Nakab halkının varlık mücadelesi

15 Ocak 2022 Cumartesi, Yeni Akit

İngilizlerin Negev diye adlandırdıkları, Türkçe haber kaynaklarında genellikle Necef diye anılan Arapçada ise Nakab denilen bölgede son günlerde önemli gelişmeler yaşanıyor.

Nakab, Filistin’in 1948’de işgal edilmiş bölgesinin güneyinde önemli bir kısmı tamamen çöl bir kısmı sadece hayvancılığa az bir kısmı da tarıma elverişli kırsal araziden oluşan bir bölgedir. Bölgede çoğunlukla Arap bedeviler ikamet eder ve onların da çoğu hayvancılıkla geçinir. Filistin topraklarına getirilen yahudi göçmenler ilk zamanlar bu bölgeyi tercih etmedi.

Ama işgal yönetimi bu toprakları da gözardı etmedi. Bölgedeki topraklara el koymak amacıyla 1980’de özel bir yasa çıkardı. Yasanın amacı Filistinlilerin elindeki kullanışlı arazileri birtakım devlet tesisleri ve büyük çaplı yatırımlar için gasp etmekti. Yasaya binaen binlerce dönüm arazi gasp edilmiş ve bazı köyler yıkılmıştır.

Ayrıca yahudi göçmenler için burayı da cazibeli hale getirmek amacıyla bu bölgeye de yerleşim merkezleri inşa etti. Merkezi yerlerini genişleterek işgalci göçmenleri buralara yerleşmeye teşvik etti.

İsrail’in ünlü Dimona nükleer tesisleri Nakab çölünde kurulmuştur. Ayrıca Nakab’ın imarı projesiyle önemli miktarda arazi gasp edilmiştir. Buraların gasp edilmesinin amacı hayvancılıkla geçinen bedevileri buralardan göç etmeye zorlamak ve böylece Filistinli nüfusu bölgeden tasfiye etmekti.

Bu bölge Filistinlilerin 1948 Toprakları dediği, uluslararası kararlarda ise “İsrail” olarak tanımlanan bölgede yer aldığından burada ikamet edenlere yasalara göre “İsrail” kimliği verilmesi gerekiyor. Ancak işgal rejimi bu bölgedeki Filistinlileri İsrail nüfusuna geçirmemek için, buradaki köyleri resmen tanımıyor. Yani yok sayıyor. Nakab bölgesinde bu şekilde resmen tanınmayan 50 civarında köy olduğu söyleniyor.

Bu köylerin tanınmaması, oralarda oturan insanların da “vatansız” olarak tanımlanması anlamına geliyor. Oysa buraların ahalisi vatansız değil. Bu vatanın asıl yerlileri onlar. İşgalci siyonistler Filistin topraklarında gayri meşru hakimiyetlerini kurmadan önce o insanların ataları dedeleri bu topraklarda ikamet ediyordu.

İşgalci, bu toprakları tanımadığı için de zaman zaman köylerine baskınlar düzenliyor, evlerini yıkıyor. Bazen bir köydeki bütün meskenleri toptan yıkıyor. Ama köylüler, yurtlarını terk etmemek için evlerini yeniden kuruyor ve kalmakta ısrar ediyorlar. Tabii işgalcilerin yeniden yıkması ihtimaline binaen çoğunlukla tahtalardan, tenekelerden veya kartonlardan oluşan barakalar veya çadırlar kuruyorlar. Örneğin bu bölgedeki Arakib köyü şimdiye kadar tam 191 kez yıkıldı ve köylüler 192. kez yeniden meskenlerini kurup kalmaya devam etti.

Siyonist işgal güçleri ise son günlerde kendince birtakım projeleri gündeme getirerek Filistinlilerin arazilerini düzlemeye ve tahrip etmeye başladı. Bunun üzerine ahali işgal güçlerinin bu faaliyetlerinin durdurulması için gösteriler düzenledi. Gösteriler tamamen sivil ve sesini duyurma amaçlıydı. Ancak işgalci siyonistler göstericilere saldırarak şiddete başvurdu. Göstericilerin üzerine plastik mermilerle ve göz yaşartıcı gaz bombalarıyla saldırdılar. Bununla yetinmeyerek, aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu onlarca kişiyi gözaltına aldılar. Sonra da soruşturmanın devam ettiğini ileri sürerek gözaltı sürelerini uzattılar.

İşgalcilerin bu uygulamaları tabii ki bölge ahalisinin direniş ve kararlılığını kırmış değil. Bilakis ahali haklarını aramak için mücadelesini daha da artırdı. Gözaltına alınanların serbest bırakılması ve arazi tahribatının son bulması için yeni gösteriler düzenlediler. İşgalcilerin bu gösterilere de müdahale etmesi ise olayların daha da kızışmasına ve çatışmaların geniş alana yayılmasına neden oldu.

Bütün bu olaylardan dolayı Nakab bölgesinde bu günlerde ciddi bir gerginlik yaşanıyor. Bu gerginlikler bölgedeki Filistinliler açısından zorlu bir mücadeleyi gerektirmekle birlikte işgal güçlerinin ve yerleşimcilerin de ciddi sıkıntılar yaşamasına neden oluyor.