Meşrunun yanında gayrimeşrunun karşısında

27 Ağustos 2020 Perşembe, Yeni Akit

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan 22 Ağustos Cumartesi akşam saatlerinde Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'nin başkanlığındaki bir heyeti İstanbul'daki Vahdettin Köşkü'nde kabul etti. Hamas heyetinde Heniyye'nin yanı sıra Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Salih El-Aruri, hareketin yurt dışındaki teşkilatının başkanı Mahir Salah, Arap ve İslam Dünyasıyla İlişkiler Bürosu Başkanı İzzet Er-Reşak ve hareketin Türkiye'deki temsilcisi Cihad Yağmur yer aldı. Türkiye'den de cumhurbaşkanıyla birlikte MİT Başkanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın yer aldı.

Görüşmede Heniyye, Erdoğan'a özellikle Filistin'de son dönemde meydana gelen gelişmeler, Arap dünyasında siyonist işgal rejimiyle ilişkilerin normalleştirilmesi konusundaki eğilimler, bunun Filistin davası açısından taşıdığı risk ve olumsuzluklar, Gazze'ye yönelik ablukanın son günlerde daha da şiddetlendirilmesinin neden olduğu problemler ve sıkıntılar, Kudüs'e ve Mescidi Aksa'ya yönelik tehlikelerin artması hakkında bilgi verdi.

Ayrıca Türkiye'nin Filistin halkının kararlı duruşuna verdiği destekten, sıkıntılarının hafifletilmesi için yaptığı yardımlardan, bu halkın meşru haklarının yanında durmasından dolayı şükranlarını iletti ve Türkiye'nin bu konuda sergilediği tavrı takdir ettiklerini dile getirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Sayın Cumhurbaşkanının Hamas heyetiyle görüşmesine sert bir dille tepki gösterdi. Tabii bu konudaki tepkisi kendisinin tamamen işgalci siyonistlere verdiği destekten ve Filistin halkına yapılan haksızlıklara karşı işgalci saldırganlara arka çıkmasından dolayı Hamas'ı "terör örgütü" olarak nitelendirmesinden kaynaklanıyor.

Oysa burada gayrimeşru olan Filistin halkının haklarını geri almak, işgal edilmiş vatanını özgürlüğüne ve bağımsızlığına kavuşturmak için verilen hak mücadelesi değil söz konusu işgalin devam ettirilmesi için işlenen siyonist zulümdür. Dolayısıyla bu olayda haklarını arayan halkın mücadelesine destek verenler meşrunun yanında gayrimeşrunun karşısında durmuş olmaktadırlar. İşgalin devam etmesi için işgalcilere arka çıkanlar ise gayrimeşrunun yanında meşrunun karşısında yer almış olmaktadırlar. Bu itibarla ABD'nin Filistin halkının meşru mücadelesine ve hak arayışına destek vermesinden dolayı Türkiye'ye karşı çıkmaya, ona tepki göstermeye hiçbir şekilde hakkı yoktur. Gerçekte siyonist işgali meşrulaştırarak Kudüs'ü işgalci yönetimin başkenti olarak tanımasından, yurtlarından çıkarılmış Filistinli mültecilerin dönüş haklarının tamamen yok sayılması, Filistinlilerden zorla gasp edilen araziler üzerine inşa edilmiş yahudi yerleşim merkezlerinin onaylanması ve gasp edilmiş toprakların işgal devletine ilhak edilmesi için yolları açmak amacıyla "Yüzyılın Anlaşması" adı verilen zulüm planını Filistinlilere dayatmaya çalışmasından dolayı ABD'ye karşı Türkiye'nin tavır koyma, onu eleştirme hakkı vardır.

ABD, her zaman gücün belirleyici olduğuna inandığı için Filistin'de siyonist işgalcinin yanında yer almak suretiyle onu haklı çıkarabileceğine inandı. Oysa kimin haklı olduğunu adalet ilkeleri ve kuralları belirler. Filistin topraklarında hakları gasp edilen Filistin halkıdır. Dolayısıyla onun mücaedelesi de meşru ve haklıdır. Siyonist işgalin devam etmesi için şiddete başvuran, kuvvet kullanma konusunda herhangi bir sınır tanımayan, ahlâkî kuralları ve insani değerleri tümüyle yok sayan işgalcinin yanında durmak gayrimeşrunun ve zulmün yanında durmaktır.

Filistin'in işgalden kurtarılması, özgürlüğü ve bağımsızlığı için verilen mücadele sadece Hamas'ın veya herhangi bir Filistinli hareketin değil Filistin halkının tümünün mücadelesidir. Haksızlığa uğratılan bir toplumun haklarını geri almak amacıyla verdiği mücadele tarihte hiçbir zaman "terör" olarak nitelendirilmemiştir. Asıl terör haksızlık edenlerin, işgalcilerin, işgallerini sürdürmek için şiddete ve zulme başvuranların yaptığıdır. Dolayısıyla bugün Filistin meselesi konusunda teröre destek veren de ABD'dir.