Abbas - Netanyahu İşbirliği

Ağustos 2017, Vuslat

İşgal Rejimine Çalışan Filistin Yönetimi

Ramallah'taki Mahmud Abbas yönetimi aslında kendi yasalarına göre bile yasa dışıdır. Çünkü Filistin halkı bu yönetimi seçmemiştir. Dolayısıyla seçim yoluyla değil tamamen dayatma yoluyla halkın başına geçmiştir ve bu yönüyle bir cunta yönetiminden farkı yoktur. Ayrıca Filistin Yönetimi'nin geçerli yasalarına göre bu yönetimin başındaki Mahmud Abbas'ın başkanlık süresi çoktan dolmuştur. Dolayısıyla yeni başkanın belirlenmesi için şimdiye kadar çoktan seçim yapılmış olması gerekiyordu. Fakat yapılmadı. Ayrıca bu yönetim Meclis'in yani parlamentonun çalışmasını da engellediği gibi yeni bir Meclis seçilmesine de fırsat vermiyor.

Abbas yönetimine, bu tutumuna rağmen uluslararası güçler tarafından herhangi bir itirazda bulunulmamasının hatta destek verilmesinin ve devam etmesinin sağlanmasının sebebi ise siyonist işgal rejimine hizmet ediyor olmasıdır. Eğer ki işgal rejimine hizmet ediyor olmasaydı sözünü ettiğimiz hususlardan dolayı şimdiye kadar onu çoktan sorguya çeker ve bir an önce yönetimi bırakması için baskı yaparlardı. Abbas yönetimi siyonist işgal rejimiyle değişik alanlarda işbirliği yapıyor.

Abbas'la İşgal Rejimi Arasında Güvenlik İşbirliği

Abbas yönetiminin işgal rejimiyle işbirliğinin başında güvenlik alanındaki işbirliği gelir. Bu konuda işgal rejimiyle Güvenlik İşbirliği Anlaşması adı verilen bir anlaşması da var. Fakat bu işbirliği karşılıklı olarak suçluların takibi veya güvenlik alanında yardımlaşma üzerine değildir. Öyle olsa bile yine de siyonist işgal rejimiyle güvenlik alanında işbirliğinin bir mazereti olamaz. Fakat Abbas yönetimiyle işgal rejimi arasındaki güvenlik işbirliği sadece Filistinlilerden arananların ve "suçlu" addedilenlerin takibi, yakalanması ve sorgulanması üzerinedir. Yahudi göçmenlerden herhangi birinin Filistinlilere karşı suç işlemesi ve Abbas yönetimine mensup güvenlik görevlilerinin onu yakalamaları durumunda işgal rejimine teslim etmeleri gerekir. İşgal yönetimi onu gerek görürse yargı önüne çıkarır gerek görmezse hiç yargılamadan serbest bırakır. Yargı önüne çıkarılması durumunda da çoğu zaman Filistinlilere yönelik suç işleyenler ya hiç cezalandırılmıyorlar ya da cezaları ertelenmek üzere serbest bırakılıyorlar. Nadiren cezalandırılıp hapse atıldıkları oluyor. Atılsalar da uzun süre tutulmuyorlar. Devabişe ailesinin evini yakarak anne, baba ve iki çocuğun yanmasına neden olan siyonist teröristler bile serbest bırakıldı. Sabaha doğru gerçekleştirilen bu kundaklamada yanan dört kişiden sadece bir çocuk hayatta kalabildi, diğer üçü vefat etti. Fakat işgal yargısı bir siyonist terör grubu tarafından gerçekleştirilen kundaklama işine karışanların bazılarını bir süre hapiste tuttu, sonra kendine göre gerekçeler uydurarak onları da serbest bıraktı.

Abbas yönetimiyle işgal rejimi arasında güvenlik işbirliği ise belirttiğimiz üzere tamamen Filistinlilerin takibine dairdir. Bu yönüyle Abbas yönetimi bünyesinde çalışan güvenlik elemanları gerçekte işgal rejiminin hesabına çalışmaktadırlar.

Gazze'ye Ortak Abluka

Gazze'ye on bir yıldan fazla süredir abluka uygulanıyor. Bu ablukayla bölge halkının zorunlu ihtiyaç maddelerini ve ilaçları bile temin etmeleri engelleniyor. Fakat bu, sadece işgal rejiminin uygulamalarıyla devam ettirilen bir abluka değildir. Arap dünyasındaki ihanet yönetimlerinin uygulamalarının da böyle bir ablukanın devam ettirilmesinde büyük payı var. İşte bu ihanet yönetimlerinin başında da Batı Yaka'nın Ramallah şehrini kendisine merkez edinen Mahmud Abbas yönetimi gelmektedir. Abbas yönetimi ablukanın başlangıcından beri işgal rejimiyle birlikte hareket etmiş ve Gazze'nin dışarıdan yardım almasını engellemek için elinden gelen her şeyi yapmıştır.

Abbas yönetiminin bu tutumu Gazze için gönderilen resmî yardımların önünün kesilmesi açısından da son derece etkilidir. Çünkü Filistin konusunda resmî muhatap olarak Abbas yönetimi kabul edildiğinden devletler veya bazı uluslararası kurumlar eliyle gönderilen yardımlar ona teslim ediliyor. O da yardımların bir kısmına el koyuyor, ihtiyaç sahiplerine ulaştırmıyor veya Gazze hesabına kendisine ödenmesi gerekli olduğunu ileri sürdüğü birtakım faturalar vs. karşılığı kesiyor. Bazılarını da çok geciktirerek ulaştırıyor.

Son Dönemde Gazze'ye Yönelik Baskıların Artırılması

Siyonist işgal rejimiyle Abbas yönetiminin işbirliği vasıtasıyla uygulanan abluka son dönemde daha da şiddetlendirildi ve baskılar artırıldı. Bu baskılar çeşitli yönleriyle uygulanıyor. Bütün bu baskıların şiddetlendirilmesinin asıl amacı ise Gazze halkını şartsız bir şekilde teslim olmaya ve Filistin İslâmi Direniş Hareketi'ne destek vermekten vazgeçmeye zorlamaktır. Baskıların ve ablukanın çok aşırı dereceye varmasından dolayı siyonist yorumcular bile bunun tehlikeli bir gidişata işaret ettiğine, böyle bir tutumun Gazze'de bir patlamaya neden olabileceğine dikkat çektiler. Ancak Netanyahu ve Abbas bu yöndeki uyarıları nazarı dikkate almayarak baskı uygulamalarını daha da şiddetlendirmeyi tercih ettiler. Çünkü onlar bu baskının Gazze halkını tamamen teslim olmaya zorlayacağı beklentisi içindeler.

Abbas'ın İsteğiyle Gazze'nin Elektriğinin Kısılması

Gazze'ye uygulanan ablukanın en önemli yönlerinden birini elektriğinin kesilmesi oluşturmaktadır. Elektrik kısıntısından dolayı Gazze halkı büyük sıkıntı çekiyor. Daha önce bir miktar dışarıdan yakıt alarak Gazze içindeki iki termik santrali çalıştırmak suretiyle elektrik ihtiyacının bir kısmını karşılıyordu. Ancak şimdi dışarıdan yakıt alması tamamen engelleniyor. Ayrıca daha önce Mısır'dan bir miktar elektrik alıyordu. Şimdi bu ülkeden gönderilen elektrik de tamamen kesildi. Dolayısıyla tümüyle siyonist işgal rejimi tarafındaki elektrik firmalarının gönderdiği elektriğe mahkûm edilmiş durumda. Bu firmalardan da çok kısıtlı miktarda elektrik verildiğinden evlere gündelik olarak verilen elektrik miktarı dört - altı saate düşürüldü. İş yerleri elektrik yetersizliğinden dolayı ciddi sıkıntı yaşıyor. Hastaneler başta olmak üzere sosyal hizmet veren çeşitli kurumlar yeterli hizmet veremiyor.

Bunda da Abbas yönetiminin İsrail işgal rejiminden, Gazze'nin elektriğini azaltmasını istemesinin önemli bir payı var. Abbas yönetimi, Gazze'nin kendisine elektrik faturalarının karşılığını tam ödemediğini ileri sürerek işgal rejiminden bu bölgeye verilen elektriğin miktarının azaltılmasını istedi. İşin gerçeğinde ise fatura tamamen bir bahane. Çünkü Gazze'deki elektrik dağıtım şebekesi halkın ekonomik durumunun kötü olması sebebiyle halktan faturaların karşılıklarını tahsil etmekte zorluk çekmesine rağmen yine de Abbas yönetimine toplu faturaların karşılığını tam olarak ödemeye çalışıyor. Ancak Abbas yönetimi Gazze'nin daha fazla sıkıştırılmasını istediğinden işgal rejiminden bu bölgeye verilen elektrik miktarını azaltmasını istedi. İşgal rejimi de bu talebi gerekçe göstererek Gazze'ye gönderilen elektrik miktarını ciddi şekilde azalttı.

Hastaların Gazze Dışında Tedavi Görmelerinin Engellenmesi

Abbas yönetiminin uygulamalarından dolayı son dönemde Gazze'de çekilen sıkıntılardan biri de hastalara yönelik vahşi siyasetten kaynaklanıyor. Abluka yüzünden Gazze'deki hastaneler tam kapasiteyle çalışamadığı gibi önemli tedavi araçlarından ve ilaçlardan yoksun bırakılmıştır. Dolayısıyla bölgedeki hastaların birçoğunun tedavi için dışarı çıkmaları, tam kapasiteyle çalışan hastanelere nakledilmeleri gerekiyor. Fakat yukarıda da ifade ettiğimiz üzere uluslararası mekanizmada Filistin konusunda Abbas yönetiminin muhatap alınmasından dolayı Gazze'de tedavileri mümkün olmayan hastaların dışarı çıkarılabilmeleri için resmî işlemlerin Abbas yönetimi tarafından yapılması ve onun tarafından onay belgesinin verilmesi gerekiyor. Fakat Abbas yönetimi Gazze'yi ablukaya alma konusunda siyonist işgal rejiminden çok daha katı davrandığından hastaların dışarı çıkarılması konusunda yapılan müracaatlara ya hiç olumlu cevap vermiyor ya da cevabı uzun süre geciktiriyor. Bu da hastaların tedavilerinin engellenmesi sebebiyle hayatlarını kaybetmelerine neden oluyor. Geçtiğimiz haftalarda bölgede bu yüzden onlarca hasta hayatını kaybetti. Bunların da büyük çoğunluğunu çocuk yaştakiler ve özellikle de bebekler oluşturuyor. Bu insanların tedavilerinin, tam kapasiteli hastanelere nakledilmelerinin engellenmesi de bir tür idam şeklidir. İpe çekme yoluyla değil de dolaylı bir şekilde idam ediliyorlar. Bu idam işlemini de işgal rejimiyle işbirliği içinde olan ve Gazze halkının siyasi tercihinden dolayı bu halka karşı hâlâ kin ve nefret dolu olan Abbas yönetimi gerçekleştiriyor.

Memurların Erken Emekli Edilmesi

Abbas yönetimi normalde Gazze bölgesindeki memurların yarıdan fazlasını kadroya geçirmediğinden onların maaşlarını ödemiyor. Onların maaşlarını Gazze bölgesindeki yönetim dışarıdan aldığı insanî yardımlarla ödemeye çalışıyor. Fakat hepsinin maaşını temin etmekte de zorluk çekildiğinden ya eksik veya gecikmeli ödeniyor. Bazen de hiç ödenemiyor. Memurların maaşlarının ödenememesi tabii ki ekonomik hayatı da ciddi şekilde etkiliyor. Çünkü insanların bir yerden gelirleri olmayınca pazardan alışveriş yapmaları, ticaretle geçimlerini sağlamak zorunda olanlara bir katkıda bulunmaları mümkün olmuyor.

Abbas yönetimi bütün bu yaptıklarına ek olarak geçtiğimiz Temmuz ayının başlarında 6145 memuru zorunlu bir şekilde erken emekliliğe sevk etti. Onların erken emekliliğe sevk edilmeleri gelirlerinin büyük ölçüde kesilmesine neden oluyor. Üstelik Abbas yönetimi bu memurların erken emekliliğe sevk edilmelerinin herhangi bir ekonomik sıkıntıdan dolayı değil Hamas'a karşı bir cezalandırma olduğunu söylemekten de çekinmedi.

On Bir Haber Sitesine Yasak Konması

Siyonist işgal rejimiyle işbirliği içindeki Abbas yönetimi bir tür cunta yönetimi olduğundan insanlara yönelik muameleleri de diktatörcedir. O yüzden kendisine muhalif daha doğrusu her yönden kendisinin yağcılığını yapmayan medya organlarına da fırsat vermemektedir. Bunun için tamamen siyasi otoritenin güdümünde hareket eden sözde yargı kurumlarını da değerlendirmektedir.

Suudi Arabistan'ın liderliğindeki dört Arap ülkesinin Katar'a uyguladıkları ablukayla bağlantılı olarak El-Cezire'nin yayınlarına engel koymalarından cesaret alan Abbas yönetiminin Ramallah'taki mahkemesi on bir haber sitesinin Filistin içinde yayın yapmasına engel koydu. Bunların içinde Filistin'in en çok takip edilen haber sitesi durumundaki Filistin Enformasyon Merkezi de var. Türkçe dâhil sekiz ayrı dille yayın yapan Filistin Enformasyon Merkezi Filistin gerçeğini dünya kamuoyuna yansıtma konusunda oldukça etkili bir haber kaynağı niteliği taşıyor. Ancak Abbas yönetimi bu sitenin Filistin'deki İslâmî direnişi desteklemesinden ve kendisinin hukuk dışı uygulamalarını gündeme taşımasından rahatsız oluyor.

Şehit Ailelerinin ve Eski Esirlerin Maaşlarının Kesilmesi

Filistin'de işgal rejimi tarafından şehit edilenlerin ailelerine ve uzun süre işgal zindanlarında kaldıktan sonra özgürlüğüne kavuşmuş eski esirlere cüzi bir maaş ödeniyordu. Bunların büyük çoğunluğunun başka bir gelirleri de yoktu. Dolayısıyla geçimlerini kendilerine ödenen maaşlarla sağlamaya çalışıyorlardı. Fakat siyonist işgal rejimi bu maaşların onları cesaretlendirdiğini iddia ederek kesilmesini istiyordu. Abbas yönetimi de işgal rejiminin bu yöndeki taleplerini yerine getirerek şehit ailelerinin ve eski esirlerin maaşlarını kesmeye karar verdi. Özellikle Gazze bölgesinde yaşayan şehit ailelerinin ve eski esirlerin maaşlarını tamamen kesti. Batı Yaka bölgesinde yaşayanların da çoğunun maaşlarını kesti. Bu kişilerinin maaşlarının kesilmesi geniş çaplı tepkilere ve protestolara neden oldu. Fakat Abbas yönetimi tutumunu değiştirmedi.

Bütün Bu Uygulamaların Hamas'a Bir Ceza Olduğu İddiası

Abbas yönetimi gerek Gazze'yi sıkıştırmak için başvurduğu uygulamaların, ablukayı daha da çekilmez hale getirme çabalarının ve gerekse memurları erken emekliliğe sevk işlemlerinin Hamas'ı cezalandırma ve onu teslim olmaya zorlama amaçlı olduğunu söylüyor. Bu konudaki amaç ve niyetlerini de açıkça dile getiriyor. Ancak bu uygulamalardan halkın tamamı etkileniyor. Ayrıca Hamas'ın ilkeli bir siyasetinin olduğu, siyonist işgal rejiminin baskıları karşısında ilkelerinden taviz vermeyen bu hareketin Abbas'ın baskılarına da boyun eğmeyeceği biliniyor. Dolayısıyla Abbas yönetiminin başvurduğu baskılar gerçekte Filistin halkına siyonist işgal rejimi hesabına baskı ve şiddet uygulamaktan başka bir mahiyet taşımıyor.

Trump'ın Yahudi Damadının Görüşmeleri Yeniden Başlatma Atağı

Son dönemde Abbas yönetimiyle siyonist işgal yönetimi arasında masa başı görüşmelerin de yeniden başlatılması amacıyla bir girişimde bulunuldu. İşin gerçeğinde yukarıda verdiğimiz bilgilerden de anlaşılacağı üzere Netanyahu ile Abbas arasında işbirliği ve ittifak fiili olarak zaten mevcut ve perdenin arkasında kirli oyunlar devam ettiriliyor. Ama göstermelik masa başı görüşmeleri kesik durumda. Bu görüşmelerin yeniden başlatılması için ABD Başkanı Donald Trump'ın yahudi damadı Jared Kushner tarafından bir girişimde bulunuldu. Yahudi damadını en üst kademedeki müsteşarlarından yapan Trump onu aynı zamanda Filistin'le ilgili görüşmeleri organize etmekle görevlendirdi. Asıl mesleği emlakçılık olan ve diplomatik faaliyetler alanında hiçbir tecrübesi olmayan yahudi damat geçtiğimiz Haziran ayında bölgeye bir ziyaret gerçekleştirdi ve gerek Abbas'la gerekse Netanyahu'yla görüşmelerde bulundu. Abbas yönetimi adına açıklama yapanların İsrail karşısında yeni tavizlere hazır olduklarını belli etmeleri dikkat çekti.

Abbas'ın Mescidi Aksa Konusundaki Tutumu

14 Temmuz Cuma günü Mescidi Aksa'da işgalci askerlere karşı eylem düzenlenmesini bahane ederek bu kutsal mescidi Cuma namazına kapatan Netanyahu'yu Mahmud Abbas'ın araması ve söz konusu eylemi kınadığını açıklaması da dikkat çekiciydi. Oysa işgal rejimi bu kutsal mabedin yahudilerle Müslümanlar arasında paylaştırılması oyununa zemin hazırlamak için uzun süreden beri çeşitli taktiklere başvuruyor ve 14 Temmuz'da gerçekleştirilen eylem de işte bu taktiklere karşı doğal bir tepkiydi. Üstelik işgalci saldırganların uygulamalarından dolayı meydana gelen ve işgalci iki polisin öldürüldüğü bir polisin de ağır yaralandığı çatışmada Filistinli üç genç de şehit edilmişti ve siyonist işgal güçleri Mescidi Aksa'ya baskın düzenleyerek tahribat yapmıştı.

İrtibatlı Yazılar:

  • Mescidi Aksa için öfke Cuması
  • Mescidi Aksa'ya sahip çıkmak
  • Mescidi Aksa'daki olaylar
  • Gazze'ye Abbas ablukası
  • Netanyahu ve Abbas'ın Katar fırsatçılığı
  • Hamas'ın Yeni Siyaset Belgesi
  • Nekbe'nin 69. yıl dönümü
  • Gazze ve Ramazan
  • Hamas 1967 sınırlarını tanıdı mı?
  • İşgal asla meşrulaştırılamaz
  • Mescidi Aksa'ya tuzak ve ezan yasağı
  • Trump'ın cüretlendirdiği İsrail