Amerika ve Savaş

21 Aralık 2002 Cumartesi, Vakit gazetesi

BM Güvenlik Konseyi'nin Irak hakkında almış olduğu ve tamamen Amerika tarafından dayatılmış nitelikteki 1441 sayılı kararın uygulanması konusunda herhangi bir pürüz olmadığı gerek BM Silah Denetçileri Heyeti ve gerekse Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı yetkilileri tarafından yapılan açıklamalarda dile getirildi. Hatta, ABD ve İngiltere'nin Irak'la ilgili son iddialarında gerekçe ileri sürmedikleri söz konusu iki heyet adına açıklama yapan Hans Blix ve Muhammed Beradi'i tarafından dile getirildi. Öte yandan Irak da kendisinden istenen raporu belirlenen süre içinde hazırlayıp BM Güvenlik Konseyi'ne teslim etti. Buna rağmen ABD ve İngiltere, savaş konusundaki ısrarlarını ve hazırlıklarını sürdürüyorlar. Bu gelişmeler savaşın Amerika açısından herhangi bir meselenin çözümünde başvurulması düşünülen bir formül olarak değil de bir gaye olarak görüldüğünü artık iyice gün yüzüne çıkardı. Bunun da sebebi bizim daha önce değişik vesilelerle dile getirdiğimiz üzere Amerika'nın bölgeyle ilgili tüm planlarını savaşa endekslemiş olmasıdır.

Amerika şimdi savaş hesaplarını gerekçelendirmek için Irak'ın silahlarıyla ilgili raporunda eksiklikler olduğu iddiasına yapışmaktadır. Bu iddia kendi içinde ve rapor etrafında yaşanan gelişmelerle bağlantılı birtakım çelişkiler içermektedir. Öncelikle Amerika'nın bu raporu iki gün gasp edip itinayla çoğaltması ve BM Güvenlik Konseyi'nin geçici üyelerine 12 bin sayfalık orijinal raporun değil de 5 bin sayfalık kısaltılmış şeklinin verilmesi iddialarla çelişki teşkil etmektedir. İkinci olarak ABD ve İngiltere'nin, bu rapordaki bilgilerde eksiklikler olduğunu iddia edebilmeleri için Irak'ın elindeki silahların mahiyet ve miktarlarını önceden biliyor olmaları gerekir. Eğer öyleyse o zaman bilgilerini BM teftiş heyetine vermeleri ve heyetin de ona göre araştırmalar yaparak raporda eksik bilgiler olduğunu ispat etmesi gerekir. Ama şimdiye kadar böyle bir şey gerçekleşmedi. Üstelik BM heyetinin verdiği bilgiler ABD ve İngiltere'nin iddialarını nakzediyor. Eğer söz konusu iddia herhangi bir bilgiye değil de zanna dayanıyorsa o zaman kesin bir şey söylenmeksizin BM heyetinin araştırmaları sonunda hazırlanacak raporun beklenmesi gerekir. Ama Amerika öyle yapmıyor. BM heyetinin raporunun kendi iddialarının maksatlı ve tutarsız olduğunu belgeleyeceğinden korktuğu için bu raporun ortaya çıkmasını beklemeden savaş havasını kızıştırmaya çalışıyor. Amerika için önemli olan da iddia ettiklerinin doğru olması değil, dünya kamuoyunun yanıltılmasıdır.

Olayın önemli bir yanı da Türkiye'yle bağlantılıdır. Amerika bu savaş planına Türkiye'yi de ortak etmeye çalışıyor. Biz geçen haftaki yazımızda böyle bir savaşa ortak olmanın Türkiye'ye çok şey kaybettireceğine dikkat çekmiştik. Fakat şimdi Türkiye'nin böyle bir savaşın dışında kalamayacağı yolundaki görüşlerin haklı gibi gösterilmesi için Amerika'nın: "Siz destek verseniz de vermeseniz de biz bu savaşı yapacağız. Ama destek vermezseniz, sonuçlarından olumsuz bir şekilde etkilenirsiniz ve sizi sonuçlarıyla ilgili kararlara karıştırmayız" dediği yolunda iddialar var. Amerika böyle demiş olabilir. Ancak şunu kesin olarak söyleyelim ki Amerika böyle bir savaşa girişmesi durumunda Türkiye'yi sadece vebaline ve külfetine ortak eder, Türkiye destek verse bile sonuçlarına yine ortak etmez. Türkiye'deki yetkililerin, Amerika'nın ipiyle kuyuya inmenin ne demek olduğu hakkında bundan önceki Körfez savaşında ve Afganistan çıkartmasında kazanılan tecrübelerle yeterince bilgilenmiş olmaları gerekir. Ayrıca mevcut şartlarda Türkiye'nin desteği olmadan Amerika'nın böyle bir savaşa girişmesi de kolay olmayacaktır. Yabancı basında Türkiye'deki hükümet yetkililerinin özellikle Arap dünyasına ikna turlarına çıkacağına dair haberler yayınlanıyor. Bu konuyla ilgili haberler yerli basında daha çok yetkililerin Arap dünyasına durum değerlendirmesi için çıkacakları şeklinde yansıyor. Biz hangilerinin daha doğru olduğunu tam olarak bilemiyoruz. Ama şunu kesin olarak söylüyoruz ki Türkiye her hal ü karda Amerika'nın bu emperyalist savaş planının dışında kalmalı ve hatta ısrarla karşı çıkmalıdır.

Not: HAMAS'ın 15. yılı ile ilgili yazılarımızı birleştirerek ve fotoğraflarla zenginleştirerek Web sitemize yeniden yerleştirdik. Aynı şekilde Ürdün'ün Maan bölgesinde meydana gelen olaylarla ilgili yazılarımızı da tek dosyada birleştirip fotoğraflar ekledik. Gazeteden okumamış olanlara Web sitemizden okumalarını tavsiye ederiz. Bu yazılara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

  • HAMAS'ın 15 Yılı
  • Maan Olaylarının Gerçek Yüzü