“Gazze’yi Kurtarın” Çağrısı

Mart 2018, Ribat

Gazze, 2006 seçimlerinde Filistin İslâmî Direniş Hareketi’ni yani Hamas’ı tercih etmesinden dolayı hem siyonist işgal yönetimi, hem onunla işbirliği içindeki Arap rejimleri hem de görünüşte Filistin halkını temsil ettiğini iddia eden ancak gerçekte Filistin halkına sadece ihanet eden Mahmud Abbas yönetimi tarafından cezalandırılıyor. Bu cezalandırma sebebiyle on bir yıldan fazla zamandır uluslararası ablukaya maruz bırakılıyor. Bu ablukanın sıkı bir şekilde uygulanabilmesi için Mısır’daki cunta yönetimi de kapıları kapatmak suretiyle işgal rejimine yardımcı oluyor.

Filistin halkının zorunlu ihtiyaç maddelerini Mısır üzerinde karşılamak amacıyla açtığı tünellerin tamamına yakını Mısır’daki Sisi cuntası tarafından imha edildi. Gazzelilerin yeni tünel açmalarına fırsat verilmemesi için Gazze ile Mısır sınırının Mısır tarafında yer alan binalar zorla ve çok basit karşılıklarla istimlak edilerek yıkıldı. Aynı zamanda sınır boyunca bir kanal açılarak, tespit edilememiş tünellerin kendiliğinden yıkılmasını sağlamak amacıyla bölgeye su verildi. Bu kanal üzerinden bölgeye verilen sular tespit edilememiş tünellerin yıkılmasına neden olduğu gibi sınırın Gazze tarafında yer alan tarım arazilerinin de ciddi şekilde zarar görmesine yol açtı. Ama Mısır cuntası aldığı bu tedbirlerle Gazzelilerin tünel vasıtasıyla Mısır tarafından herhangi bir yiyecek maddesi ve ilaç bile sokmalarını tamamen engellemiş oldu. Şimdi Gazze bölgesine zorunlu ihtiyaç maddelerinin bile sokulması için siyonist işgal rejiminin kontrolündeki kapıların kullanılması gerekiyor. Bu kapılarda da çok sıkı bir denetim yapılıyor ve Gazzelilerin ihtiyaç duyduğu birçok ilaç ve tıbbi malzemenin sokulması engelleniyor.

İşgal rejiminin ablukasına aynı zamanda Mahmud Abbas yönetiminin yaptırımları eklendi. Abbas yönetimi daha önce Gazze’de ayrı bir yönetimin bulunmasını gerekçe göstererek bu bölgenin bazı ihtiyaçlarını engelliyor, o bölgede çalışan memurların maaşlarını göndermiyordu. Aynı zamanda kendisinin bölgeden elektrik faturalarının paralarını alamadığını iddia ederek İsrail elektrik şirketlerinden bölgeye gönderdikleri elektrikleri kısıtlamalarını istemişti. Bölgedeki hastaların dışarı çıkarılmasını zorlaştırmak için çıkış işlemlerini yaptırmıyordu.

Abbas yönetiminin yaptırımlarından kaynaklanan sorunların çözülmesi için Hamas yönetimi Gazze’deki idari komitesini ilga ederek 12 Ekim 2017 tarihinde Ramallah’taki hükümetle bir uzlaşma anlaşması imzaladı. Bu anlaşmaya göre Gazze’deki hükümet kurumlarının tümü “uzlaşı hükümeti” olarak tanımlanan Ramallah hükümetine devredilecek ve bu hükümetin Gazze’ye yaptığı yaptırımlar kaldırılacaktı. Hükümet kurumlarının tümünün devredilmesi işlemi tamamlandı. Ancak Abbas yönetimi anlaşmaya bağlı kalmadı ve bölgeye uyguladığı yaptırımları hâlâ kaldırmadı.

12 Ekim 2017 Uzlaşma Anlaşması’nda memurlar konusunda da ittifak sağlandı ve Hamas yönetimi döneminde göreve alınan memurların işten çıkarılmamaları, bunların görev yerlerinin tayini konusunda bir heyet oluşturulması üzere anlaşma yapıldı. Fakat Abbas yönetimi memurların maaşlarının ödenmesi konusunda zorluklar çıkarmaya devam ediyor.

Bütün bu uygulamalardan sonra Gazze’de hayat şartları iyice zorlaştı. Günlük olarak evlere elektrik dağıtımı dört saatin altına düştü. Elektrik dağıtım süresinin çok düşük olmasından dolayı özellikle sürekli elektriğe ihtiyaç duyulan hastanelerde kesintisiz elektrik temin edilmesi amacıyla jeneratörler çalıştırılıyor. Fakat son dönemde bu jeneratörlerin çalıştırılması için ihtiyaç duyulan yakıt da temin edilemiyor. Çünkü gerek siyonist işgal rejiminin ablukasından ve gerekse Abbas yönetiminin yaptırımlarının devam etmesinden dolayı jeneratörlerin çalıştırılması için gerekli olan yakıt sokulmuyor. Bundan dolayı bazı küçük hastaneler artık jeneratörlerini çalıştıracak yakıtlarının bulunmadığını duyurarak faaliyetlerini durdurma ve hastalarını merkezi hastanelere nakletme kararı aldı. Bu şekilde çok sayıda hastane kapanma kararı almış durumda. Buraların kapanması tabii ki büyük hastanelerde yığılmalara ve hizmetin aksamasına neden oluyor. Ayrıca bu hastanelerin kullandığı yakıt miktarının da azalması ve zamanla onların jeneratörlerinin çalışması için ihtiyaç duyulan yakıtın temin edilmesinde de zorluk çekilmesi ihtimali var.

Gazze’de tedavi edilmeleri mümkün olmayan hastaların, “İsrail” olarak tanımlanan 1948’de işgal edilmiş bölgeye veya başka ülkelere nakledilmesi konusunda zorluk çıkarılıyor. Bu konudaki zorluklar da Abbas yönetiminin yaptırımları devam ettirme konusunda ısrarlı davranmasından kaynaklanıyor.

Hastanelerde ihtiyaç duyulan tıbbi malzemelerin veya ilaçların birçoğu bitmiş durumda. Diyaliz hastaları düzenli bir şekilde tedavi görme konusunda sıkıntılar yaşıyorlar. Cihazlar ihtiyacı karşılamıyor.

Bölge halkının en önemli geçim kaynaklarından biri olan balıkçılık konusunda da işgal rejimi zorluklar çıkarıyor. İşgal rejimiyle daha önce imzalanan ateşkes anlaşmasında Gazze’deki balıkçıların avlanma sahası dokuz mil olarak belirlenmişti. İşgal rejimi anlaşmaya uymayarak bu sahayı tek taraflı olarak altı mile düşürdü ve altı milin ilerisine geçen balıkçıların teknelerine el konuyor, kendileri de işgal rejiminin deniz güçleri tarafından tutuklanıyorlar. Bazen işgal güçleri altı milin içine de girerek balıkçılara saldırabiliyorlar. O yüzden bölge açısından hayati önem taşıyan balıkçılık ciddi şekilde engelleniyor.

Bölgenin ürünlerinin dışarı çıkarılarak bu ürünleri üreten Gazzelilerin gelir temin etmeleri tamamen engelleniyor. Oysa Gazze bazı tarım ürünleri örneğin çilek üretimi açısından dünyanın en verimli bölgeleri arasında yer almaktadır. Bu ürünlerin ihracına imkân verilmesi durumunda bölge halkının önemli bir kesiminin geçim kaynağını temin etmesi mümkün olabilecektir. Fakat abluka yüzünden bu konuda da engellemeler yapılıyor.

Bugün İslam dünyasının her tarafında çeşitli sıkıntılar yaşanması Gazze’ye de ciddi şekilde yansıyor. Çünkü Müslüman kamuoyunu meşgul eden birçok mesele arasında Gazze bir bakıma unutuluyor. On bir yıldan fazla süredir devam eden aç ve ilaçsız bırakma amaçlı ablukadan dolayı ciddi sıkıntılara maruz kalan Gazzelilerin sesi duyulamıyor.

Son dönemde Gazze’deki bazı hastanelerin de kapanması ve hastaların merkezi hastanelere nakledilmesi üzerine dünya çapında “Gazze’yi kurtarın” başlığıyla bir çağrı kampanyası başlatıldı.

Siyonist işgal rejimi ve onunla işbirliği içindeki Abbas yönetiminin Gazze’ye bütün bu uygulamaları yapmasının amacı bölge halkını işgal rejiminin bütün talepleri ve şartları karşısında teslim olmaya, kendi haklarından ve onur mücadelesinden tamamen vazgeçmeye zorlamaktır. Bu insanlık dışı baskının son bulması için en önce Abbas yönetiminin 12 Ekim 2017 tarihinde imzalanan Kahire Anlaşması’nın şartlarını yerine getirmeye ve Gazze’ye yönelik yaptırımlarına tamamen son vermeye zorlanması gerekir. Bugün İslam dünyası Abbas yönetiminin bu tutumundan habersiz durumdadır. Abbas yönetiminin bu yaptırımlarının asıl amacı işgal rejimi hesabına Gazze halkını onur mücadelesinden vazgeçmeye ve siyonist işgal rejiminin bütün şartlarını kabul etmeye zorlamaktır. Abbas yönetiminin bu tutumunun görülmesi ve onun bu tutumundan vazgeçmeye zorlanması için Gazzelilerin sesinin yankılandırılması gerekmektedir. Bugün siyonist işgal rejiminin bu ablukayı devam ettirebilmesine en çok imkân sağlayan da Abbas yönetiminin uygulamalarıdır.

Bunun yanı sıra işgal rejimi ablukayı öncelikle Gazze’nin dünyaya açılan tek kapısı durumundaki Rafah sınır kapısının açıldığı Mısır vasıtasıyla sürdürüyor. Rafah sınır kapısı Mısır’daki cunta rejimi tarafından adeta bir hapishane kapısı gibi kullanılıyor. Mısır cuntasının bu tutumunun da görülmesi ve bütün dünyada Mısır cuntasının Gazze halkına yaptığı uygulamaların gündeme taşınması gerekir. Eğer ki Abbas yönetiminin yaptırımları ve Mısır rejiminin ablukası kalkarsa siyonist işgal rejiminin ablukası büyük ölçüde etkisini kaybedecektir.

Müslümanların ümmet olarak dayanışma içinde olması bir zorunluluktur. Dünyanın pek çok yerinde sıkıntılar yaşandığı bir gerçektir. Ama bütün bu gerçeklerin arasında Gazze gerçeğinin de görülmesi ve “Gazze’yi kurtarın” çağrısının yankılandırılması gerekir.

Kudüs davasının gözlemcisi ve bu dava için her şeyini ortaya koyan kitle Filistin topraklarında ümmet adına mücadele eden Filistin halkıdır. Gazze’ye uygulanan ablukanın gölgede kalmaması ve bu halkın çağrısının bütün insanlığa ulaştırılması için bütün herkesin elinden geleni yapması gerekir.