Filistin’deki son gelişmeler

15-16 Nisan 2022 Cuma-Cumartesi, Yeni Akit

Filistin’de son dönemde önemli gelişmeler yaşanıyor. O yüzden bugün ve yarın bu gelişmelerden biraz söz etmek istiyoruz.

Filistin’de her Ramazan işgal rejiminin silahlı güçleri ve görünüşte sivil gerçekte silahlı gerilla gücü niteliğindeki “gönüllüler” kanadını oluşturan yahudi yerleşimciler Filistin halkına yönelik baskı ve şiddeti artırıyor. Bu, doğal olarak Filistin halkının ve onun hakları için mücadele eden gençlerin tepkilerinin de artmasına neden oluyor. O yüzden hava ısınıyor.

Bu yıl ayrıca yahudilerin Hamursuz Bayramı dedikleri ve bir hafta süren festival günleri Ramazan’ın üçüncü haftasına denk geldiği için gerginliğin daha fazla olacağı tahmin ediliyordu. Çünkü yahudi yerleşimcileri yönlendiren fanatik gruplar o günlerde Mescidi Aksa’ya baskınların artırılması çağrıları yaptılar.

İşgal güçleri fanatik yerleşimcilerin tehditleri karşısında, Filistinlileri sindirmek ve onların Mescidi Aksa baskınlarını önleme amaçlı kitlesel eylemlere kalkışmalarını engellemek için Kudüs ve Batı Yaka’da gece baskınlarını, şiddet uygulamalarını ve tutuklamalarını artırdılar.

İşgalcilerin şiddeti Filistin tarafında da tepkilere neden oldu ve özellikle Filistin’in 1948’de işgal edilmiş bölgesinde işgalcilerin hedeflerine yönelik arka arkaya eylemler gerçekleştirildi.

İşgal rejimi bu eylemler karşısında şiddeti daha da artırmanın önünü açmak ve dünya kamuoyuna kendini haklı gösterebilmek için bu eylemlerin IŞİD tarafından gerçekleştirildiği yalanını ortaya attı. Ne yazık ki, Türkiye’de de “İslami” kimlikli bazı medya organları ve yorumcular da dâhil, birçokları siyonist işgalcinin kendilerine sunduğu bu cukkayı yuttu. Tabii bunda, IŞİD’in eylemleri sahiplendiğine dair tezgah da kendilerini etkileyici bir unsur oldu.

Oysa her şeyden önce IŞİD, siyonist işgale karşı verilen direnişi desteklememekte ve Filistin davasının kendisi için öncelikli bir konu olmadığını açıkça ifade etmektedir. Bunun da ötesinde Hamas ve İslami Cihad Hareketi gibi İslamî oluşumlar da dâhil olmak üzere Filistin’deki bütün direniş gruplarını tekfir etmektedir. Bu durum karşısında IŞİD’in Filistin’de direnişe destek vermek amacıyla siyonistlerin hedeflerine yönelik eylemler düzenlemesi söz konusu olmadığı gibi, Filistin’deki direniş gruplarının kendilerini tekfir eden bir örgütün eylemlerini destekleyen açıklamalar yapmaları, takdir etmeleri ve sahiplenmeleri ihtimali de yoktur.

Söz konusu eylemler, herhangi bir örgüt adına gerçekleştirilmeyen bireysel eylemlerdir ve eylemciler herhangi bir direniş hareketiyle organize şekilde değil kişisel kararlarıyla bunları gerçekleştirmişlerdir. Ama direniş hareketlerinin tümü eylemleri sahiplenmiş ve desteklediklerini ortaya koymuşlardır.

Aslında işgal rejimi bu tür bireysel eylemler karşısında daha fazla zorlanmakta ve bu tür eylemler işgalcinin onları engelleme konusunda strateji geliştirmesini de zorlaştırmaktadır. O yüzden Filistinli gençleri bu tür eylemlerden vazgeçmeye zorlamak için halk tabanını yıldırma amaçlı geniş çaplı saldırı operasyonları planlamak istemektedir ve bu operasyonlarında kendini haklı gösterebilmek için de işte bu IŞİD numarasına sığınma taktiğini kullanmıştır.

Eylemlerde sivillerin hedef alındığı iddiası da bir çarpıtmadır. Eylemlerin genelinde asker, polis ve özel birimlerin elemanları hedef alınmıştır. Bu gerçeği bizzat, işgal güçlerinin saha çalışmalarının televizyon ekranlarından canlı yayınlanmasının tehlikesine dikkat çeken siyonist analistler de açıkça dile getirmişlerdir. Çünkü bu şekilde ekranlarda gösterilen elemanların ekranlardan teşhis edildiğini ve eylemcilerin daha sonra onları bazen sivil kıyafetle bulundukları yerlerde hedef aldıklarını dile getirdiler.

Fanatik yerleşimciler, bugün Hamursuz Bayramı’nın başlaması sebebiyle Mescidi Aksa haremine girmek ve içeride kurban kesmek için çağrılar yapmışlardı. O yüzden bugün Kudüs’te gergin bir gün olacak. Ancak sözü daha fazla uzatmamak için bu konuyu ve gelişmeleri müteakip yazıya bırakmamız gerekiyor.

Filistin halkının Mescidi Aksa’yı savunmak için bütün gücüyle mücadele edeceğini ve fanatik yahudi gruplarının içeride kurban kesmelerine bütün güçleriyle engel olacağını ortaya koyması, aynı zamanda Cuma sabahında Mescidi Aksa’ya sahip çıkılması amacıyla Büyük Fecir Buluşması gerçekleştirilmesi çağrıları yapılması, burada itikafların Ramazan’ın ortasından önce başlatılmasının istenmesi ve Cuma vaktinde burada kalabalık bir cemaat oluşacağı beklentisinden dolayı işgal yönetimi fanatiklerin kurban planlarını engelleyeceğini açıklamak zorunda kaldı.

Ancak böyle bir şeye mecbur kalmak çok zoruna giden işgalci siyonist bu kez adeta Müslümanlardan intikam almak amacıyla Cuma sabahı, Aksa Koruyucuları Şafağı adıyla Büyük Fecir Buluşması’nın gerçekleştirilmesi sebebiyle kalabalık bir cemaatin toplandığı Mescidi Aksa’ya geniş çaplı baskın düzenledi.

Aksa’nın bütün kapılarını önceden tutan ve çevredeki binaların da çatılarına çıkan işgal güçleri, sabah namazından çıkan cemaatin “Bi’r-Ruhi bi’d-Dem nefdike Ya Aksa (Canımızla kanımızla seni koruyacağı Ey Aksa)” diye slogan atması üzerine adeta savaş saldırısı düzenler gibi cemaate saldırdı. Etraftan üzerlerine plastik mermiler yağdırırken bir yandan göz yaşartıcı bombalar ve ses bombaları attılar.

Mescidi Aksa’nın dışarıdan ana giriş kapılarını tuttukları gibi içeride, Filistinlilerin Kıble Camisi olarak isimlendirdikleri ancak Türkiye’de Mescidi Aksa diye bilinen caminin bütün kapılarını kapatarak cemaatin dışarı çıkmasını engellediler. Sonra bir yandan ellerindeki coplarla vahşice saldırırken bir yandan da insanları toplayıp bileklerini bağlayarak Mağribliler Kapısı’ndan götürmeye başladılar. Bu şekilde yüzlerce insanı gözaltına aldılar. Saldırılarda 200’e yakın insanın da yaralandığı bildirildi. Bunların çoğu tedavi için hastaneye nakledilirken az bir kısmına da olay yerinde müdahale edildi. Fakat olayların başlangıcında işgalci askerler ambülansların yanaşmasını da engelleyerek yaralıların hastaneye nakledilmesinin gecikmesine sebep oldular.

Bu arada işgal yönetiminin havayı yumuşatmak için kurban kesimini engelleyeceğine dair açıklamalarda bulunmasına rağmen yine de fanatik yahudi grupların, Hamursuz Bayramı süresince tahrik edici birtakım girişimlerde bulunması ve işgal güçlerinin de bu girişimlerin yol açacağı gerginlikleri bahane ederek yeni saldırılar gerçekleştirmesi ihtimali bulunuyor.

Ayrıca işgal yönetimi Hamursuz Bayramı’nı bahane ederek Kudüs’te ve Filistin’in değişik bölgelerinde kısıtlamaları artırdı. Bazı yolları ve girişleri kapattı. O yüzden yahudilerin bir hafta sürecek bayram günlerinde Filistin halkının ciddi sıkıntılar yaşaması söz konusu.

Filistin’de önemli bir gerginliğin yaşandığı bölge de Cenin bölgesi. Cenin, Batı Yaka bölgesindeki sekiz vilayetten biri. Bu vilayetin merkezi olan Cenin şehrinin bitişiğinde de Cenin Mülteci Kampı olarak isimlendirilen ve Filistin’in 1948’de işgal edilmiş bölgesinden göç etmek zorunda kalanların yaşadığı bir yerleşim bölgesi var.

Gerek Cenin şehri ve gerekse Cenin Mülteci Kampı daha önce de işgal güçlerine karşı kararlı bir mücadele vermişti. Son günlerde işgal güçlerine yönelik bireysel eylemler gerçekleştirenlerin bazılarının Cenin Mülteci Kampı ahalisinden olması sebebiyle işgal güçleri buraya üst üste baskınlar düzenledi. Eylem gerçekleştiren gençlerin ailelerinin mensuplarını toptan götürmek istediler. Ancak onlar işgalcilere teslim olmayı kabul etmedi. Halk da o aileleri yalnız bırakmayarak destek verdi. Bu yüzden çatışmalar yaşandı. İşgalcilerin saldırılarında bazı kişiler hayatını kaybederken birçok kişi de yaralandı.

Sadece bununla yetinmeyerek aynen Gazze’ye karşı yaptıkları gibi Cenin’i ve mülteci kampını da her taraftan asker kuşatmasına alarak abluka uygulamaya başladılar.

İşgal güçleri Cenin’in çevresindeki köylere ve kasabalara da saldırılar düzenleyerek cinayetler gerçekleştirdi, askeri geçit noktaları kurarak insanları buralarda avlamaya çalıştılar.