İhanet anlaşmalarının imzalanması

17 Eylül 2020 Perşembe, Yeni Akit

ABD Başkanı Trump'ın 13 Ağustos 2020 tarihinde yayınladığı mesajında İsrail işgal rejimiyle Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasında ilişkilerin normalleştirilmesi konusunda anlaşma sağlandığını duyurmasından sonra medya organlarında yayınlanan haberlerde sürekli BAE ile İsrail arasında anlaşmanın imzalandığını ifade eden ibarelere yer verilir oldu. Oysa gerçekleşen şey bir anlaşma imzalanması değil anlaşma sağlanmasıydı. Bu yönde verilen bilgilerin hatalı olduğunu, anlaşmanın henüz imzalanmadığını 11 Eylül tarihli yazımızda dile getirmiştik.

Ancak konuyla ilgili açıklamalarda anlaşmanın normalde 22 Eylül tarihinde ABD'nin başkenti Vaşington'da imzalanacağı dile getiriliyordu. Ne var ki Bahreyn'in de işgal rejimiyle ilişkileri normalleştirme kararı alması üzerine anlaşma tarihi öne alındı ve 15 Eylül Salı günü yine Vaşington'da Beyaz Saray'da İsrail işgal rejimiyle BAE ve Bahreyn arasında ilişkilerin normalleştirilmesi konusunda hızlı bir şekilde anlaşma imzalandı.

Bunda belki iki husus etkili olmuş olabilir. Birincisi Bahreyn'in de ilişkileri normalleştirme anlaşmasını kabul ettiğini duyurması üzerine vakit kaybetmeden anlaşmanın imzalanması ve bir an önce fiili olarak ilişkilerin başlatılması için gerekli düzenlemelere, uygulamalara geçilmesi isteği. İkincisi de, anlaşmanın açıklanan tarihe ertelenmesi durumunda işgal rejimiyle ilişkilerin normalleştirilmesine karşı çıkan kesimlerin de ona göre hazırlık yapabilecekleri ve dünya genelinde daha fazla gösteri, eylem ve protesto etkinliği düzenlenebileceği beklentisi.

Normalde ABD başkanı Trump, Arap dünyasındaki ihanet rejimleriyle işgalci siyonist rejim arasında ilişkilerin normalleştirilmesi için oynadığı rolü, ABD'deki siyonist lobinin ve onun yönlendirdiği kesimin kendisine desteğinin artmasını sağlamada değerlendirmek için anlaşmaların imzalanmasını önceden duyurmak ve görkemli bir tören düzenlemek istiyordu. Ama tahmin ediyorum buna karşılık Filistin halkının özgürlük ve bağımsızlık mücadelesine destek veren kesimlerin tepkilerinin öne çıkabileceği ve bunun da anlaşma imzalanması için düzenlenecek gösterişli töreni gölgede bırakabileceği endişesi etkili oldu ve anlaşmayı çok fazla davulunu çalmadan hızlı bir şekilde, üstelik önceden belirlenen tarihten de önceye alarak imzalamayı tercih ettiler.

Buna rağmen yine de ihanetçi dikta rejimleriyle işgal rejimi arasında ilişkilerin normalleştirilmesi anlaşmalarının imzalandığı 15 Eylül Salı günü Filistin ve Bahreyn başta olmak üzere bazı yerlerde tepki gösterileri ve protesto eylemleri düzenlendi. Ayrıca 18 Eylül Cuma günü yani yarın bu anlaşmaların protesto edilmesi amacıyla Filistin'in içinde, mülteci kamplarında ve Filistinli kitlelerin bulunduğu her yerde evlerde ve iş yerlerinde siyah bayraklar, anlaşmaya tepki ifade eden pankartlar asarak protestolar yapılması, sosyal medyada da tepki mesajları yayınlanması istendi.

ABD Başkanı Trump'ın telkinleriyle ve yönlendirmeleriyle imzalanan bu anlaşmalar siyonist işgal rejiminin Filistin toprakları üzerindeki gayri meşru işgalinin ve hakimiyetinin meşrulaştırılması anlamına gelmektedir ve tabii ki Filistin'deki tüm direniş gruplarının da dile getirdiği üzere Filistin halkının ve davasının sırtından hançerlenmesi anlamına gelir. Ancak şunu da ifade edelim ki aslında bu ihanet rejimlerinden Filistin davasına ve halkına karşı samimi davranmalarını beklemek de boşuna bir bekleyiştir.

Bununla birlikte işgalciyle ilişkilerin normalleştirilmesine ve işgalin meşrulaştırılmasına karşı tepkilerin de mutlaka devam etmesi gerekir. İhanet her ne kadar söz konusu rejimlerin karakterlerinde olsa da bizim yine ihaneti normal görmemiz, "bu rejimlerin siyasetleri ihanet temeli üzerine kurulu" diyerek tepkisiz kalmamız söz konusu olamaz.

Ayrıca şunu da belirtelim ki bu ihanetler Filistin halkının hak ve özgürlük mücadelesini etkilemeyecek, haklarına sahip çıkma, işgale karşı direnme, yurtlarından çıkarılmış Filistinlilerin yeniden yurtlarına dönmeleri için mücadele konusundaki kararlılığını değiştirmeyecektir.