ABD Saldırganlığının Yeni Açılımları

31 Aralık 2001, Pazartesi, Vakit

ABD, "teröre karşı savaş" başlığı altında İslam dünyasına karşı başlattığı saldırının çerçevesini genişletmek için çeşitli girişimlerde bulunmaktadır. Son günlerde dikkat çeken Hindistan - Pakistan gerginliğinde söz konusu saldırı çemberinin genişletilmesiyle ilgili planların ve hesapların rolünün olduğunu sanıyoruz. Biz bu konuyu Cuma dergisinin bu haftaki sayısı için yazdığımız yazıda değişik boyutlarıyla ele almaya çalıştık. Bu yazımızda ayrıca Hindistan'ın Güney Asya'da neden bir çıban başı olduğu hakkında da ayrıntılı bilgiler verdik. (Bkz. Hindistan Güney Asya'da Bir Çıbanbaşı)

ABD, Afganistan'a yönelik saldırısını da bir yandan sürdürüyor. Oysa saldırıyı başlatırken kullandığı gerekçeler büyük ölçüde ortadan kalkmış durumda. Ayrıca ülkede iş başına gelen yeni yönetim Amerika'dan saldırılarını durdurmasını istedi. Ne var ki ABD bu yöndeki taleplere kulak asmıyor ve "Usame bin Ladin'in Afganistan'ın herhangi bir dağında veya bir mağarasında saklanıyor olabileceğini" iddia ederek ülkenin dağını taşını bombalamaya devam ediyor. Tabii bu arada "yanlışlıkla (!?)" vurulan yerler, hedef alınan konvoylar da olabiliyor. Dolayısıyla insanlar kitle halinde imha ediliyor. ABD ile göbek bağları olanların bile bu vahşet karşısında kafalarını ellerinin arasına alıp düşünmeleri ve sergilenen vahşet karşısında tüm insanlığa mal olmuş değerleri akıllarına getirip düşünmeleri gerekir. Afganistan'daki yeni yönetim ABD'nin bu saldırılarının artık durmasını sağlayabilmek amacıyla Usame bin Ladin'in Pakistan'a kaçmış olabileceğini iddia etti. Ama ABD yine kabul etmedi ve: "Bu işi sonuna kadar götüreceğiz" dedi. Pakistan cumhurbaşkanı Perviz Müşerref de Bin Ladin'in Pakistan'a kaçmış olabileceği yönündeki iddiaların Pakistan açısından doğuracağı sıkıntıları ve bu tür iddialara dayandırılacak ABD saldırılarını bertaraf etmek amacıyla Bin Ladin'in ölmüş olabileceği iddiasını ortaya atmıştı. Ama çok geçmeden Bin Ladin'in bir kaseti yayınlandı. Sonuç itibariyle gerek Pakistan, gerekse Afganistan, ABD'nin Usame bin Ladin'i gerekçe olarak kullanmak suretiyle yürüttüğü saldırgan tutumundan henüz kurtulabilmiş değiller.

ABD bir yandan da yeni saldırı planlarını gündeme getirmeye başladı. Fakat son günlerde ağırlık Türkiye'yi de yakından ilgilendiren Irak konusu üzerinde. ABD'nin Irak'la ilgili hesaplarının kesinlikle Kürt meselesi açısından bir çözüm mahiyeti taşımadığını özellikle vurgulamak istiyoruz. ABD'nin öncelikli olarak yapmak istediği uluslararası siyonizmin bölgeyle ilgili planlarının önünü açmaktır. (Biz bu konuyla ilgili ayrıntılı bir dosya hazırlamıştık. Bu dosyada bu konuyla ilgili iddialarımızın gerekçelerini de bulabilirsiniz. Bkz. Kuzey Irak Nereden Çıktı?) Irak'ın toprak bütünlüğünün bozulması ve Kuzey Irak'la ilgili ABD planlarının devreye sokulması Kürt meselesi açısından bir çözüm getirmeyeceği gibi önemli bir sıkıntıyı da beraberinde getirecektir.

ABD bu sıralarda İsrail işgal devletini rahatlatmak amacıyla Filistin meselesine de doğrudan müdahale etmeye başladı. Bu amaçla üst düzey bir elemanını Filistin'e gönderdi ve Filistin'deki direniş gruplarını tümüyle dağıtması için Arafat'a baskı yapıyor. Tabii Arafat, altına imza atmış olduğu anlaşmalar vasıtasıyla kendini cenderenin içine sokmuş olduğundan dolayı da gerek ABD'nin gerekse İsrail işgal devletinin baskılarına boyun eğme ve kendi halkına baskı yapma zorunluluğu duyuyor. Filistin'deki direniş grupları ise Filistinliler arasında herhangi bir çatışmaya sebep olmamak için de Arafat'ın baskıları karşısında temkinli davranmayı, onun baskılarına kuvvet dilini kullanarak karşılık vermekten kaçınmayı tercih ediyorlar. Bu durumu gören ABD ise Arafat'ın daha çok şey yapabileceğini düşünüyor ve Filistinlilere daha çok baskı yapmasını istiyor. ABD'nin yapmak istediği Filistin direnişiyle uğraşma görevini büyük ölçüde Arafat yönetimine devretmek suretiyle İsrail işgal devletini rahatlatmak. Böyle bir şey ise Filistin direnişine daha büyük zarar vermektedir.