Gündemdeki Filistin

Şubat 2017, Ribat

Gölgede Kalan Filistin

Filistin sürekli hareketli ve önemli gelişmelere sahne olan bir bölge. Aynı zamanda Filistin davası İslâm âleminin merkezi davası konumunu sürdürüyor. Bununla birlikte İslâm dünyasındaki bazı bölgelerde yaşanan önemli ve hareketli gelişmeler Filistin meselesinin zaman zaman gölgede kalmasına neden olabiliyor. Bununla birlikte Filistin'deki gelişmelere bigane kalınmaması, buradaki olayların da takip edilmesi gerekir. Biz bu ayki yazımızda Filistin'de özellikle son dönemde gündemi oluşturan bazı önemli gelişmeler üzerinde durmak istiyoruz. Bunlardan bazıları devam eden gelişmelerdir. Ancak biz burada özellikle son durumu hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Bazıları da devam eden gelişmelerin bir parçası ve onlara ışık tutan olaylar olmakla birlikte tamamen yeni hadiselerdir.

Mescidi Aksa'ya Yönelik Tehlike Devam Ediyor

Siyonist işgal rejiminin Mescidi Aksa'yı tehdit eden planlarından kaynaklanan tehlikeler devam ediyor. Son dönemde üzerinde yoğunlaştığı ve zeminini oluşturmaya çalıştığı planı ise bu kutsal mabedi Müslümanlarla yahudiler arasında paylaştırma planıdır.

İşgal rejimi Mescidi Aksa'yı bölme planını hayata geçirmek amacıyla parlamentosu durumundaki Knesset'te hazırlanan yasa tasarısını gündemine almayı kararlaştırmıştı. Fakat bu tasarıya tepkilerin şiddetli olması karşısında yeniden rafa kaldırma ihtiyacı duydu.

Son dönemde bu planını hayata geçirmek için şartları ve zemini oluşturmak amacıyla yahudilerin sistemli bir şekilde baskınlar düzenlemelerini sağlıyor. İşgal rejimi bu baskınları yahudi yerleşimcilerin ziyaretleri olarak nitelendiriyor. Fakat gerçekte bu ziyaretler özellikle Mescidi Aksa'yı hedefine yerleştiren siyonist örgütler tarafından maksatlı bir şekilde organize ediliyor. Bu amaçla yahudi yerleşimciler teşvik ediliyor ve onların içeri girmeleri işgal rejiminin güvenlik güçleri tarafından kolaylaştırılıyor. Müslümanların engel olmalarına fırsat verilmemesi için güvenlik güçleri tarafından sıkı korumalar oluşturuluyor.

Bu baskınların amacı bir sonraki aşamada yahudilerin de bu mabedi ziyaret etmek, içinde dinî ritüellerini gerçekleştirmek istedikleri gerekçesiyle onlara da bir bölümün tahsis edilmesini veya haftanın belli günlerinde tüm Mescidi Aksa külliyesinin sadece yahudilere açık bulundurulmasını istemektir. Bunun için zemin oluşturmak amacıyla baskınlara katılan yerleşimcilerin sürekli sayılarının artırılmasına çalışılıyor. Muhtelif siyonist örgütler bu yönde yoğun faaliyetler yürütüyorlar ve teşvikte bulunuyorlar.

Bundan dolayı Mescidi Aksa'da artık gündelik hâle getirilen yerleşimci baskınlarının arkasında duran amacı iyi görmek ve işgal rejiminin bu kutsal mabedi bölme planı karşısında duyarsız, ilgisiz kalmamak gerekir.

Gazze Üzerindeki Abluka ve Balıkçılara Eziyet

Gazze üzerindeki abluka ve ambargo kesintisiz bir şekilde devam ediyor. Ne yazık ki Türkiye ile İsrail arasındaki Mavi Marmara sorununu sonlandıran anlaşma da ablukayı yumuşatmadı. İşgal rejimi bir yandan bu ablukayı devam ettirirken bir yandan da Gazze için önemli bir geçim kaynağı olan balıkçılığın alanını daraltmak için saldırılar düzenliyor.

Normalde Filistin ile siyonist işgal rejimi arasında imzalanan ateşkes anlaşmasına göre balıkçıların avlanma sahasının 9 mile çıkarılmış olmasına rağmen işgal yönetimi bu alanı kendi kararıyla yine altı mile düşürdü. Üstelik bu kadar alan içinde de balıkçıların rahat bir şekilde avlanmalarına fırsat vermiyor. İşgalcilerin askerî botları tarafından 6 milden daha içeride kalan bölgelerde de balıkçıların teknelerine saldırılar düzenleniyor. Bazen Gazzeli balıkçıların avladıkları balıkları ve teknelerini zorla gasp ediyor, kendilerini de sorgulamak üzere gözaltına alıyorlar. Bazen uzaktan saldırı düzenleyerek rahat bir şekilde avlanmalarına fırsat vermiyorlar.

İşgalcilerin hücum botları 4 Ocak 2017 Çarşamba günü de Gazzeli balıkçıların teknesine kasten çarparak batmasına ve teknede bulunan balıkçılardan 32 yaşındaki Muhammed El-Hissi'nin de boğularak hayatını kaybetmesine neden oldular.

Gazze'de Elektrik Krizi ve Abbas Yönetiminin Rolü

İşgal rejiminin Gazze'ye uyguladığı abluka bölgede ciddi elektrik sıkıntılarına neden oluyor. Çünkü bölgenin ihtiyaç duyduğu elektriğin önemli bir kısmı, 1948'de işgal edilmiş bölgeden yani İsrail'in elektrik dağıtan firmalarından satın alınıyor. Bir kısmı da bölgedeki termik santrallerde üretiliyor. Ancak bu santrallerin kullandığı yakıt da işgal rejiminin kontrolünde bölgeye giriyor.

Abluka nedeniyle İsrail'in dağıtım şebekeleri Gazze'ye elektriği çok kısıtlı bir şekilde veriyor. Bazen de işgal rejiminin talimatları gereği tamamen kesiyorlar. Diğer yandan içerideki termik santrallerin çalışması için ihtiyaç duyulan yakıtların girmesi bazen günlerce engelleniyor ve söz konusu santraller çok düşük kapasiteyle elektrik üretebiliyorlar. O yüzden elektrik sadece günün belli saatlerinde verilebiliyor. Diğer vakitlerde tamamen kesiliyor. Elektrik kesintisi yüzünden bazen günlerce elektrik krizi yaşanabiliyor.

Özerk Yönetim başkanı Mahmud Abbas'ın elektrik kriziyle ilgili bir açıklaması krizde onun da payının olduğu konusundaki şüphelerin artmasına neden oldu. Abbas bu açıklamasında "her şey düzeldiğinde biz de krizin çözülmesi için gerekeni yaparız" ifadesini kullanarak, işgal rejimiyle karanlık ilişkilerinden yararlanarak elektrik kesintilerini bir baskı ve şantaj aracı olarak kullandığını, kendisinin bütün şartlarının kabul edilmesine karşılık bu meseleyi çözme imkânının olduğunu hissettirdi.

Tunus'ta Uçak Mühendisi Muhammed Zuvari'nin Öldürülmesi

Tunuslu uçak mühendisi Muhammed Zuvari, 15 Aralık 2016 tarihinde Tunus'un Safakis şehrindeki evinin önünde düzenlenen bir suikastla öldürüldü. Zuvari'nin on yıldan beri Filistin direnişine destek verdiği bilindiği için onun Mossad tarafından öldürüldüğü açıklamalarda dile getirildi. İşgal rejiminin Savunma Bakanı Avigdor Liberman'ın onun öldürülmesiyle ilgili bir açıklamasında "İsrail ne gerekiyorsa onu yapar" şeklinde bir ifade kullanması ise işgal rejiminin bu cinayeti dolaylı bir şekilde üstlenmesi olarak kabul edildi.

Zuvari Filistin İslâmî Direniş Hareketi (Hamas)'ın askerî kanadı İzzettin Kassam Tugayları'nın muhtelif askerî projelerine yardımcı olmuştu. Son olarak da teşkilatın insansız hava aracı projesi olan Ebabil projesinin geliştirilmesinde ve uygulamaya geçirilmesinde yer aldığı ifade edildi.

Gündelik Hâle Getirilen Baskınlar

Siyonist işgal güçlerinin özellikle Batı Yaka ve Doğu Kudüs bölgelerinde Filistinlileri hedef alan baskınları gündelik hâle getirildi. Bu baskınlar "arananlar" gerekçe gösterilerek ve genellikle gecenin geç vakitlerinde, sabaha doğu yahut sabahın erken saatlerinde gerçekleştiriliyor.

Baskınların nereye yapılacağını önceden kestirmek mümkün değil. Her gece veya sabah en az birkaç hedef noktaya baskın düzenlendiğinden, Batı Yaka ve Doğu Kudüs bölgelerinde ikamet eden Filistinlilerin tümü akşamları "acaba bu gece bizim evimize de bir baskın olur mu?" endişesiyle yatıyor ve huzurlu bir şekilde uykuya yatmaları mümkün olmuyor.

Baskınlarda mutlaka birkaç tutuklama yapıyorlar. Ancak bazı evlere de sırf arama iddiasıyla giriyor, evlerin altını üstüne getiriyorlar. Bazen kıymetli ev eşyalarını veya bulduklarında zinet eşyalarını yahut paraları gasp ettikleri de oluyor. Baskın düzenledikleri evlerin ahalilerine çirkin şekilde sözlü saldırılarda bulunuyor, aşağılayıcı hakaretler ediyorlar.

Aramalar ve baskınlar zaman zaman işgalci askerlerle Filistinli gençler arasında çatışmalara da neden oluyor.

Kudüs İntifadası ve Fadi Kanber'in Kudüs Eylemi

İşgal rejiminin Mescidi Aksa'yı bölme planıyla ilgili yasa tasarısını Knesset'te gündemine almasıyla birlikte 1 Ekim 2015'te patlak veren ve münferit eylemlerle sürdürülen Kudüs intifadası 2016 yılı boyunca da devam etti. Ancak işgal rejimi yetkilileri Kudüs intifadasının 2016'nın son çeyreğinde artık etkisini kaybetmeye başladığını ileri sürdüler. Tam onların bu iddialarını gündeme getirmelerinin ardından 8 Ocak 2017 tarihinde Fadi Kanber adlı bir direnişçi tarafından Kudüs'ün Cebel El-Mukebber bölgesinde işgalci askerleri hedef alan bir eylem gerçekleştirildi. Dört işgalci askerin hayatını kaybettiği bu eylem işgalcilere ağır bir darbe vurduğu gibi aynı zamanda Kudüs intifadasının bitmediği gibi etkisini kaybetmeye de başlamadığını, Filistinli direnişçilerin işgal güçlerine darbe vurma amaçlı mücadelelerini sürdürme niyetinde olduklarını gösterdi.

Fadi Kanber eylemini, kullandığı kamyonla, bir otobüsün yanında toplanan işgalci askerlerin arasına dalış yaparak gerçekleştirdi. Dört işgalci asker hayatını kaybederken 8'i ağır olmak üzere 15 asker de yaralandı.

İşgalcinin Gerekçesiz Cinayetleri

Siyonist işgal rejimi Filistinli direnişçileri Kudüs intifadası çerçevesinde gerçekleştirdikleri eylemlerinden vazgeçmeye zorlamak için çeşitli baskı ve şiddet uygulamalarına başvurdu. Bunlardan biri de işgalci askerlere herhangi bir Filistinlinin eylem girişiminde bulunacağından şüphelenmeleri halinde onu derhal öldürmelerine yetki vermesidir. İşgalci askerler de bu yetkiyi kullanarak, hiçbir gerekçe oluşmaksızın Filistinli gençleri ve genç kızları şehit ettiler. Hatta Elior Azaria adında bir işgalci asker 24 Mart 2016 tarihinde Abdülfettah Eş-Şerif adlı Filistinli genci, vücuduna isabet eden mermiler yüzünden yere düşmesinden sonra yani artık herhangi bir eyleme girişmesinin mümkün olmadığı bir sırada yanına gelerek kafasına mermi sıkarak öldürdü. Sonra mahkeme bu cinayeti kasıtsız öldürme olarak niteleyerek basit bir cezayla geçiştirdi. Buna rağmen işgalciler mahkemenin bu askere normal cinayet cezası değil de basit bir ceza vermesini bile fazla buldu ve İsrail cumhurbaşkanının askeri affetmesini istediler.

Şehitlerin Cenazelerinin Rehin Tutulması

İşgal güçleri şehit ettikleri Filistinlilerin cenazelerine el koyuyor ve aileleri tarafından alınmasına fırsat vermiyorlar. Sonra bu cenazeleri ellerinde adeta birer rehine gibi bekletiyor ve aileleriyle çeşitli pazarlıklara girişiyorlar. Bazen şehitlerin naaşlarını aylarca morgda tutuyor ve ailelerine teslim etmiyorlar.

İşgalcilerin bütün bunları yapmalarının birinci sebebi şehitlerin cenaze törenlerinde büyük kalabalıkların oluşması ve cenaze törenlerinin adeta işgalci saldırganlara karşı birer gösteri eylemine dönüşmesi. O yüzden işgal güçleri şehitlerin aileleriyle cenazelerini aldıktan sonra gece geç saatlerde, çoğunlukla 24.00'ten sonra gömmeyi, hiçbir cenaze töreni düzenlememeyi ve cenazeye şehidin ailesi ve yakınlarından belli sayıda insandan fazla kimsenin katılmamasını şart koşuyorlar. Bu şartları kabul etmeyen ailelerin çocuklarının cenazelerini ise bazen aylarca morgda bekletiyorlar.

İşgal rejiminin Knesset'inde oluşturulan Güvenlik Kurulu son aldığı kararla da Hamas mensuplarının cenazelerini, aileleri şartları kabul etse bile teslim etmemeyi, onların cenazelerinin sahipsizler mezarlığına İsrail yetkilileri tarafından gömülmesini kararlaştırdı.

Raid Salah Özgürlüğüne Kavuştu

Filistin'in 1948'de işgal edilmiş bölgesinde faaliyet yürüten İslâmî hareketin lideri Şeyh Raid Salah, Mescidi Aksa'ya sahip çıkmak amacıyla yürüttüğü faaliyetlerinden dolayı dokuz aylık hapis cezasına mahkûm edilmişti. Şeyh Râid Salah belirlenen bu hapis süresinin tamamında hapiste tutulduktan sonra 17 Ocak 2017 tarihinde serbest bırakıldı. Ancak işgal yönetimi Raid Salah'a Filistin dışına çıkma yasağı getirdi. Ayrıca işgal rejimi karşısında tavizsiz bir tutum sergilemeye devam etmesinden dolayı hakkında yeni bir soruşturma davası başlatıldı.

Nakab Bölgesinde Çatışmalar

Nakab, Filistin'in 1948'de işgal edilmiş bölgesinin güney kısmında yer alır. Bu bölgenin önemli bir kısmı çöldür. Çöl olmayan bölgelerinde de daha çok meralar bulunur ve bu meralarda da eskiden beri Filistin'in bedevileri hayvancılık yapmaktadırlar. Fakat işgal güçleri Filistinli bedevileri buralardan göçe zorlamak ve yerlerine yahudileri yerleştirmek amacıyla sık sık köylerine baskın düzenliyor ve evlerini, ağıllarını yıkıyor, hayvanlarını gasp ediyorlar.

18 Ocak 2017 Çarşamba sabahı işgal güçleri yine Nakab'ın Ummu'l-Hayran beldesine baskın düzenleyerek köylülerin evlerini yıkmak istediler. Bu baskın köylülerle işgal güçleri arasında kavgaya neden oldu. Köylülerden bir gencin aracıyla işgalci polislere saldırması üzerine bir polis öldü. İşgalcilerin saldırılarından dolayı da Filistinlilerden bir kişi hayatını kaybederken birçok kişi de yaralandı.

İşgal güçleri Nakab bölgesindeki köylerde ve meralarda çok sayıda Filistinlinin evini ve ağılını yıktılar. Bazen bir köyü tamamen yerle bir ediyorlar; köylülerin binalarını yeniden yapmaları üzerine tekrar baskın düzenleyip tekrar yıkıyorlar.

BM'den İsrail Aleyhine Kararlar

BM, genellikle siyonist işgal rejiminin çıkarlarını gözeten bir siyaset izliyor. Ancak bazen de aleyhine kararlar aldığı oluyor. 2016 yılı içinde de bu nitelikte iki önemli karar aldı.

Bunlardan birincisi kısa adı UNESCO olan BM Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu'nun Mescidi Aksa'yla ilgili kararıydı. Bu kararda Mescidi Aksa'nın tamamen Araplara ve Müslümanlara ait olduğunun, yahudilerin bu mabet üzerinde herhangi bir haklarının olmadığının tescil edilmesiydi. Mescidi Aksa'yı bölmek için şartlar oluşturmaya çalışan işgal rejimi bu karara şiddetle tepki gösterdi.

İkinci önemli kararı ise BM Güvenlik Konseyi'nin 1967'de işgal edilmiş topraklar üzerinde yahudi yerleşimi inşaatının tamamen yasa dışı olduğuna ve derhal durdurulması gerektiğine dair kararı oldu. İşgal rejimi böyle bir kararın ABD tarafından veto edilmesini ümit ediyordu. Ancak ABD'nin çekimser kalması üzerine karar çoğunluğun oyuyla kabul edildi. İşgal rejimi bu karara da tepki gösterdi ve uymayacağını açıkladı. Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanmaması durumunda BM'nin yaptırım yapma yetkisi bulunuyor. Önemli olan da işgal rejiminin uygulamaması karşısında bu yetkinin kullanılması.

Paris Barış Konferansı

Ocak 2017'de işgal rejimiyle Filistin özerk yönetimi arasında masa başı görüşmelerin yeniden başlatılması için Fransa'nın girişimiyle Paris Barış Konferansı adında bir uluslararası toplantı düzenlendi. Toplantıya 75 civarında ülke ve uluslararası kuruluş katılırken, sorunun tarafları durumundaki siyonist işgal rejimiyle Filistin özerk yönetimi katılmadı. Filistin İslâmî Direniş Hareketi (Hamas) da toplantıyı sonuç getirmeyecek bir girişim olarak nitelendirdi.

Moskova'da Uzlaşma Toplantısı

Filistinli gruplar kendi aralarındaki ihtilafları çözmek ve bir uzlaşma sağlamak amacıyla Rusya'nın aracılığıyla Moskova'da kapsamlı bir toplantı düzenlediler. Toplantıda bir uzlaşma hükümeti oluşturulması konusunda ittifak sağlandığı açıklandı. Ancak bu hükümetin mahiyetinin ne olacağı konusunda ayrıntılı bir bilgi verilmedi.

Trump'ın ABD Büyükelçiliğini Kudüs'e Taşıyacağı Vaadi

ABD'nin yeni başkanı Donald Trump'ın seçim kampanyası sırasında yahudilere verdiği, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma ve ABD büyükelçiliğini Tel Aviv'den Kudüs'e taşıma sözünü yerine getireceğine dair açıklamaları Filistinlilerin şiddetli tepkilerine neden oldu. ABD'nin böyle bir şeye girişmesinin tehlikeli sonuçlara neden olacağı açıklamalarda dile getirildi.

İrtibatlı Yazılar:

  • ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınması
  • Paris ve Moskova buluşmaları
  • Filistin direnişi haklı ve meşrudur
  • Filistin direnişi ümmetin onurudur
  • Davamız Kudüs
  • İntifadanın 29. yıl dönümü
  • Kudüs intifadasının yıldönümü
  • İşgal asla meşrulaştırılamaz
  • BMGK kararı
  • Ezana yönelik tehdit bitmedi
  • Gazze'nin arzusu ablukanın kalkmasıdır