Filistin'de önemli gelişmeler

17 Temmuz 2020 Cuma, Yeni Akit

Filistin'de sürekli önemli gelişmeler yaşanıyor. Ancak son günlerde vuku bulan üç önemli hadise var ki bunları atlamamamız, okuyucularımızı bu konularda bilgilendirmemiz gerekiyor. Biz bunların hiçbirini atlamamak için üçünü bir yazı içinde ele almak istedik.

Bunların birincisi Rahmet Kapısı Namazgâhı'nın kapılarının işgal rejimi tarafından yeniden kapatılmasıdır.

Mescidi Aksa'nın sadece bir camiden değil 144 dönümlük alan üzerine oturtulmuş bir külliyeden oluştuğunu daha önce muhtelif yazılarımızda dile getirmiştik. Bu külliyenin bir parçası da Rahmet Kapısı Namazgahı'dır (Musalla Babi'r-Rahme). Bunun surların dışına doğru açılan ve Rahmet Kapısı olarak isimlendirilen dış kapısı güvenlik amacıyla Salahuddini Eyyubi veya Kanuni zamanında kapatılmıştı. Haçlılar Mescidi Aksa baskınlarında bu kapıyla yanındaki Tevbe Kapısı'nı kullanmışlardı. Dış kapı kapatıldığı için Rahmet Kapısı Namazgahı'na da içerden merdivenle iniliyordu. İşgal rejimi 2003 yılında merdivenin dibindeki kapıyı kapatmıştı. Ama Müslümanlar yine merdivenden aşağıya inip kapının dışındaki aralarda namaz kılıyorlardı. İşgalciler 17 Şubat 2019 tarihinde merdiven başındaki giriş kısmını da kapattılar. Bunun üzerine Müslümanlar tepki göstererek buraya vurulan kilidi kırdı, merdivenden aşağı inip alttaki kapıyı da açtılar. Böylece Rahmet Kapısı Namazgahı 16 yıl aradan sonra ibadete açılmış oldu.

İşgal güçleri geçtiğimiz günlerde bu namazgahı yeniden kapattılar. İslami Vakıflar İdaresi ve Kudüs'teki Müslüman toplumun ileri gelenleri işgal rejiminin bu uygulamasına tepki gösterdi ve işgal rejiminin Mescidi Aksa üzerinde herhangi bir tasarruf yetkisinin olmadığını, onun uygulamasının devam etmeyeceğini, Müslümanların bu kapıları yeniden açarak Rahmet Kapısı Namazgahı'nda ibadet etmeye devam edeceklerini dile getirdiler. İşgal rejimi Mescidi Aksa'yı yahudilerle Müslümanlar arasında paylaştırma planını hayata geçirmek için bu tür oyunlara başvuruyor. Ancak biz, Müslümanların Allah'ın izniyle buna fırsat vermeyeceklerine inanıyoruz.

İkinci önemli gelişme siyonist işgal rejimiyle işbirliği içindeki Suudi Arabistan'ın sermayesiyle kurulmuş medya organlarının Filistin direnişini yıpratmak amacıyla son günlerde çok ilginç yalan haberler yaymasıdır.

Suud sermayeli El-Arabiyye televizyonu, Gazze'de Hamas'ın askeri kanadı durumundaki Kassam Tugayları'na mensup bazı kişilerin İsrail'le ilişki kurdukları için tutuklandıklarını ileri sürdü. Bu kanal Kassam Tugayları'ndan bir kişinin de İsrail'e geçtiğini iddia etti. Hamas böyle bir şey olmadığını, bu iddiaların tamamen asılsız ve yalan olduğunu kamuoyuna açıkladığı halde siyonist katiller hesabına yayın yapmayı kendisi için bir onur addeden Suud televizyonu yalan haber yaymaya devam ediyor. Aslında bu televizyon kendisinin hayal ettiğini gerçekte olmuş vakıa gibi kamuoyuna yansıtmaya çalışıyor. Bu tutumunu Katar ve Libya ile ilgili yalan haberlerinde de çok belirgin bir şekilde gözlemlemiştik. Suud medyası son zamanlarda Filistin davası aleyhine ve siyonist katillerin yararına yoğun bir propaganda savaşı veriyor. Bu durum Suudi Arabistan'a hakim olan zihniyetin aslında Filistin'i işgal edenlerin sahip olduğu zihniyetten hiçbir farkının olmadığını ortaya koyması açısından dikkat çekicidir.

Üçüncü önemli gelişme ise Filistin'in 1948'de işgal edilmiş bölgesinde daha önce faaliyet yürüten ancak şimdi işgal rejimi tarafından yasaklanmış olan İslami Hareket'in lideri Şeyh Raid Salah hakkındaki bir mahkeme kararının temyizi için açılan davanın Hayfa Merkezi Mahkemesi tarafından reddedilmesidir. Söz konusu mahkeme dün yani 16 Temmuz Perşembe günü verdiği kararla Şeyh Raid Salah'ın avukatlarının açtığı temyiz davasını reddettiğini ve "İlkeler Dosyası" olarak isimlendirilen dosyaya dair davadan Raid Salah'a verilen 28 aylık cezanın onandığını bildirdi. Salah'ın avukatları işgal mahkemesinin bu kararı üzerine 28 aylık hapis cezasının kesinleştiğini ve 16 Ağustos 2020'den itibaren başlatılacağını bildirdiler. Hayfa'daki işgal mahkemesi 24 Kasım 2019'da Şeyh Raid Salah'ı teröre ve yasaklı bir örgüt olarak nitelendirilen İslami Hareket'e destek vermekle suçlamıştı.