Hamas - Fetih Uzlaşması

Kasım 2017, Ribat

Seçim Sonrası Başlayan Bölünme

Filistin'de 2005'in sonuna doğru dört aşamalı bir şekilde yerel seçimler, 25 Ocak 2006 tarihinde de parlamento seçimleri gerçekleştirildi. Bu seçimlerde Filistin İslâmî Direniş Hareketi (Hamas) adayları halkın büyük bir desteğine mazhar oldu. Bu destek neticesinde Hamas, parlamentoda hükümeti kurmaya yetecek çoğunluğu aşan miktarda sandalye elde etti. Bu çoğunluğa rağmen Hamas yine de Filistin içinde bir ittifak ve işbirliğinin sağlanması için Fetih örgütüyle ortak bir hükümet oluşturmak için girişimlerde bulundu. Fakat tüm çabalara rağmen Fetih örgütü ABD ve İsrail'in de teşvik ve baskılarının etkisinde kalarak hükümete girmemeyi, muhalefette kalmayı tercih etti.

Fetih örgütü sadece siyasi bir muhalefet yapmakla yetinseydi yine sorun olmayacak Hamas hükümeti yoluna devam etme imkânı bulabilecekti. Ama öyle yapmadı. Hükümeti devretmeden önce parlamentoda bazı son dakika değişiklikleri yaparak güvenlikle ilgili kurumlar başta olmak üzere birçok önemli kurumu hükümete bağlı bakanlıklardan alarak doğrudan başkanlığa bağladı. Başkanlık görevini ise Fetih örgütünün lideri Mahmud Abbas yapıyordu ve o da kendisine bağlanan organları Hamas hükümetinin başarısını engellemek amacıyla devreye soktu. Bu kurumlar başbakandan emir almadıklarını iddia ederek resmi görevlerini yapmıyor, işleri sürekli aksatıyorlardı. Özellikle güvenlik ve istihbarat organları sadece işleri aksatmakla yetinmiyor aynı zamanda hükümetin çalışmalarını zorlaştırmak için fiili engeller çıkarıyorlardı.

Güvenlik organlarının o zamanki Hamas hükümetinin başbakanı İsmail Heniyye'nin bir yurt dışı seyahati dönüşü kapıda koruma görevlilerine saldırmaları ve bir koruma görevlisini öldürmeleri bazılarını da yaralamaları artık bağların tamamen kopmasına neden oldu. Hamas hükümeti başkanlığa bağlı tüm güvenlik ve istihbarat organlarında çalışan elemanlara üç gün içinde silahlarını teslim ederek görevlerini bırakmaları talimatı verdi. Bu talimat üzerine söz konusu birimlerdeki elemanların yarısı getirip silahlarını teslim etti. Teslim etmeyenlere karşı da hükümet güç kullandı ve yaklaşık üç gün süren çatışmalar oldu. Bu üç günlük süre içinde başkanlığa bağlı güvenlik ve istihbarat birimlerinin tamamı tahliye edildi.

Bu olaylar üzerine Mahmud Abbas, Batı Yaka'ya taşınarak Ramallah'ta parlamento desteği olmayan ikinci bir hükümet oluşturdu. Silahları alınan güvenlik ve istihbarat elemanlarının çoğu da Mısır ve İsrail'in desteğiyle Gazze'yi terk edip Batı Yaka'ya taşındı ve Ramallah'taki hükümetin yönetimi altında çalışmaya başladı.

Filistin Anayasasına göre herhangi bir meşruiyetinin olmamasına ve Filistin parlamentosundan da güvenoyu isteme ihtiyacı duymamasına rağmen, uluslararası mekanizma da Filistin'in resmî yönetimi olarak Ramallah'ta kurulan bu ikinci hükümeti tanıdı. Gazze'ye ise işgal rejiminin gözetiminde uluslararası çapta ambargo ve abluka uygulandı. Bölgenin dünyayla irtibatının kesilmesi için gümrük kapıları kapatıldı. Dünyayla ticareti engellendi.

Uzlaşma Girişimleri ve Anlaşmalar

Ortaya çıkan bu bölünmenin son bulması ve bir ortak hükümetin kurulması için Hamas daha sonra yine girişimlerde bulundu. Bazen Suudi Arabistan'ın, bazen Katar'ın ve bazen de Mısır'ın arabuluculuğuyla görüşmeler yapıldı. Hatta birleşmenin gerçekleşmesi için genel ilkeleri belirleyen bazı anlaşmalar imzalandı. Fakat Abbas yönetimi bu anlaşmaların uygulamaya geçirilmesi konusunda gereken gayreti göstermedi. Mahmud Abbas'ın bu tutumunda tabii siyonist işgal rejimiyle olan irtibatlarının da önemli etkisi vardı. İşgal rejimi Hamas'la herhangi bir uzlaşma yapmasını ve ortak hükümet oluşturmasını istemiyordu.

Son olarak 2011 yılında Mısır'ın başkenti Kahire'de bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma aynı zamanda bir uzlaşma hükümeti kurulmasını da karara bağlıyordu.

Uzlaşı Hükümetinin Gazze'ye Sahip Çıkmaması

Uzlaşı hükümeti aradan uzun zaman geçmesinden sonra Ramallah'ta Rami El-Hamdallah'ın başkanlığında oluşturuldu. Bu hükümetin kurulmasından sonra Gazze'deki Hamas hükümeti feshedildi. Fakat kurulan uzlaşı hükümeti Gazze'yle ilgili sorumluluklarını üstlenmedi. Bu bölge üzerindeki abluka ve ambargo aynen devam etti. Uzlaşı hükümeti Hamas döneminde göreve alınan memurların tamamının işten çıkarılmasını ve güvenlik organlarının da tamamen kendi istediği gibi şekillenmesini istedi. Bu durum üzerine Hamas, Gazze'de ayrı bir hükümet kurmak yerine bölgenin işlerini takip edecek bir idarî komite oluşturdu. Bu komitenin normalde Ramallah'taki hükümete bağlı olması ama Gazze'ye özel işleri düzene sokması isteniyordu. Fakat Abbas yönetimi buna da razı olmadı. Gazze'deki memurların maaşlarını düzenli bir şekilde göndermedi. Siyonist işgal rejiminin uygulamalarına ek olarak bölgeye çeşitli yaptırımlar uyguladı. Hem işgal rejimi, hem Mısır, hem de Abbas yönetimi tarafından kıskaca alınan Gazze'de hayat şartları günden güne zorlaştı. Verilen elektrik miktarı iyice düşürüldü. Öyle ki gündelik olarak verilen elektrik süresi 24 saatte dört saate kadar düşürüldü. İşsizlik arttı. Memurların maaşlarını, esir ve şehit ailelerinin yardımlarını alamamaları sebebiyle yoksulluk oranı iyice arttı. Abbas yönetiminin çıkış işlemlerini zorlaştırması sebebiyle Gazze'de tedavi edilemeyen hastalar dışarı çıkarılamadı. Dolayısıyla birçok kişi dışarıda tedavisinin engellenmesi sebebiyle hayatını kaybetti

Yeniden Uzlaşı Atağı ve Gazze'deki İdarî Komite'nin Lağvedilmesi

Hamas, Gazze'deki bu durumun son bulması ve Hamas ile Fetih arasında uzlaşma sağlanması için yeniden girişimlerde bulundu. Abbas yönetiminin sürekli problem haline getirdiği fakat normalde uzlaşı hükümetinin bu bölgeyle ilgili sorumluluklarını yerine getirmemesi sebebiyle oluşturulmuş olan İdarî Komite'yi feshettiğini açıkladı. Bu komitenin feshedilmesinin amacı uzlaşının önünde engel olarak gösterilen bir organın ortadan kaldırılması suretiyle uzlaşıya yanaşılması ve içerideki bölünmüşlüğün, parçalanmışlığın sona erdirilmesi için adım atılmasıydı. Yani yine ittifaka önce yaklaşan, bunun için öncelikli olarak adım atan taraf Hamas oldu.

İdarî Komite'nin feshinden sonra Hamas, Ramallah'taki hükümetin yetkililerini Gazze'ye davet ederek buradaki kurumların sorumluluklarını üstlenmelerini istedi. Bu çağrı üzerine başta başbakan El-Hamdallah olmak üzere bazı hükümet yetkilileri Gazze'yi ziyaret etti ve ortak bir toplantı gerçekleştirildi.

İdarî Komite'nin feshedilmesine rağmen Abbas yönetimi yine Gazze'ye uyguladığı yaptırımları kaldırmadı. Mahmud Abbas, Gazze'deki halkın büyük sıkıntılar içinde olduğunu görmesine rağmen bunun için acele etmediklerini ifade ederek yaptırımların kaldırılmasını Kahire görüşmelerinden sonraya bıraktıklarını açıkladı.

Mısır'ın Gözetiminde Kahire Görüşmeleri ve Anlaşma

Mısır yönetiminde Kahire görüşmeleri 10 Ekim 2017 Salı günü başlatıldı. İki tur şeklinde düzenlenen ve birinci turu 10 ikinci turu 14 saat süren görüşmelerin ardından 12 Ekim Perşembe günü bir anlaşma imzalandı.

Anlaşmada en başta Ramallah'taki uzlaşı hükümetinin Gazze'deki kurumların tümünde yetkileri devralması ve sorumluluklarını yerine getirmesi isteniyordu. Anlaşmaya göre hükümet en geç 1 Aralık 2017 tarihine kadar Gazze'deki bütün kurumlarda yetki ve sorumlulukları devralacaktı.

Gazze'deki memurların durumu hakkında uzlaşı hükümetinin oluşturduğu Hukuki ve İdari Komite'ye yetki verilmesi kararlaştırıldı. Bu komite memurların görevlendirme tablosunu belirleyecekti. Komitenin memurların durumuyla ilgili çalışmalarını 1 Şubat 2018 tarihine kadar bitirmesi isteniyordu. Bu süre içinde memurların maaşlarının da daha önce Hamas hükümetinin Gazze'de belirlediği miktarın altına düşmeyecek şekilde ödenmesi şart koşuluyordu.

Güvenlik organlarının da kademeli bir şekilde ve güvenlik teşkilatlarının üst yetkililerinin aralarında yapacakları ortak toplantılardan sonra hükümete devredilmesi kararlaştırıldı. Ayrıca Rafah sınır kapısının kontrolünün de uzlaşı hükümetine devredilmesi kararlaştırıldı.

Gelişmelerin ve anlaşmanın uygulanmasının değerlendirilmesi amacıyla ayrıca 1 Aralık'ta yine Kahire'de bir toplantı düzenlenmesi karara bağlandı.

Direnişin Silahları Tartışması

Anlaşma öncesinde en çok zihinleri meşgul eden konulardan biri Gazze'deki direniş örgütlerinin askerî kanatlarının silahlarıydı. Çünkü Mahmud Abbas yaptığı açıklamalarda Gazze'de hükümete bağlı güvenlik organları dışında hiç kimsede silah bulunmaması gerektiğini söylüyordu. Bu talep aynı zamanda siyonist işgal rejiminin talebiydi.

Fakat anlaşmanın imzalanmasından sonra Hamas'ın Siyasi Birimi'nin ve Kahire'deki görüşmelere katılan heyetinin üyesi Ruhi Müştehi Filistin Enformasyon Merkezi'ne yaptığı açıklamada direnişin silahları hakkında şu bilgileri verdi: Geçmiş anlaşmalarda ve bu arada 2011'deki Kahire Anlaşması'nda direnişin silahı konusu hiçbir zaman masada tartışma konusu olmamıştır. İşgal devam ettiği sürece de direniş Filistin halkının meşru bir hakkıdır. Kendi şahsına saygı duyan hiçbir Filistinlinin direnişin silahını tartışma konusu yapacağını düşünmüyorum. Halkımızın çıkarlarının temin edilmesinin ve işgalden özgürlüğüne kavuşturulmasının tek güvencesi de budur.

Anlaşmanın Başarılı Olabilmesi İçin

Dediğimiz gibi Filistin'de bölünmüşlük döneminde yeniden ittifak sağlanması için birçok girişim oldu ve daha önce de muhtelif anlaşmalar imzalandı. Fakat maalesef Abbas yönetiminin uygulama aşamasında siyonist işgal rejiminin istekleri doğrultusunda bazı zorluklar çıkarması sebebiyle netice alınamadı. Kahire'de imzalanan anlaşmanın başarılı olması da Abbas yönetiminin sergileyeceği tavra bağlıdır. Abbas yönetimi anlaşmanın imzalanmasının ardından düzenlediği hükümet toplantısında Gazze'ye uygulanan yaptırımların kaldırılması konusunda herhangi bir adım atmadı. Bu tutumu Gazze halkının beklentisinin aksineydi ve normalde bölgeye uyguladığı yaptırımları kaldırmamasıyla ilgili herhangi bir gerekçesi de kalmamıştı. Aynı Abbas'ın direnişin silahlarıyla ilgili de çeşitli spekülasyonlar çıkarması ihtimal dışı değildir. Filistin direnişi ise ne pahasına olursa olsun işgal rejimine karşı bir güvence olarak gördüğü silahlarına sahip çıkmakta ısrarlı olacaktır. O yüzden uygulamada nasıl sonuç alınacağı konusunda biraz beklemek ve Abbas yönetiminin tutumunu izlemek gerekiyor.