İsrail’in yahudiliği

20 Temmuz 2018 Cuma, Yeni Akit

Siyonist işgal rejiminin ırkçı bir devlet olduğu, hem resmî bir politika olarak benimsediği siyonizmin ırkçı kimliğinden hem de “İsrail vatandaşı” olarak tanımlananlardan yahudi olmayanları aşağılayıcı uygulamalarından dolayı zaten tescil edilmiştir. İsrail’in bir yahudi ulusal devleti olduğuna dair yasa tasarısını dün sabah (19 Temmuz Perşembe) parlamentodan geçirmesinin asıl ve öncelikli amacı ise “İsrail” olarak isimlendirilen işgal yönetimini dünyadaki bütün yahudilerin ortak devleti olarak tanımlamak ve onların bu devletin doğal vatandaşı olarak kabul edileceklerini, istedikleri zaman bu devletin vatandaşlığına geçebileceklerini yasal bir dayanağa oturtmaktır.

55 kişinin ret oyu verdiği ancak 62 kişinin “evet” oyu ile kabul edilen “İsrail’in yahudi ulusal devleti” olduğuna dair yasanın ana hatlarıyla ilgili bazı bilgiler vermek istiyoruz:

Yasa “İsrail” olarak tanımladığı bölgenin yahudi toplumunun tarihi vatanı olduğunu ve buranın geleceğini belirleme hakkının da sadece bu topluma ait olduğunu iddia etmektedir. Tabii “İsrail” olarak tanımladığı toprak parçası tarihte her zaman Filistin olarak bilinmiştir. İsrail, İngilizlerin yardımlarıyla Filistinlilerin özel arazilerinin gasp edilmesi suretiyle kurulan işgal devletinin adıdır. Yani İsrail oradaki toprak parçasının değil gayrimeşru işgal devletinin adıdır. Bu devletin kontrolündeki bölgelerin bir kısmı 1948’de işgal devletinin ilk kuruluşu aşamasında, bir kısmı da 1967’nin Haziran’ında gerçekleştirilen ihanet savaşında ele geçirilmiştir. İhanet savaşı dememizin sebebi ise o zamanki Mısır, Ürdün ve Suriye yönetimlerinin bu savaşta Filistin halkına ihanet etmeleri ve Filistin’in kalan bölgelerini de siyonist işgalcilere teslim etmeleridir.

Siyonist işgal devletinin yahudilerin ulusal devleti olduğuna dair yasa aynı zamanda resmi dil konusunu ele aldı ve bundan sonra resmî dilin sadece “İbranice” olduğunu, Arapçanın resmi dil olmaktan çıkarıldığını hükme bağladı. 1948’de işgal edilmiş Filistin topraklarında iki milyon civarında Filistinli var ve bunların önemli bir kısmı İbranice bilmiyor. O yüzden onlar için Arapça da resmi dil olarak kabul ediliyordu. Bundan sonra Arapça resmî dil olmaktan çıkarıldı Ancak resmî yazışmalarda yine Arapçayı kullanabilecekleri ifade edildi.

Yasaya göre siyonist işgal devleti dünyadaki bütün yahudilerin ulusal devleti olarak tanımlandığından dünyanın neresinde olursa olsun yahudilerin bu devletin hâkimiyeti altındaki topraklara göç edebilmeleri için kapılar açık tutulacak. İşgal devleti yahudilerin göçünü bundan önce de teşvik ediyordu. Ancak göçmen yahudilerin İsrail vatandaşı olabilmeleri için bir prosedür gerekiyordu. Şimdi göç ve işgal devletinin vatandaşlığına geçilmesi zaten kolaylaştırılmış olacak. Çünkü işgal devleti tüm yahudilerin ulusal devleti sayılacak. Yahudi göçünün kolaylaştırılması ve teşviklerin artması tabii ki Filistinlilerin arazilerinin ve evlerinin gasp edilmesi tehlikesinin daha da artması anlamına geliyor.

Yasada aynı zamanda Kudüs’ün işgal devletinin başkenti olduğu da vurgulandı. Bunun vurgulanmasının asıl amacı ise Kudüs’ün bir bütün olarak işgal devletinin başkenti olduğunun dile getirilmesi ve bunun Filistin tarafıyla yapılması muhtemel sözde barış görüşmelerinde pazarlık konusu yapılmayacağı mesajı verilmesidir. Kudüs’ün tamamen işgal devletine teslim edilmesi ve pazarlık konusu yapılmaması talebinin “Yüzyılın Anlaşması” olarak yutturulmaya çalışılan ve Trump’ın yahudi damadı Kushner’in gözetiminde hazırlanan planın da bir parçası olduğunu özellikle belirtelim.