ABD'nin İslam Korkusu

22 Nisan 2003 Salı, Vakit gazetesi

Amerikan işgaline karşı gerçekleştirilen gösterilerde dikkat çeken slogan: "Saddam'a Hayır! Bush'a Hayır! İslam'a Evet! İslam'a Evet" Bu sloganı bir yandan hem Arapça hem İngilizce olarak pankartlara yazıp taşıyor, bir yandan da meydanlarda haykırıyorlar. Amerikan vahşetini Irak'a çağırmak için Saddam zulmünü kullanan sözde "liderler" Irak halkı tarafından rağbet görmüyor. Bu arada milyonlarca insan Kerbela'ya akın ediyor. Bu yıl ki Kerbela törenlerinin farklı bir ciheti var. Bu kez işin içinde işgale karşı mücadele de var. Bütün bu insanları harekete geçiren ortak değer İslami duyarlılık. İşte bu duyarlılık sömürgeci ve işgalci Amerikalıları endişelendiriyor.

ABD Senatosu'nun Dış İlişkiler Komisyonu başkanı Senatör Richard Lugar 20 Nisan tarihinde NBC televizyonuna yaptığı açıklamada Irak'ta, yönetim boşluğunun İslami anlayış sahiplerini harekete geçireceğini dile getirdi ve bu konudaki endişelerini şu şekilde dile getirdi: "ABD'nin emekli general Jay Garner'in liderliğinde Irak'ı yeniden yapılandırma faaliyeti çok geç başladı. Bu sebeple de Şii Müslümanlar ve diğerleri Saddam'ın düşüşünden sonra ortaya çıkan siyasi boşluğu değerlendirerek dini bir devlet kurma faaliyetlerini başlattılar." Mezkur senatör ABD'nin Irak'ta yeni bir yönetim oturuncaya kadar en az beş yıl kalarak bu ülkede dizginleri elde tutmasını istedi.

Amerika'da bundan sonraki başkanlık seçimlerinde aday olacağını bildiren Joseph Liberman da yaptığı bir açıklamada Irak'ta İslami bir yönetimin iş başına gelmesinden endişe duyduğunu dile getirdi. Liberman CBS televizyonuna yaptığı açıklamada bu konudaki endişelerini dile getirdikten sonra şunları söyledi: "Biz işlerin dini bir devletin kurulması yönüne doğru gitmesini istemiyoruz. Biz savaşı kazandık. Şimdi de barışı kazanmak için var gücümüzle çalışmamız gerekiyor. Demokratik olmasını umduğumuz bir temsili hükümetin yerleştirilmesine imkan verecek bir geçici yönetimi iş başına getirmemiz gerekiyor." Liberman açıklamasında Iraklıların büyük çoğunluğunun kendilerini desteklediklerini ileri sürdü. Oysa bu iddiası taşıdığı endişeyle tamamen çelişki taşıyordu. Çünkü Irak'ta eğer büyük çoğunluk kendilerine destek veriyor olsaydı, zaten silahın gücünü ellerinde bulunduran Amerikalıların belirtilen endişeleri taşımamaları gerekirdi. Böyle bir endişe taşımaları gerçekleştirdikleri işgalin halk desteğinden tümüyle yoksun olmasından ve Saddam zulmüne itiraz eden halkın, ABD işgaline de itiraz etmesinden, ülkelerinde kendi inançlarını, değerlerini esas alacak bir yönetim istemelerinden kaynaklanmaktadır.

Aslında Irak'taki hareketlenmeler konusunda ABD başkanı Bush da ciddi endişeler taşıyor. Ancak o, bu konudaki endişelerini gizlemeye ve hadiseleri sanki Amerika'nın istediği mecrada gidiyormuş gibi yansıtmaya çalışıyor. Bush, 20 Nisan'da yaptığı açıklamada Irak'taki işgal karşıtı eylemlerin çok ciddiye alınmaması gerektiğini ve bu olaylardan dolayı endişeli olmadığını iddia etti. Bush bu olayları ABD'nin işine yarayacak şekilde ve işgali temize çıkarmada kullanmak için, bu olayların yıllarca dikta rejiminin altında kalmış bir halkın özgürlüğünü kullanması açısından sembolik bir anlam taşıdığını iddia etti. Bununla birlikte işgal güçleri Irak'ta dizginleri iyice ele almak ve kontrolü sağlamlaştırmak için de var güçleriyle çalışma yapıyorlar. İşgal güçlerini ne kadar bir süre orada tutacakları konusunda ise net bir açıklama yapmaktan kaçınıyorlar.

Bu arada Irak'taki İslami otorite sahipleri Amerikan işgaline karşı halkı yönlendirmek için faaliyetlerini organize bir şekilde yürütmeye çalışıyorlar. Irak Müslüman Alimler Birliği bu konuda etkin rol oynamaya çalışıyor. Birliğin Bağdat'taki merkezinde yapılan toplantıda 25 Nisan tarihinde, Abdülkadir Geylani Camisi'nin önünde sömürge valisi Garner'in Bağdat'a gelişini protesto amacıyla büyük bir gösteri düzenlenmesi kararlaştırıldı. Cemiyetin başkanı Ahmed el-Kubeysi, Iraklıları fitneden uzak kalmaya ve birlik içinde hareket etmeye çağırdı. Iraklı Müslüman önderler şunu haykırıyor: "Amerikalılar biz onları çıkarmadıkça bu ülkeden çıkmazlar. Öyleyse üzerimize düşeni yapmalıyız."