ABD Savaş Konusunda Israrlı

23 Kasım 2002 Cumartesi, Vakit gazetesi

Saddam, ABD tarafından dayatılan 1441 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararını şartsız olarak kabul etti. Aslında ABD'nin niyeti Irak'a böyle bir kararı kabul ettirmek değil, savaşın şartlarını hazırlamaktı. Çünkü ABD ve onu yönlendiren siyonist lobi, Irak'a saldırma konusunda ısrarlıdır. Zira Irak'la ilgili hesapları ve planları savaşa ayarlanmıştır. Savaş ve saldırının gerçekleştirilmemesi durumunda bu planların hayata geçirilmesi mümkün değildir. Fakat ABD bu konudaki bütün ısrarlarına rağmen uluslararası alanda pek destek bulamadı. Zaman içinde savaş karşıtı sesler biraz daha gür bir şekilde çıkmaya başladı. Bu sebeple BM'i devreye sokarak, Saddam'ın kabul etmesi pek muhtemel görünmeyen bir kararın Güvenlik Konseyi'nde kabul edilmesini sağladı. Kararın Saddam'ın önüne konmasından hemen sonra da tahrikçi bir tutum içine girerek: "Eğer bu kararın uygulanması merhalesinde BM görevlilerine en ufak bir zorluk çıkarılırsa bunu savaş sebebi kabul ederiz" şeklinde açıklamalar yaptı. ABD bu tür açıklamalarla Irak'a: "Siz bu kararı kabul etseniz de rahata kavuşmanız mümkün olmayacak, sürekli kendinizi tetik üstünde hissedeceksiniz" mesajı vermeyi amaçlıyordu. Fakat ABD'nin dayatmalarına ve tahrikçi tutumuna rağmen Saddam, kararı şartsız olarak kabul etmek suretiyle bir bakıma Amerika'nın beklentisini boşa çıkardı.

ABD şimdi BM kararına rağmen savaş gerekçesinin oluşmasını sağlamak amacıyla yoğun bir faaliyet yürütüyor. Bu amaçla sürekli tahrikçi bir politika izliyor. Geçtiğimiz günlerde, normalde Irak'ın hava sahasına giren ancak çağdaş emperyalizm tarafından Irak için "uçuşa yasak bölge" ilan edilen hava sahasında ABD ve İngiltere uçaklarının Irak uçaksavarları tarafından vurulması üzerine ABD yönetimi kıyameti kopardı. Bu olayın 1441 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının ihlali anlamına geldiğini iddia etti. Oysa söz konusu kararda, uçuşa yasak bölgeyle ilgili hiçbir husus yer almamaktadır. ABD'nin yapmak istediği Irak'ı bir an önce töhmet altına sokarak savaş şartlarını oluşturmaktı. BM Genel Sekreteri normalde ABD güdümünde bulunmasına rağmen, söz konusu olayla ilgili olarak Amerika'nın takındığı tavra tepki gösterdi ve 1441 sayılı kararda "uçuşa yasak bölge"yle ilgili hiçbir hususun bulunmadığını dile getirdi. Onun bu açıklaması, Amerika'daki siyonist lobinin ileri gelen ailelerinden olan Rumsfeld ailesine mensup Savunma bakanı Donald Rumsfeld, Kofi Annan'la sert bir tartışmaya girdi. Donald Rumsfeld zaten, Irak'a bir an önce saldırı düzenlenmesinden ve bu konudaki planların geciktirilmemesinden yanadır. Çünkü o, bu savaşı kendi hesapları açısından zorunlu gören siyonist lobiyi temsil etmektedir.

Bütün bu gelişmelerin sıcaklığının devam ettiği günlerde Prag'da NATO Zirvesi gerçekleştirildi. ABD'nin Prag Zirvesi'nde en çok üzerinde durduğu konu Irak'a yönelik savaş planıydı ve NATO ülkelerinden böyle bir savaşta kendisine destek vermelerini istedi. Belli ki ABD savaş konusunda ısrarlıydı ve 1441 sayılı kararın uygulanmasını da çok fazla önemsemiyordu.

Görülen o ki ABD, 1441 sayılı kararın uygulamaya geçirilmesi sürecinde sürekli tahrikçi bir politika izleyerek savaş şartlarını oluşturma konusunda ısrarlı davranacaktır. Fakat dünya kamuoyunun tepkisinin artması ve uluslararası platformda Amerika'ya destek verilmemesi onun hesaplarını boşa çıkarabilir. Yani mezkur kararın uygulamaya geçirilmesi ABD açısından çok fazla bir şeyi değiştirmeyecektir.

Notlar:

1) 1441 sayılı BM kararının içeriği hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmak isteyenler Web sitemizden "ABD'nin Dayattığı BM Kararı" başlıklı yazıyı okuyabilirler. Bu yazıyı Alfabetik İndeks'ten bulabilirsiniz.

3) Geçen haftaki yazımızda Üstad Mustafa Meşhur'un hayatı ve mücadelesi hakkında bir yazı yazacağımız vaadinde bulunmuştuk. Bu yazıyı Cuma dergisinin geçen hafta çıkan sayısı için yazdık. Bkz. Mustafa Meşhur'un Hayatı ve Mücadelesi