Amerika Suları Isıtıyor

25 Şubat 2003 Salı, Cuma dergisi

BM raporlarında Irak'ta toplu imha silahlarının bulunduğuna dair herhangi bir delile rastlanmadığının itiraf edilmesi ABD'nin saldırgan tavrını değiştirmedi. 15 Şubat'ta bütün dünyada milyonlarca insanın birlikte sokaklara dökülerek savaşa karşı çağrılar yapmaları da Bush'u ve etrafına topladığı çeteyi etkilemedi. İngiltere'deki işçi sendikalarının "savaşı başlatırsanız biz de geniş çaplı grevler başlatırız" diye tehditte bulunmaları da "Bush'un fino köpeği" olarak nitelendirilen Tony Blair'i çok fazla geri adım atmaya zorlayamadı. Çünkü ABD bütün hesaplarını, planlarını savaşa endekslemişti. Mutlaka savaşması, kan dökmesi, saldırması gerekiyordu. Çünkü Amerika'ya yön veren siyonist işgalcilerin bu saldırıdan büyük beklentileri vardı.

İşin en kötü tarafı ise kanın bizim üzerimize de sıçrayacak olmasıdır. Biz Türkiye'deki yönetimin bu konuda daha duyarlı olmasını ve biraz daha dik durmasını umuyorduk. Ama Amerika'nın şişirilen balonuyla, abartılan gücüyle oluşturulan "korku hegemonyası" Türkiye'deki yönetimi de etkiledi. Fakat bizim kanaatimize göre Türkiye'deki yönetim açısından yolun sonuna gelinmiş değil. Henüz geri dönülmesi, ABD canavarının mazlum Irak halkının kapısına Türkiye toprakları üzerinde dayanmasına fırsat verilmemesi için fırsat var. Umarız Türkiye'deki yönetim bir kez daha düşünür ve böyle bir şeye fırsat vermez. Aksi takdirde bu olay tarihe bir kara leke olarak geçecek. Üstelik çok kötü bir imajla: Bir para pazarlığı hikayesiyle, yüz binlerce insanın kanının birkaç milyar dolara denk tutulduğu iddialarıyla.

Amerika'nın saldırı planıyla ilgili denklemin içinde bulunulması gerektiği konusunda ortaya atılan iddialar tamamen boş avuntulardır. Bugün Amerika'ya kafa tutmakta zorlananlar yarın Amerika'nın vaad ettiklerini vermediğinde hiçbir şey yapamayacaklardır. Amerika'nın bol keseden veriyormuş ve Türkiye'nin her istediğini kabul ediyormuş gibi görünmesi de bu yüzdendir. Bunları masa üstünde verirken sıkı pazarlık yapması ise kendini ciddi ve samimi gösterme oyunudur. Sonuçta masa üstünde vaad edilenlerin hiçbirinin yerine getirilmediği, üstelik üstümüz başımız kardeş kanıyla boyandığı zaman hüsran daha büyük olacaktır. İşte o büyük hüsran günlerine gelmeden bir kez daha düşünmek ve geri dönme fırsatını değerlendirmek gerekir. Artık geriye dönme imkanının olmadığı noktada pişmanlık duyulmasının hiçbir yararı olmayacaktır, çünkü o noktada her şey bitmiş, kanlar üzerimize sıçramaya başlamış olacak.

Irak meselesi hakkında biz şimdiye kadar çok şey yazdık. Amerika'nın buradaki hesapları, İsrail'in beklentileri, Türkiye'nin konumu, Türkiye'ye gelebilecek zararlar, oynanan oyunlar, 1441 sayılı BM kararının içeriği, ABD'nin böyle bir kararı BM'den çıkartmasının amacı, dünya genelinde takınılan tavırlar vs. hakkında bildiklerimizi ve tespit ettiklerimizi yazılarımızda aktardık. Burada aynı şeyleri tekrar etmeye gerek görmüyoruz. (Bizim Irak meselesiyle ilgili tüm yazılarımızı Web sitemizde bulabilirsiniz.)

Burada sadece bir çağrı yapmak istiyoruz: Savaşa karşı çıkmaya devam edelim. ABD saldırısı fiilen başlasa bile biz karşı çıkmaya, tepki göstermeye devam edelim. Bizim tepkilerimiz belki ABD saldırganlığını en azından kısmen dizginleyebilir. Belki ABD'nin Irak'ta tutunmasını ve bir sonraki merhalede devreye sokmak istediği planlarını gündeme getirmesini önleyebilir. Çünkü ABD'nin hesabı sadece Irak'a saldırı ve bu ülkenin topraklarına yerleşmekten ibaret değil. Bu bir çağdaş haçlı seferidir ve tüm İslam alemini tehdit etmektedir. Bu haçlı seferine karşı tüm İslam aleminin birlikte tavır koyması, birlikte savunma yapması gerekmektedir. Mazlum Irak halkını, Amerikan saldırganlığı karşısında yalnız bırakmamız asla doğru olmaz. Aksi takdirde bu insanlık sınavında kaybetmiş oluruz.

Filistin'de Savaş

Amerika, Irak'a yönelik saldırı konusunda havayı ısıtırken Filistin topraklarında fiilen bir savaş sürmektedir. İsrail işgal devleti ABD'nin sürekli Irak konusunu gündemde tutmak suretiyle havayı karartmasından istifade ederek Filistinlilere yönelik vahşi saldırılarını artırdı. Bu yüzden bir aydan beridir Filistin topraklarında kan akmadığı, evlerin yıkılmadığı gün geçmiyor. Ama ne yazık ki dünya kamuoyunun bütün dikkatleri Irak konusuna odaklandığından Filistin'de olan bitenlere duyarsız kalınıyor. Oysa Filistin'de fiili bir savaş var. Mazlum bir halkın tümüyle yok edilmesini veya yurdundan çıkarılmasını hedefleyen, hiçbir sınır ve ahlaki ölçü tanımayan, fırsat bulduğu zaman yapabileceği her şeyi yapan, kundaktaki bebekten yürümekten aciz yaşlı kadına kadar herkese kurşun sıkabilen vahşi siyonistlerin sürdürdükleri savaş. Bu yüzden bu haftaki yazımızda Filistin'de son günlerde vuku bulan gelişmelere ağırlık vermek istiyoruz.

Gazze'de Kesintisiz Terör

Siyonist işgal güçleri son günlerde Gazze bölgesinde terör ve şiddeti bayağı artırdılar. Bu şiddet sebebiyle Gazze bölgesinde onlarca Filistinli vahşi saldırılarda hayatını kaybetti, onlarcası yaralandı, birçokları tutuklanıp esir kamplarına götürüldü, iki cami ve pek çok ev yıkıldı. Biz de burada, bu yazının yazılmasından önceki bir hafta içinde Gazze bölgesinde gerçekleştirilen vahşi saldırılardan bazıları ve Filistinlilerin bu saldırılara karşı gerçekleştirdikleri direniş eylemleri hakkında özet bilgiler vermek istiyoruz.

Ev Baskınları ve Tutuklamalar

İşgalciler 18 Şubat Salı gecesi sabaha doğru Gazze'nin Rafah mıntıkasına girerek iki evi yıktı 14 Filistinliyi de tutukladılar. İşgal güçleri belirtilen gece sabaha doğru çok sayıda tankla Rafah'ın kuzeyinde ve Moraj yahudi yerleşim merkezinin yakınında bulunan ez-Zuhur ve Mısbah mahallelerine girerek etrafa rasgele ateş ettiler. Saldırıya havadan da birkaç helikopter destek verdi. Mahalle aralarına kadar giren işgalciler ellerindeki megafonlarla, sokağa çıkma yasağı uygulandığını ilan ederek, bu yasağı ihlal edenlerin derhal öldürülecekleri tehditleri savurdular. Sonra da evlere baskınlar düzenleyerek geniş çaplı aramalar başlattılar. İşgalciler baskın ve arama esnasında çok sayıda tarım arazisini de tahrip ettiler. İşgalciler aynı gecenin sabahında da Han Yunus mülteci kampına saldırı düzenlediler.

Nefiye Dekalim'de İşgalcilere Saldırı

Filistinli direnişçiler işgalcilerin gerçekleştirdikleri saldırılara ve baskınlara cevap amacıyla 18 Şubat sabahı, Gazze'nin Han Yunus kasabasının batısında bulunan ve Filistinlilerden zorla gasp edilmiş arazilerin üzerine kurulu Nefiye Dekalim yahudi yerleşim merkezini koruyan işgalci askerlere saldırı gerçekleştirdiler.

HAMAS Mücahitlerine Yönelik Saldırılar

İşgal güçleri son bir hafta içinde, işgalci askerlerin gözlerini korkutan HAMAS'ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri'ne mensup birçok kişiye saldırdılar. Bu saldırılar sebebiyle birçok şehit verildi. Bunlardan biri Batı Yaka'nın el-Halil şehrinin doğusunda bulunan Yata'nın el-Curfan mahallesinde havadan askeri helikopterlerle desteklenen bir özel birlik tarafından gerçekleştirilen operasyonda şehit edilen 27 yaşındaki Muhammed Süleyman Murr'du. Murr, HAMAS'ın askeri kanadının etkili komutanlarındandı ve uzun süreden beridir işgalciler tarafından aranıyordu. Ondan önce de 16 Şubat 2003 tarihinde Gazze'nin Zeytun mahallesinde altı mücahit arabalarında işgalciler tarafından bomba patlatılması suretiyle şehit edilmişti. HAMAS mücahitlerine yönelik olarak bunların dışında da saldırılar gerçekleştirildi ve daha başka şehit düşenler de oldu. Yüce Allah'tan hepsine ve tüm şehitlere rahmet diliyoruz.

Şuca'iyye'de Büyük Katliam

İsrail işgal güçlerinin 19 Şubat 2003 Çarşamba günü sabahın erken saatlerinde, daha ortalık aydınlanmadan Gazze'nin Şuca'iyye ve et-Tuffah mahallelerine baskın düzenleyerek vahşi saldırılar gerçekleştirmeleri üzerine şiddetli çatışmalar ve olaylar meydana geldi. İşgalcilerin saldırıları sebebiyle Filistinlilerden 11 kişi şehit oldu, 20 kişi de yaralandı. Yaralananlardan bazılarının durumları ağırdı. Direnişçiler de işgalcilere karşılık verdiler ve en az dört işgalci asker öldürüldü, altı tank, iki zırhlı araç ve bir nakliye aracı imha edildi. Filistinlilerden bazıları çatışma esnasında değil işgalcilerin etrafa rasgele ateş etmeleri sebebiyle hayatlarını kaybettiler. Üç kişi de sığındıkları evin üzerlerine yıkılması sebebiyle hayatlarını kaybetti. İşgalcilerin tanklarından bazıları atılan el bombalarıyla imha edildi. İçinde dört askerin öldüğü bir tank da HAMAS'ın askeri kanadına mensup Abdulkerim Bekerun adlı bir direnişçinin tankların arasına dalarak üzerindeki bombaları patlatması sonucu imha oldu. Mezkur 11 şehitten biri de işte bu Abdulkerim Bekerun'du.

Gazze'nin Şifa hastanesinden yapılan açıklamaya göre siyonist işgalcilerin Şuca'iyye ve et-Tuffah'ta gerçekleştirdikleri katliamda ölü sayısının çok olmasına, yaralıların kurtarılması çabalarının ve ambulansların olay yerlerine yaklaşmalarının engellenmesi sebep oldu.

İşgalcilerin gerçekleştirdikleri baskına havadan da askeri helikopterler destek verdi. Helikopterler de dört ayrı noktaya roket fırlattılar.

İşgalciler Şuca'iyye ve et-Tuffah'a yönelik baskınlarını Gazze genelinde büyük bir işgal hareketine ve geniş çaplı operasyona dönüştürmeyi planlıyorlardı. Ancak Filistinli direnişçilerin verdiği kahramanca mücadele onların önlerini kesti ve askerler daha fazla ilerlemekten çekindiler.

Beyti Hanun'a Büyük Saldırı

19 Şubat'ta Şuca'iyye mahallesine saldırarak büyük bir katliam gerçekleştiren işgalciler, Filistinli mücahitlerin direnişlerine takılarak geri çekilmek zorunda kalınca 23 Şubat Pazar sabahı yine Gazze'nin kasabalarından olan Beyti Hanun'a yönelik olarak geniş çaplı bir saldırı başlattılar. Beyti Hanun kasabasına muhtelif cihetlerden tanklarla giren ve ellerindeki otomatik silahlarla etrafa rasgele ateş eden işgalciler bir yandan da ellerindeki megafonlarla sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini, yasağı ihlal edenlerin derhal öldürüleceklerini duyurdular. İşgalciler Beyti Hanun kasabasına yönelik vahşi saldırılarında 10 saat içinde 8 kişiyi öldürdü, birçok kişiyi yaraladı ve bazı evleri yıktılar. Burada 10 saat süren kanlı saldırıların ardından Rafah ve Deyru'l-Belah mıntıkalarına yönelerek buralarda da bir camiyi, iki evi ve bir güvenlik binasını yıktı, Deyru'l-Belah'ın güneybatısında yer alan el-Bereke mıntıkasında da geniş bir tarım arazisini tahrip ettiler. İşgalcilerin Rafah ve Deyru'l-Belah'taki saldırılarında da çok sayıda Filistinli yaralandı ve birçokları tutuklandı. Tutuklamaların çoğu işgalci askerlerin evlere baskınlar düzenlemeleri suretiyle gerçekleştirildi. İşgalci askerler saldırılarında ayrıca içme suyu borularına ve sulama kanallarına da büyük ölçüde zarar verdiler.

Beyti Hanun, Deyru'l-Belah ve Rafah'ta da işgalcilerin saldırılarına yine Filistinli direnişçiler kendi dar imkanlarıyla karşılık verdi ve en az üç tanklarını imha ettiler. İmha edilen tanklardaki askerlerin durumları hakkında işgal devleti tarafından net bir açıklama yapılmadı. Filistinli direnişçiler ayrıca 23 Şubat akşamı 1948'de işgal edilmiş bölgede ve Gazze'nin hemen sınırında yer alan Ejderut yahudi yerleşim merkezine üç adet Kassam-2 roketi fırlattılar. Bu eylemi gerçekleştiren HAMAS'ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri tarafından yapılan açıklamada roketlerin, Beyti Hanun kasabasına yönelik insanlık dışı saldırıya bir cevap olarak atıldığı bildirildi. Roketlerin atıldığını işgal devleti de doğruladı ancak sebep olduğu kayıp hakkında ayrıntılı bilgi vermedi.

Hepsi Bu Kadar Değil

İşgalcilerin saldırıları sadece bunlardan ibaret değildi. Biz sadece Filistin'de fiilen devam eden savaş hakkında fikir vermesi için bazı önemli saldırılar ve çatışmalar hakkında bilgiler verdik. Ama dediğimiz gibi Filistin gerçeği, ABD'nin havayı karartması sebebiyle gölgede kalıyor ve bu da işgalci siyonistlerin işlerini kolaylaştırıyor. Bu sebeple Filistin topraklarında yaşananlara da duyarsız kalınmamasını istiyoruz.

Filistin meselesinin bir de siyasi boyutu bulunmaktadır. Bu sıralarda ABD ve İngiltere'nin himayesinde Filistin davasını tarihe gömme amaçlı olarak yoğun bir çaba sarf edilmektedir ve ne yazık ki özerk yönetim de bu konuda oynanan oyunlara gelebilmekte, tamamen Filistin davasının aleyhine olan pazarlıklara oturabilmektedir. Biz bu konuyu sadece bir paragrafa sıkıştırmak istemedik. İnşallah bu konu hakkında gelişmelere paralel olarak daha ayrıntılı bir yazı yazmaya çalışacağız.