İsrail gazına mahkûm olmak

3 Ocak 2020 Cuma, Yeni Akit

2016'dan beri Ürdün'ün İsrail'den doğal gaz almak için bazı gizli irtibatlar kurduğu kamuoyuna yansımıştı. Bu konudaki haberler ve bilgiler Ürdün'de eleştirilere ve zaman zaman tepkilere ve protestolara neden oldu. Ürdün'deki meslek kuruluşları İsrail'in bir düşman olduğuna dikkat çekerek düşmanın gazına ülkeyi mahkum etmenin ülkenin geleceğini ona rehin vermek anlamına geleceğini dile getirdiler.

Ama ne yazık ki 2020'nin girmesiyle birlikte her şey açık hale geldi ve İsrail Savunma Bakanı Yuval Steinitz, İsrail ile Ürdün arasında yapılan anlaşma gereğince Amerikan Noble Energy şirketinin 1 Ocak 2020'den itibaren İsrail doğal gazını Ürdün'e pompalamaya başladığını duyurdu. İşgal rejiminin enerji bakanının verdiği bilgilere göre Doğu Akdeniz'de işgal yönetiminin kontrolü altındaki Leviathan sahasından çıkarılan doğal gaz Ürdün'e pompalanmaya başlanmıştı. İsrail enerji bakanının bu konuyu kamuoyuna duyururken çok heyecanlı olduğu kullandığı ifadelerden anlaşılıyordu. Bakan Steinitz, İsrail'in tarihinde ilk kez bölgede enerji kaynağı olduğuna dikkat çekiyordu.

İşgal rejiminin enerji bakanı Ürdün'e doğal gaz pompalanması münasebetiyle yaptığı açıklamada aynı sahadan en fazla bir hafta veya on gün içerisinde Mısır'a da doğal gaz gönderileceğini dile getirdi. Bakan Steinitz, yüksek mahkemedeki bir ifadesinde Ürdün ve Mısır'a doğalgaz vereceğini söylediği zaman kendisinin yargıçları yanıltmaya çalışmakla suçlandığına dikkat çekti. Yani kendisinin bu işin planını önceden yaptığını ve irtibatları kurduğunu dile getirmek istedi.

Ürdün'ün ve Mısır'ın siyonist işgal rejiminden doğal gaz alması bu rejimin bölgede daha fazla stratejik önem kazanması ve kendilerini onun gazına mahkum etmeleri anlamına gelir. Böyle bir şeye gerçekten mecbur oldukları ve ihtiyaç duydukları için mi işgal rejiminin doğal gazını satın almaya başladılar. Arap dünyasında çıkarılan petrol ve doğal gazın tüm Arap ülkelerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yeteceği biliniyor. İsrail doğal gazını daha kısa mesafeden geleceğinden daha ucuza mal edileceği için mi tercih ediyorlar? Filistin toprakları üzerindeki işgalin elinin güçlendirilmesinin maliyeti ve külfeti daha büyük değil midir? Filistin'deki zulümden dolayı ızdırap duyan bir Ürdünlü veya Mısırlı evinde işgal rejiminin doğal gazını yaktığı zaman vicdanı sızlamayacak mı?

Ama ne yazık ki vicdanları sızlatacak alışveriş Filistin davasına ihanet edenleri rahatsız etmiyor. Onlar için asıl önemli olan da zaten kendilerine yön veren küresel güçlerin telkinlerini ve emirlerini yerine getirmektir. Küresel güçler, siyonist işgalcinin kazıklarının daha da sağlamlaştırılması için onlara onunla ekonomik ilişkilerini ve işbirliklerini güçlendirmelerini emrediyor, onlar da bu emri yerine getiriyorlar. Yoksa gerçek sebep ne işgal rejiminin doğal gazına mahkum olmaları, ne de bu gazın kendilerine maliyetinin daha düşük olmasıdır. Asıl sebep işgalci siyonist rejimin kazıklarını sağlamlaştırmasını, onun enerji konusunda bölgede bir kaynak haline gelmesini sağlamak için yapılan telkinleri ve verilen emirleri yerine getirmek zorunda olmalarıdır.

Bugün Filistin topraklarında işgalci siyonist rejimin bileğinin bu kadar güçlü olmasının gerçek sebebi de ihanettir. Biz bunu daha önce de değişik vesilelerle dile getirdik. Bugün Filistin topraklarında İsrail diye bir işgal rejiminin varlığının asıl sebebi ihanettir.

Arap dünyasındaki yönetimler aslında kendi toplumlarının maslahatı için aralarında güç birliği oluştursalar küresel güçlerin baskılarına boyun eğmek zorunda kalmayabilirler. Ama ne yazık ki birçokları saltanatlarını küresel emperyalizmle işbirliğine borçludur ve bunun için de Arap dünyasında bağımsız bir iradenin ortaya çıkmasına destek vermemektedirler. Bugün Libya konusunda sergiledikleri tavır da bu tutumlarının bir yansımasıdır.