Amerikan Vahşeti

15 Şubat 2003 Cumartesi, Vakit gazetesi

Dünyadaki bütün gelişmeler bu sıralarda Amerika'nın Irak'a yönelik tehditlerinin gölgesinde kaldı. ABD'nin bizzat kendisinin sergilediği birtakım vahşet uygulamaları ve insanlık dışı saldırılar da bu konunun gölgesinde kaldı. Yani ABD terörü ABD vahşetini gölgeledi.

ABD bu sıralarda özellikle Afganistan'da muhtelif saldırılar düzenliyor. Haberlerde yer aldığına göre özellikle Kurban bayramı günlerinde gerçekleştirilen saldırılarda onlarca insan öldürüldü, onlarcası da tutuklandı. Medyaya yansıyan bilgilerde bu kişilerin "Taliban militanları" olduğu iddia ediliyor. Öyle olsa bile yapılanlar, gerçekleştirilen saldırılar tam anlamıyla bir vahşettir. Fakat bizim tahminimize göre bu insanların bazılarının normal sivil vatandaşlardan olması da mümkün ve muhtemeldir. Çünkü bizim gördüğümüz kadarıyla ABD bu saldırılarla bir yandan Afganistan'daki konumunu güçlendirmeye çalışıyor, bir yandan da Irak'a yönelik muhtemel (ama "olası" değil olmayası) saldırı öncesinde bir psikolojik savaş yürütüyor. Zira Irak topraklarına girmesi durumunda askerlerinin bir gerilla savaşıyla karşılaşmasından ve sürekli can kaybı vermelerinden korkuyor. Tabii böyle bir gerilla savaşı Amerika'nın Irak topraklarındaki askeri konumunu sağlamlaştırmasını ve bu ülkeyi bir sömürge haline getirmesini engelleyecek. Nitekim Somali'yle ve Afrika burnuyla ilgili hesaplarını Umut operasyonu adını verdiği vahşi saldırıya karşı gerçekleştirilen gerilla eylemleri bozdu. İşte bu sebeple Kuzey Irak'ta ve Irak'ın diğer bölgelerinde ABD askerlerine karşı gerilla savaşı vermelerinden korkulan kişilere karşı gözdağı verilmesi ve şimdiden bir psikolojik savaş yürütülmesi için Afganistan'da bu saldırıların yoğunlaştırılmış olması kuvvetle muhtemeldir ve öldürülen kişi sayısıyla ilgili rakamlar ya gerçek dışıdır, ya da öldürülenlerin ve tutuklananların birçoğu sivil vatandaşlardandır. Çünkü Afganistan'ın coğrafi şartları, Kurban bayramı öncesinde gerçekleştirilen saldırılarda birçok kayıp veren, bu yüzden de can derdine düşen Amerikan güçlerine, birkaç gün içinde onlarca gerillayı öldürme ve tutuklama imkanı vermez. Bunlardan hangisi söz konusu olursa olsun yapılan bir vahşettir ve Amerika'nın vahşi yüzünü dünyaya tanıtmaktadır. Ama ne yazık ki bu gelişmeler de büyük ölçüde Irak meselesinin gölgesinde kalmaktadır.

Amerika'nın önüne çıkabilecek gerilla savaşına karşı yürütülen psikolojik savaşın bir boyutunu da Guantanamo'daki esirlere uygulanan muamele oluşturmaktadır. Geçtiğimiz günlerde yine Amerika'nın yaydığı haberlerde bu esirlerden birçoğunun intihara teşebbüs ettiği ileri sürülmüştü. Ancak muhtelif insan hakları kuruluşları bu haberlerin bir oyun olduğuna, Amerika'nın bu esirlerin bazılarını "intihar" süsü vererek ortadan kaldırmaya hazırlandığına ve söz konusu haberlerle bunun zeminini hazırladığına dikkat çektiler. İlginçtir ki Amerika bu esirleri o kampa ilk taşıdığında esirlerin maruz kaldıkları kötü muamelelerin görüntülerini muhtelif basın yayın organlarına dağıttı. Tabii görüntüler Amerika'ya karşı tepkilerin ortaya çıkmasına sebep oldu ve sonra da biraz farklı görüntüleri piyasaya sürme ihtiyacı duydu. O zaman birçoklarının zihninde: "Amerika kendisinin aleyhine olacak bu görüntüleri acaba kendi adamlarının eliyle medyaya niye dağıttı?" sorusu oluştu. Bizim gördüğümüz kadarıyla bunun da amacı psikolojik yıpratmaydı ve gerek Afganistan'daki gerilla savaşının, gerekse işgal etmeyi planladığı diğer bölgelerde ortaya çıkabilecek gerilla savaşlarının güçlerini kırmayı amaçlıyordu. Çünkü Somali tecrübesi Amerika'nın ağzını biraz yakmıştı. Dün o görüntüleri medyaya dağıtan ABD şimdi Guantanamo'daki esirlerin içinde bulundukları durumla ilgili haberleri yeniden gündeme getirmeye ve onlardan birçoğunun intihara teşebbüs ettiğini iddia etmeye başladı. Bu yöndeki haberlerle aslında kendi vahşi yüzünü dünyaya ilan etmektedir. Ama bu boşuna değil, belli bir amacı var. Ancak bu esirlere yapılan muameleler başlı başına vahşettir ve söz konusu haberlerin belli bir amacı olsa da ABD'nin vahşi yüzünün gizlenmemesi gerekir.