Afganistan'da ABD İstediğini Yapabildi mi?

20 Kasım 2001 Salı, Cuma dergisi

Akit gazetesinin bu haftaki sayısı için yazdığımız yazıda Afganistan'da bugün ortaya çıkan durumun muhtelif medya organlarının kamuoyuna yansıttığından farklı olduğunu dile getirmiş ve bu hadiseye bakarken tepkisel bir davranışla hareket etmek yerine kendi normlarımıza göre değerlendirmeler yapmamızın, realiteleri biraz daha net bir şekilde görmeye çalışmamızın daha isabetli olacağını dile getirmiştim. Bu yazımızda da Afganistan'daki son gelişmelerle ilgili bazı hususları gerek doğrudan görüşmeler yoluyla elde ettiğimiz bilgilere ve gerekse Afganistan meselesiyle ilgili kendi birikimimize dayanarak vermek istiyoruz.

Öncelikle şunu cesaretle söyleyebiliriz ki Taliban hareketinin Afganistan'da yaşanan gelişmelere müdahale etmesinde ve bu ülkede 1992'de elde edilen zaferin ardından ortaya çıkan iç çatışmalara yeni bir boyut kazandırmasında ABD'nin ve onunla ortak çalışan Pakistan hükümetinin parmağı vardı. Biz bu konuyu Taliban hareketinin ortaya çıkmasından kısa bir süre sonra yazdığımız yazılarda da dile getirmiştik. Taliban hareketi aldığı dış desteğin verdiği güçle çok hızlı bir ilerleme yaparak olaylara müdahale etmesinden kısa bir süre sonra 27 Eylül 1996 tarihinde Kabil'i ele geçirmeyi başarmıştı. Ama Taliban'ın ortaya çıkışını ve bu hızlı ilerleyişini iyi tahlil ettiğimizde işin içinde bazı oyunların olduğunu görürüz. Her şeyden önce Taliban'ın özellikle Afganistan'da iç kavgaların çözümü konusunda önemli bir ilerlemenin kaydedildiği sırada ani çıkış yapması ve hızlı ilerleme kaydetmesi gerçekten düşündürücüydü. 1992'den buyana devam eden iç kavgalardan bıkan ülke halkının içinde bulunduğu sosyo-psikolojik durum da Taliban'ın ilerleyişi için uygun ortamı hazırlamıştı. Bu yüzden halk bu hareketin önüne çıkmadı ve onun ilerleyişini engellemedi. Fakat ABD ülkedeki iç çatışmaya yeni bir boyut kazandırmada kendisinden istifade ettiği Taliban'dan başka amaçları için de yararlanmak istedi. İşte bu gerçekleşmeyince bu kez Taliban'a karşı cephe almaya başladı. 11 Eylül saldırıları sonrasında da kendince sebep oluşturarak bu harekete yüklenmeye başladı. Fakat ABD'nin amaçladığı Taliban'ı tümüyle saf dışı etmek ve Afganistan sahnesinden silmek değildi. Onun amaçladığı bu ülkede dizginleri tümüyle ele almak, ayrıca bu ülkeyle ilgili hesaplarını gerekçe göstererek Asya kıtasında askeri bir inisiyatif oluşturmaktı. Biz ABD'nin bu konudaki hesaplarından daha önce değişik vesilelerle söz etmiştik.

Taliban Neden Çabuk Dağıldı?

Biraz önce de ifade ettiğimiz gibi Taliban ortaya çıkışından sonra oldukça hızlı bir ilerleme gerçekleştirmişti. Fakat, başlangıçta kendisine destek veren ABD'nin 2001'de karşısına çıkmasından sonra ondan daha hızlı bir şekilde dağılarak kendi merkezi ve çıkış noktası olan Kandehar da dahil olmak üzere kontrolünde tuttuğu şehirleri teker teker terk etti. Yani gelişi gibi gidişi de son derece hızlı oldu. Bunun tek sebebi ABD saldırısı değildir. Bunun dışında da sebepleri bulunmaktadır. Öncelikle, Taliban'ın ayakta durmasında Pakistan'ın askeri, stratejik ve lojistik desteğinin, Suudi Arabistan'ın da maddi desteğinin önemli rolü vardı. Bu destekler sona erince kendi ayakları üstünde durmakta zorlanmaya başladı. Çünkü çocuk arabasıyla dolaşan bir çocuğun arabası altından çekilirse biri birden ayakları üstüne yürümesi kolay olmaz. Hele bir de bu çocuk sağdan ve soldan birileri tarafından itilirse mutlaka düşer. Ayrıca Taliban'ın askeri gücünü oluşturanların tümü sanıldığı gibi bu hareketin disiplininden geçmiş, onun eğitimini almış kimseler değildi. Bazıları dışarıdan alınan maddi destekten istifade edilerek başka hareketlerden transfer edilmişlerdi. Tabii bu kişilere aktarılacak maddi kaynaklar kuruyunca onlar da Taliban'ın saflarında muhalif güçlere karşı savaşmak istemediler ve çekildiler. Bu hadise de Taliban'ı bayağı sarstı ve şaşırttı. Öte yandan Taliban'ın yönetimde baskıcı bir politika izlemesi sebebiyle arkasında söze gelir bir halk desteği de yoktu. İşte bütün bu sebeplerin yol açtığı şaşkınlık karşısında tereddüde düşen Taliban hareketi çözümü Kabil'i terk etmekte buldu. "Kuzey İttifakı" olarak adlandırılan güçlerin Kabil'e girmeleri de bu gelişmeden sonra oldu. Yani Kabil, söze gelir bir çatışma neticesinde değil Taliban hareketinin bu şehirden çekilmesi neticesinde muhalif güçlerin eline geçmiştir. Bu yüzdendir ki, Kabil'in muhalif güçlerin eline geçmesiyle ilgili olarak öyle söze gelir çatışma haberleri medya organlarına yansımamıştır. Taliban diğer şehirleri de hemen hemen buna benzer şekillerde terk etmiştir ve diğer şehirler etrafında da çok ciddi bir çatışma olmamıştır. Taliban saflarında en fazla can kaybına sebep olan, ABD'nin gerçekleştirdiği vahşi hava saldırılarıdır.

ABD'nin Planladığı Gerçekleşti mi?

Aslında ABD'nin planladığı Afganistan'da böylesine hızlı bir değişimin gerçekleşmesi değildi. ABD, Afganistan'a biraz daha bomba yağdırabilmek için gerekçenin bir süre daha kalmasını arzuluyordu. Çünkü ABD bu ülkede bir güç gösterimine çıkmıştı ve bir bakıma yeni geliştirdiği uçakları, bombaları, füzeleri, roketleri Afganistan halkının tepesinde denemek, rakip güçlere ve alıcı olabilecek ülkelere de tanıtmak istiyordu. Ayrıca ABD'nin istediği Taliban'ın çekilmesiyle birlikte kontrolün hemen Kuzey İttifakı olarak adlandırılan güçlerin eline geçmesi değildi. Çünkü iddia edildiği gibi bu ittifak ile ABD arasında herhangi bir anlaşma gerçekleşmiş değildi. Hatta Taliban'ın çekilmeye başlamasından sonra ABD bir açıklama yaparak Kuzey İttifakı güçlerinden Kabil'e girmemelerini istedi. Fakat bu güçler Kabil'e girmemeleri durumunda ABD'nin oyunlarının devreye gireceğini biliyorlardı. Bu yüzden ABD'nin açıklamalarını dikkate almayarak şehre girmeyi tercih ettiler. Gelişmelerin bu şekilde cereyan etmesi de ABD'nin planlarının tutmaması gibi bir sonuç doğurdu. Tabii ki ABD, planlarının tutmadığını görünce de başka yollarla hadiseyi kendi istediği mecraya doğru çekebilmek için yeni oyunlar peşine düştü. Bu oyunlarda da en çok Reşit Dostum'u kullanmasının muhtemel olduğu sanılıyor. Fakat şunu da ifade edelim ki ABD bu şahsa da kesinlikle güvenmemektedir.

Kuzey İttifakı'nda Kimler Var?

Öncelikle isim konusunda bir düzeltme yapmak istiyorum. Türkiye'de "Kuzey İttifakı" olarak bilinen oluşum kendini Afganistan'ın Kurtuluşu İçin Birleşik Ulusal İslami Cephe kısaca Birleşik Cephe olarak adlandırmaktadır. Türkiye'de bu ittifaktan söz edilince hemen Reşid Dostum'un adı akla gelmektedir. Hatta neredeyse bu şahsın adı söz konusu ittifakla özdeşleştirilmiştir. Oysa bu maksatlı bir yanıltma ve yönlendirmedir. Bu adamın ve hareketinin ittifak içinde fazla bir ağırlığı bulunmamaktadır. Halk arasındaki taraftarları da oldukça az sayıdadır. Hatta bir seçim olması durumunda alacağı oy miktarının % 3-4'ü geçmeyeceği tahmin ediliyor. Zaten Özbek kavmiyetçiliğini malzeme olarak kullandığından diğer halklar arasında taraftar edinmesi zor. Özbek halkının da büyük bir çoğunluğu tarafından istenmiyor, çünkü eski komünist rejimin kalıntısı bir general sıfatı taşımaktadır. Fakat o, iki sebepten dolayı Birleşik Cephe'ye alınmıştır: Birincisi: Başta ABD ve Rusya olmak üzere bazı dış güçlerin baskısı. İkincisi: Özellikle 1992 sonrasında ortaya çıkan fitne olaylarında değişik oyunlar çevirmesi sebebiyle onun ittifaka alınması halinde ondan ileri gelen fitnenin kaynağının kurutulmasının mümkün olduğu düşüncesi. Söz konusu ittifakın bel kemiğini oluşturan oluşumların başında gelenler ise şunlardır:

Cemiyeti İslami: Bu hareket Afganistan'daki İslami bilinçlenmede önemli rolü olduğu bilinen Muhammed Gulam Niyazi tarafından kurulmuştur. Afganistan'da İslâm'ı devlete hâkim kılmayı amaçlayan örgütlü çalışmalar ilk önce Kâbil Üniversitesi'nde başladı. Kabil Üniversitesi'nde bu çalışmalara öncülük eden kişi de Muhammed Gulam Niyazi olmuştur. Gulam Niyazi, Mısır'da Ezher Üniversitesi'nde tahsil gördü ve Müslüman Kardeşler cemaatinden bayağı etkilendi. Orada aldığı bilinci Afganistan'a dönüşünde de bu ülkede yaymak istedi. Kabil Üniversitesi'nde Şeriat Fakültesi'nin dekanlığını yaptı ve o sırada teşkilatlı İslami çalışmalara öncülük etmeye başladı. Cemiyeti İslami'nin liderliğine 1972'de Burhaneddin Rabbani geçti ve o tarihten buyana hareketi bu kişi yönetmektedir. Cemiyeti İslami Rus işgaline ve komünist rejime karşı verilen cihadda da başı çeken hareketler arasında yer aldı.

Afganistan'ın Kurtuluşu İçin İslami Birlik (İttihadi İslami): Bu hareket 1985'te ortaya çıkmıştır. Liderliğini Prof. Abdurabbirresul Seyyaf yapmaktadır. Prof. Seyyaf da Müslüman Kardeşler cemaatinden etkilenmiş biridir. Hatta teşkilat ilk oluşumunda Müslüman Kardeşler cemaatinin teşkilat yapısını örnek almıştır.

Hizb-i İslamiyi Halis: Bu hareketin liderliğini de Rus işgaline karşı verilen cihadda önemli rol oynayan mücahit liderlerinden Mevlevi Yunus Halis yapmaktadır.

Hizb-i Vahdeti İslami: Bu hareket Afganistan'daki Şiilerin ileri gelen hareketlerinden biridir. 1990'da Abdulali Mezari tarafından kurulmuştur. Sekiz Şii grubunu bünyesinde toplamıştır. Hareketin lideri Abdulali Mezari 1995'te Taliban hareketinin mensupları tarafından öldürüldü. Bugün bu hareketin liderliğini Aldülkerim Halili yapmaktadır.

Şii İslami Hareketi: 1980'de Asıf Muhsini'nin muhtelif Şii grupları bir araya getirmesiyle oluşmuştur. Fakat bu hareketin İran'la sıkı bir irtibatı yoktur. Hareketin liderinin İmam Humeyni ile bazı görüş ayrılıklarının olduğu biliniyordu. Bu hareket Afganistan'daki cihadda ağırlıklı olarak Cemiyeti İslami'ye destek vermiştir.

Doğu Şura Meclisi: Bu meclis Afganistan'da komünist rejimin çökmesinden sonra Celalabad'da oluşan yönetimin kurduğu şura meclisinin bir devamıdır. Hareketin önde gelen adamı komünist rejimin çökmesi sonrasında Celalabad eyaletinin başkenti olan Necidhar'a vali tayin edilen Hacı Abdülkadir'dir.

Reşid Dostum'un liderliğindeki hareketin adı ise Milli İslami Hareket'tir. Dostum'un hareketi Necibullah rejiminin 1992'de çöküşe geçmesinden sonra ortaya çıkmaya başladı.

Kabil'de Yaşanan Gelişmeler

Bilindiği üzere Taliban'ın Kabil'den çekilmesinden sonra bu şehirde bazı sevimsiz olaylar yaşandı. Taliban sonrası Kabil'de söz sahibi olanlar ona muhalif güçler olduğundan dolayı da bu fiiller Kuzey İttifakı'na yani Birleşik Cephe'ye mal edildi. Fakat bütün bu gelişmelerin yaşanmasının sebebi şehirde bir otorite boşluğunun ortaya çıkmasıydı. Ben şahsi görüşmelerimde de bunu teyid eden bilgiler aldım. Dolayısıyla söz konusu fiiller tamamen münferit hareketlerdir. Otorite boşluğunun giderilmesinden sonra da bu fiillerin büyük ölçüde önüne geçildi.

Sonuç

Bizim burada verdiğimiz bilgiler Afganistan'da ortaya çıkan son durumu ve bunun alt yapısını, arka planda yaşanan gelişmeleri aydınlatmaya yetecek bilgiler değildir. Fakat bize tahsis edilen sayfalar ancak bu kadarını dile getirmemize yetmektedir. Dolayısıyla biz konunun daha etraflı bir şekilde ele alınmasının ve zikrettiğimiz hususlarda okuyucularımızın aydınlatılmasının gerektiğini düşünüyoruz. İşte bu düşüncemiz sebebiyle bir kitap hazırlıyoruz. Bitmek üzere olan kitabımız inşallah yakında yayınlanacaktır. Bu kitap çalışmamızdan Akit gazetesi için yazdığımız yazıda da söz ettik. Kitabımız yayınlandığında okuyucularımızı bilgilendirmeye çalışacağız. Afganistan meselesini biraz daha ayrıntılı olarak öğrenmek isteyen okuyucularımızın o kitaptan istifade etmelerinin yararlı olacağını düşünüyoruz.