Kahire'deki Filistin görüşmeleri

24 Kasım 2017 Cuma, Yeni Akit

Suriye'yle ilgili olarak Rusya, Türkiye ve İran arasında Soçi zirvesinin düzenlendiği sırada Mısır'ın başkenti Kahire'de de Filistin'deki uzlaşma anlaşmasının uygulama süreciyle ilgili değerlendirmeler yapılması amacıyla görüşmeler yapılıyordu.

Öncelikle şunu ifade edelim ki 12 Ekim 2017'de imzalanan ittifak anlaşmasının uygulama sürecinde her şeyin yolunda gittiği söylenemez. Filistin İslâmî Direniş Hareketi (Hamas), siyonist işgalden kaynaklanan tehdit devam ettiği sürece Filistin direnişinin de devam edeceğini ifade ederek direnişin silahlarını tartışma konusu yapmayacaklarını açıklamıştı. Kahire Anlaşması öncesindeki görüşmelerde de bu konu hiç gündeme getirilmedi ve direniş gruplarının askerî kanatlarının tasfiye edilmesine, silahlarının toplanmasına dair herhangi bir madde anlaşma metninde yer almadı.

Ancak Abbas yönetimi siyonist işgal rejiminden ve ABD'den aldığı talimatlar gereği bu konuyu sürekli gündeme getirerek "tek yönetim tek silah" sloganıyla Filistin Yönetimi'nin güvenlik güçleri dışında hiç kimsede silah bulunmaması, direniş gruplarının silahlı kanatlarının tasfiye edilmesi ve silahlarının toplanması gerektiğini söylüyor. Bu konuda zorlama yapmak amacıyla da Gazze üzerindeki yaptırımları kaldırmadı. Gazze'de hükümet müesseselerinin ve gümrük kapılarının Ramallah'taki uzlaşı hükümetine teslim edilmesine rağmen Abbas yönetimi zorluklar çıkarmaya, yaptırımları uygulamaya devam ediyor.

Anlaşmayla ilgili sorumluluklarını yerine getirmemelerine rağmen Kahire görüşmelerinde de baskın çıkmak amacıyla kendilerinin taleplerini öne çıkarmaya çalıştılar. Bu tutumları tabii görüşmelerin birinci gününde biraz rahatsızlığa neden oldu. Ancak ikinci günde gerçekleştirilen görüşmelerin ardından yapılan açıklamada bazı konularda ittifak sağlandığı dile getirildi.

Yayınlanan sonuç bildirgesinde üzerinde anlaşmaya varılan hususlar hakkında bilgi verildi. Açıklamada 12 Ekim'de Hamas ve Fetih arasında sağlanan anlaşmanın hayata geçirilmesi ve hükümetin Gazze'deki sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca sosyal barış komisyonunun faaliyetlerine tekrar başlaması istendi. Seçimlerin de en geç 2018'in sonuna kadar gerçekleştirilmesi gerektiği hususunda ittifak sağlandığı dile getirildi. Seçim tarihinin belirlenmesi işinin Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas'a verilmesi gerektiği vurgulanırken, seçimler için hazırlık çalışmalarının da başlatılması istendi. Yapılan açıklamada FKÖ'nün yeniden canlandırılması konusuna da değinilerek bu teşkilatın 2005 Kahire Bildirgesi'ne uygun bir şekilde geliştirilip aktifleştirilmesinin zorunlu olduğuna işaret edildi.

Açıklamada Filistin Meclisi'nin aktif hale getirilmesi için varılan anlaşmanın uygulamaya geçirilmesi gerektiği vurgulandı.

ABD'nin Filistin Yönetimi'ne baskı yapmak amacıyla FKÖ'nün Washington'daki bürosunu kapatmak istemesinin Filistinli gruplar tarafından kınandığı dile getirildi.

Bütün grup ve kesimlerle basın kuruluşlarının karşılıklı suçlamalara, basın yoluyla saldırılara son vermeleri, ulusal birlik konusunda umut ruhunu yaymaları gerektiği vurgulandı.

Filistin halkının 1967 sınırları dâhilinde başkenti Kudüs olacak bir devlet kurma hakkı yanında, özgürlük, bağımsızlık ve yurda dönüş hakkına da sahip olduğu hatırlatıldı.

Bu arada ABD tarafından "asrın anlaşması" olarak yutturulmaya çalışılan ve göstermelik bir Filistin devleti planı içeren, gerçekte ise siyonist işgalin meşrulaştırılmasını hedefleyen, Kudüs davasını ve Filistinli mültecilerin yurda dönüş haklarını ertelemeyi amaçlayan bir anlaşma planı gündeme getirilmektedir. Suudi Arabistan veliaht prensinin geçtiğimiz günlerde Mahmud Abbas'ı ülkesine davet etmesinin amacının da bu konuda dayatma yapmak olduğu dile getirildi. Bu anlaşma planı ciddi bir tuzaktır.