İlhak tartışması kızışıyor

27 Haziran 2020 Cumartesi, Yeni Akit

Siyonist işgal rejiminin uzun pazarlıklardan sonra oluşan ittifak hükümetinin Başbakanı Benyamin Netanyahu, Batı Yaka'da, Filistinlilerin arazilerinin zorla gasp edilmesi suretiyle inşa edilen yahudi yerleşim merkezlerinin ve ayrıca bu bölgenin en verimli arazilerinin bulunduğu Ürdün Vadisi mıntıkasının resmen İsrail'e ilhak edilmesi konusunda dünya komuoyunu hazırlamaya çalışıyor. Bu amaçla en başta ortağı Gantz'ı ikna etme çabası içinde olduğu havası vererek, ona "ya bu ilhak kararına destek verirsin ya da yeniden seçime gideriz!" mesajı veriyor.

Aslında ilhak konusunda Gantz'ın Netanyahu'dan farklı düşünmediği ve zaten onunla ittifak hükümeti kurarken bu konunun da özellikle hükümet programına alınmasını kabul ettiği bilinmektedir. Şimdi belki Netanyahu'yu bu konuda çok fazla aceleci davranmamaya, aşamalı bir politika izlemeye, şartları ve zemini yeterince hazırladıktan sonra adım atmaya razı etmeye çalışıyor olabilir.

Fakat Netanyahu başta ABD Başkanı Trump'ın bu konuda verdiği büyük desteği ve Yüzyılın Anlaşması planında verdiği açık çeki bir an önce kullanmak, Amerikan seçimlerinden önce işi halletmek için acele ediyor. İkinci olarak dünyada koronavirüs sorunu hâlâ gündemde olduğundan ve dünya kamuoyunun gündeminde birinci sırada yer almaya devam ettiğinden fırsatı değerlendirmek, işi fazla sarkıtmamak istiyor.

ABD'nin Dışişleri Bakanı Pompeo bir yandan İsrail'in ilhak kararı konusunda çok aceleci davranmaması gerektiğini söylerken diğer yandan onu cesaretlendirmeye devam ediyor. Bu amaçla Batı Yaka'nın bazı bölgelerini ilhak edip etmeme konusunda kararın İsrail'e ait olduğunu iddia etti. Oysa siyonist işgal rejimi sadece Filistinlilere göre değil BM kararlarına göre de Batı Yaka bölgesinde işgalcidir. Dolayısıyla bu bölgeyle ilgili kararın işgalci İsrail'e değil toprakları zorla gasp edilen, vatanları işgal edilen Filistinlilere ait olması gerekir. İşgalci İsrail'in bu bölgeyle ilgili tüm kararları geçersiz sayılmalıdır.

BM Genel Sekreteri'nin, Genel Kurulu Başkanı'nın ve muhtelif Avrupa ülkelerinin işgalci siyonist rejimi ilhak planından vazgeçmeye çağırmalarına rağmen işgal rejiminin bu konudaki ısrarından vazgeçme niyetinde olmadığını göstermeye çalıştığını gözlemliyoruz. Siyonist işgal rejimi açısından ABD'nin desteği yeterli sayılıyor. BM'nin ve Avrupa ülkelerinin tavırları ve çağrıları onun tavrını değiştirmeye yetmiyor.

Öte yandan Arap dünyasındaki dikta rejimlerinin tavırları da ne yazık ki işgal rejimini ilhak planından vazgeçmeye zorlama yönünde değil onun daha fazla önünü açma yönünde. Bu yüzden işgal rejimiyle ilişkilerini her geçen gün biraz daha geliştiriyor ve ona daha fazla destek vermekten çekinmiyorlar. Bunda da tabii ki ABD'nin kendilerine yaptığı telkin ve talimatların önemli rolü var.

Ancak bütün bunlara rağmen işgal rejiminin ilhak kararını almaya kalkışması onun yine de ciddi şekilde başını ağrıtacak ve bu, onun açısından çok kolay olmayacaktır.

İşgalci siyonist rejimin haksız kararları ve gaspçı politikaları karşısında yine birinci derecede etkili olacak olan Filistin direnişinin kararlı mücadelesi olacaktır. Filistin İslami Direniş Hareketi'nin askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri'nin sözcüsü Ebu Ubeyde yaptığı açıklamada Batı Yaka'nın bir bölümünün ilhakı kararının alınmasını savaş ilanı kabul edeceklerini ve kendilerinin de buna karşı muhtelif araçlarla ve yöntemlerle mücadele edeceklerini dile getirdi.

Filistin direnişinin işgale karşı vereceği mücadelede bütün alternatifleri tükenmiş değildir ve işgal hükümetinin Batı Yaka konusunda alacağı ilhak kararı direnişin bu bölgede daha etkin bir hale gelmesine, işgal rejimini zorlayacak yeni eylemlere, mücadele yöntemlerine başvurulmasına ve onu zorlayacak tavırlara neden olacaktır.

İslam dünyasına düşen ise siyonist zulüm karşısında Filistin halkının bütün zorluklara rağmen devam ettirdiği haklı ve kararlı mücadeleye destek vermektir.