ABD-Türkiye İlişkileri

12 Mayıs 2003 Pazartesi, Vakit gazetesi

Amerika, Irak'a yönelik saldırı planı için Türkiye'ye bayağı yüklendi ve çok şeyler koparmaya çalıştı. Aslında istediklerinin birçoğunu da aldı. Ama bazılarını da alamadı. Şimdi ise hiçbir şey alamamış gibi davranıyor. Bu iddiasından yola çıkarak Türkiye'ye yeniden yüklenmeye çalışıyor. Bu amaçla ard arda açıklamalar yapılıyor. Bazıları oldukça sert üsluplu ve asker-sivil Türkiye'de karar ve yürütme mekanizmasındaki herkesi azarlayıcı nitelikte açıklamalar yaptılar. Bazıları ise bu tarzdaki açıklamaları aşırı bulup da yumuşak üslup kullanarak, "aslında şöyle şöyle yaparsanız, Amerika'yla ilişkileriniz düzelir" şeklinde güya Türkiye'ye yol göstermeye ve Türkiye'nin yanında yer alıyormuş gibi görünmeye çalıştılar. Aslında bu açıklamaların hepsi de aynı amaca hizmet etmektedir. Ama bazıları sopa göstererek, bazıları da sırt sıvazlıyormuş gibi görünerek belirlenen amaca hizmet ediyorlar. Ayrıca bu açıklamaların tümü belli bir plan çerçevesinde ve organize bir şekilde yapılmaktadır. Yani birinin diğerini tenkit etmesi, tenkit edilenin bilgisi ve kabulü dahilinde olmaktadır. Tenkit de tamamen göstermelik, iş olsun diyedir.

Öncelikle şunu ifade edelim ki bütün bu açıklamaların amacı geçmişi yargılamaktan ziyade geleceğe yönelik yeni bir şeyler koparmaktır. Zaten "yol gösterici" nitelikteki gibi lanse edilen açıklamalar bu niyetleri açığa vuruyor. Örneğin ABD Savunma bakanı ve bu ülkedeki yahudi azınlığa mensup olan, siyonist lobilerin de adamı olarak bilinen Ramsfeld'in eski danışmanı Richard Perle yaptığı açıklamada ABD-Türkiye ilişkilerinin geleceğinin Türkiye'nin Suriye ve İran konusunda ABD'yle yapacağı işbirliğine bağlı olduğunu söyledi. Çünkü Amerika, Irak'tan sonra Suriye'yi köşeye sıkıştırmaya başladı. Ardından da İran'ı hedefe yerleştirmeyi hesaplıyor. Öncelikli olarak hedefe yerleştirilen Suriye'ye yönelik baskıların amacı ise Filistin'deki direnişin bütün uluslararası bağlantılarını koparmak ve İsrail işgal devletini rahata kavuşturacak, geleceğini kurtaracak zemini oluşturmaktır. Bunun da geçtiğimiz hafta seri halinde yazdığımız makalelerimizde üzerinde durduğumuz "yol haritası" planıyla doğrudan ilgisi var.

Perle'den sonra Türkiye'ye yol göstermeye kalkışan Wexler'in talebi de onunkiyle aynı paralelde ve amacı biraz açık olarak ortaya koyuyor. Diyor ki: "Türkiye-Amerika ilişkilerinin düzelmesi için Türkiyeli yetkililerin İsrail'i ziyaret etmeleri gerekir." Özellikle Gül'ün mutlaka İsrail'i ziyaret etmesini istiyor. Wexler güya daha önce Türkiye'ye sert açıklamalar yapan Paul Wolfowitz'i de tenkit ediyor ve bu açıklanın Bush yönetiminin sorumsuzluğunu yansıttığını ileri sürüyor.

Burada vurgulanması gereken bir iki nokta var. Birinci olarak birbirinden farklı gibi görünen ama gerçekte aynı amaca hizmet eden bu açıklamaların sahipleri oldukça önemli ortak özelliklere sahipler. En başta hepsi de görünüşte "Türk dostu" diye bilinen lobiye mensuplar. Bu durum Amerika'da parayla satın alınan dostluğun hiç de gerçekçi ve samimi olmadığını gösteriyor. İkinci olarak bu adamların hepsi de siyonist lobilere yakın isimler. Malum olduğu üzere Amerika'da lobicilikler birtakım maddi destekler karşılığında yapılıyor. Bir zamanlar Türkiye'nin bu ülkedeki lobicilik faaliyetlerine yahudi azınlığa mensup veya en azından ülkedeki siyonist lobilere yakınlıklarıyla bilinen kişiler talip olmuştu. Onlarla bağlantı kurulmasında da iki gerekçe kullanılmıştı: Birincisi bu kişilerin ABD yönetimi üzerindeki ağırlıkları, ikincisi de 1492 İspanya göçünden dolayı yahudilerin Türkiye'ye bir vefa borcu duydukları iddiası. Ancak bugün hakikat biraz daha açık olarak ortaya çıktı.

Son günlerde Türkiye'yle ilgili sert açıklamaları yapan Wolfowitz'in Savunma bakanı yardımcısı, güya ona itiraz ederek Türkiye'ye yol göstermeye kalkışan Perle'ün de aynı bakanın eski danışmanı olması dikkat çekici bir ortak özellikleri. Belli ki ikisi de aynı merkezden yönlendiriliyorlar.

Bu adamların Türkiye'den istedikleri, yeni dönemde komşularıyla ilişkilerini bozup tamamen Amerika'ya ve onun itinayla koruduğu İsrail'e hizmet etmesi. Peki böyle bir tutum nasıl sonuç getirir? İnşallah bu konu üzerinde de müteakip yazımızda duracağız.