ABD Türkiye'den Ne İstiyor?

14 Mayıs 2003 Çarşamba, Vakit gazetesi

Amerika, Irak'ABD'nin son dönemde yeniden Türkiye'ye yüklenmeye başlaması geçmişin yargılanmasından ziyade geleceğe dönük taleplerde bulunma amacı taşımaktadır. Peki nedir Amerika'nın Türkiye'den isteği?

Amerika, Irak'ta elde ettiği sonucun meyvelerini sadece Irak'ta değil bütün İslam coğrafyasında toplamak istiyor. Bunu da Irak'ta alınan sonucun güçlendirdiği tehdit politikasını kullanmak suretiyle yani baskı ve dayatma yoluyla gerçekleştirmek istiyor. Gerek ekonomide gerekse siyasi alanda serbest piyasa politikasını uygulaması durumunda pazarı ve etkinlik alanını AB, Çin ve Rusya'ya kaptıracağını anlamıştı. İşte bu yüzden kuvveti konuşturma, korku hegemonyasını güçlendirerek kendisine daha sıkı bağlı birtakım sömürge yönetimler oluşturma metodunu tercih etti. Türkiye'den de bu planında kendisine tam bağlı bir şekilde hizmet etmesini istemektedir. Wolfowitz'in: "Türkiye, Amerika'ya en iyi ne şekilde yardımcı olacağına karar vermelidir" derken kastettiği budur.

ABD, Irak'taki insanlık dışı askeri saldırıdan sonra şimdi de siyasi saldırıya geçti. Dışişleri bakanı Colin Powell'in son Ortadoğu çıkartması bu saldırının bir parçasını oluşturmaktadır. (Powell'in Ortadoğu çıkartmasını Cuma dergisinin bu haftaki sayısı için yazdığımız yazıda değişik boyutlarıyla değerlendirdik. Bkz. Powell'in Ortadoğu Çıkartması) ABD, bu yöndeki faaliyetlerini yeniden yapılandırma olarak isimlendiriyor. Bu yeniden yapılandırma ise İsrail merkezli, İsrail'in bölgede daha güçlü ve etkin hale getirileceği bir sistemin hakim kılınmasını hedef almaktadır. Dolayısıyla böyle bir sisteme itiraz eden veya edebilecek devletlerin bertaraf edilmesi ya da hizaya getirilmesi amaçlanmaktadır. Bu devletlerin başında ise Suriye, İran ve Yemen gelmektedir. Amerika bunları teker teker hizaya sokmaya çalışıyor. En önce de en zayıfından ve aynı zamanda İsrail'i en yakından ilgilendireninden yani Suriye'den başlamak istiyor. Türkiye'nin böyle bir ortamda Suriye'yle bağlarını kuvvetlendirmeye kalkışması Amerika'yı rahatsız etmiştir. Bundan dolayı dikkat edilirse Türkiye'yi hedef alan açıklamaların tümünde Suriye, İran ve İsrail vurgusu yapılmıştır. Türkiye'den istenen Suriye ve İran'a karşı Amerika ve İsrail'in yanında yer alması ve bunu herhangi bir şarta bağlı kılmaksızın, Amerika'yla ilişkileri düzeltmenin bir zorunluluğu olarak görmesidir.

Bizim geçtiğimiz hafta bütün boyutlarıyla üzerinde durduğumuz Yol Haritası planı da bir Filistin-İsrail Anlaşması planı değil, bölgesel nitelikli ve kapsamlı bir plandır. Bu planın başarılı olabilmesi büyük ölçüde bölge ülkelerinin tam destek vermelerine bağlıdır. Bu planla aynı zamanda mağdur Filistin halkına giden tüm yardımların kaynaklarının kurutulması ve bu halkın tamamen İsrail işgal devletiyle onun güdümündeki kukla Ebu Mazin hükümetine mahkum edilmesi hedeflenmektedir. Türkiye'den bu plana da tam destek vermesi istenmektedir.

Sonuç olarak görülen o ki Amerika, istediği her konuda yanında yer alan ve kendisine hiçbir şekilde itiraz etmeyen, gerektiğinde Amerika'yla dostluğun hatırına en yakın komşularını bile düşman ittihaz edebilecek Türkiye istiyor. Böyle bir şey ise Türkiye'yi bitişe veya tam anlamıyla sömürge ülke olmaya doğru götürür. Ayrıca Amerika'nın talepleri bitmez. Irak konusunda aslında istediklerinin birçoğunu kopardığı halde bugün hiçbir şey almamış gibi davranıyor. Yarın takınacağı tavır da bundan farklı olmayacaktır. Dolayısıyla Türkiye'nin Amerika'ya mahkum olmadan kendi ayaklarının üstüne durmanın ve aynı zamanda globalleşme ortamında alternatif işbirlikleri geliştirmenin yollarını araştırması gerekmektedir.