17 Haziran 2003 Salı, Vakit gazetesi

Amerika'nın Irak'ta savaşı her ne kadar bir başarı olarak görülse de kendi açısından kötü bir tecrübe olmuştur. Bu tecrübe sonrasında Amerika, Körfez'e yönelttiği askeri gücünün bölgede geniş bir alanda hakimiyeti sağlama ve koruma yeterliliğine sahip olmadığını gördü. Öte yandan Irak'ta her ne kadar Saddam rejimini devirmiş olsa da kontrolü elde tutmasının onu bayağı yoracağı ve zorlayacağı anlaşılıyor. Son dönemde sivil halka yönelik şiddetini artırması ve Saddam yanlılarına yönelik olduğu iddiasıyla savunmasız halka yönelik karanlık askeri operasyonlar düzenlemesi, katliamlar gerçekleştirmesi, kontrolü sağlama konusundaki endişesinden kaynaklanmakta ve gerilla savaşı vermeye hazırlananlara göz dağı verme amacı taşımaktadır.

Irak'taki askeri tecrübeden sonra ABD'nin İran'a yönelik planında toplumsal fitneye ve diplomatik baskıya ağırlık vermeyi öne aldığı anlaşılıyor. Çünkü, askeri tehdit gücünü İran'a karşı kullanması durumunda zorlanacağını ve ipin ucunu kaçırması ihtimalinin olabileceğini anladı. Önce "nükleer silahlanma" iddialarından yola çıkarak bu ülkeye baskı uygulamaya çalışan ABD'nin şimdi de çeşitli karışıklıkları ateşleme çabası içinde olduğu görülüyor. Bu karışıklarla ilgili değişik yorumlar var. Bazıları Amerika'nın bu karışıklıkları finanse etmek amacıyla İran'a değişik yollardan para soktuğunu söylüyorlar. Bu mümkün ve muhtemeldir. Çünkü Amerika'nın bu metodu daha önce de başka ülkelerde kullandığı biliniyor. Özellikle Irak sonrasında ABD emperyalizminin yönünü Suriye ve İran'a çevirdiği, bu iki ülkeyi zayıf düşürmek için muhtelif yollara başvurduğu sırada çıkarılan karışıkların arkasında duranların niyetlerinden şüphe etmek gerekir. Üstelik karışıklıkların herhangi bir sosyal patlamadan dolayı değil de Amerikan emperyalizminin bu konudaki açıklamalarına muvafık şekilde gelişmesi şüpheleri teyit ediyor. Çünkü önceleri askeri tehdit gücünü kullanan Amerika, Irak'taki tecrübeden sonra İran'da muhalif oluşumları destekleyeceğini ve bunların ülkedeki hakim sistemi zayıflatması için çalışacağını açıklamıştı. Ayrıca meşhur Halkın Mücahitleri Örgütü'nü de terör listesinden çıkararak bu örgütle diyaloga geçmişti. Bu durum aynı zamanda ABD'nin terör kavramını tamamen sübjektif olarak değerlendirdiğini ve tümüyle kendi siyasi amaçları için kullandığını göstermesi açısından ibret vericidir.

Irak'a yönelik vahşi operasyon esnasında Türkiye'de Amerika'nın sözcülüğünü yapan medya organlarının, İran'ı yayın yoluyla yıpratmak amacıyla, tamamen Amerikan emperyalizmin faaliyetlerine paralel bir faaliyet içine girmeleri de dikkatlerden kaçmıyor. Bu durum aradaki işbirliği ve koordinasyona işaret etmiyor mu?

Biz Amerika'nın İran'la ilgili planlarını başarılı bir şekilde yürütmesinin kolay olmayacağını düşünüyoruz. Çünkü İran'da ABD'nin kullanabileceği muhalefetin kitlesel tabanı çok güçlü değildir. Fakat İran yönetiminin ateşin üzerine benzin dökmekten çekindiği için karışıklıklar çıkaranlara çok sert davranmadığını ve bunun en akıllıca tavır olduğunu düşünüyoruz.