20 Haziran 2007 Çarşamba, Vakit gazetesi
Filistin halkı ve direnişi çok yönlü bir zulme ve haksızlığa maruz kalıyor. Medya saptırması ve manipülasyon bu zulmün en önemli boyutudur. Gelişmelerin çarpıtılması, gerçeklerin ters yüz edilmesi ve bu çarpıtmalara dayalı komplo teorileri, senaryolar insanların kafalarının bulandırılmasına yol açıyor.
Biz Allah'ın izniyle Filistin davasını doğru bilgilere dayanarak ve İslâmî bakış açısıyla okuyucularımıza yansıtmaya çalışıyoruz. Ama günlük yazılarımızla medyanın özellikle son günlerde yoğun bir şekilde sürdürdüğü çarpıtma ve manipülasyon saldırısının etkisini ortadan kaldırmamız mümkün olmuyor. Hele bu çarpıtmalara dayalı komplo teorileri ve senaryolar üretilmesi zihinlerin daha da bulandırılmasına yol açıyor. İşte bu sebeple biz yaşanan son gelişmeleri bütün boyutlarıyla ve özet bilgilerle ortaya koymayı amaçlayan bir dosya hazırladık. İnşallah bu dosya gazetemizde de yayınlanacak. Siz değerli okuyucularımızdan bu dosyayı mutlaka okumanızı ve Filistin'deki gelişmeler hakkında kanaatlerinizi şekillendirirken, tavır belirlerken oradaki bilgilerden istifade etmenizi rica ediyoruz. Aksi takdirde medya çarpıtması sizleri de yanlış kanaatlere ve yaklaşımlara sevk edebilir.
Bu hatırlatmadan sonra bazı noktalara özellikle vurgu yapmak istiyoruz. Öncelikle Filistin'de bugün ortaya çıkan durum HAMAS'ın herhangi bir iktidar kavgasından kaynaklanmadığı gibi senaryosunu ABD ve Siyonist devletin hazırladığı bir komplonun sonucu da değildir. Ortaya çıkan sonuç HAMAS'ın arzuladığı bir sonuç olmadığı gibi ABD ve İsrail'in arzuladığının yahut planladığının da çok ötesindedir.
HAMAS'ın arzusu sorunu siyasî yollardan çözüme kavuşturmak ve silahlı çatışmanın önünü kapatmaktı. Ama ne yazık ki işgal güçlerinin ve ABD'nin talimatlarına göre hareket eden silahlı fitne çetesi sürekli ortalığı karıştırarak HAMAS'ın çözüm girişimlerinin önünü kesti. Son olarak da bu çete, işgal devleti tarafından eline verilen "öldürülecekler listesi"nde isimleri yer alanların tümünü tasfiye amacıyla infaz eylemleri başlatmıştı. Listedekilerin bazıları da katledildi. Son olarak İsmail Heniyye'nin evine RGB füzeleri atılması onun da hedefte olduğunu gösteriyordu. Dolayısıyla HAMAS'ın artık bu katiller çetesini etkisiz hale getirme amaçlı operasyon gerçekleştirmekten başka hiçbir seçeneği kalmamıştı. Bu seçeneği kullanmasaydı şimdi belki İsmail Heniyye de dâhil HAMAS'ın Gazze'deki lider kadrosunda yer alanların birçoğu katledilmiş olacaktı. Nitekim istihbarat merkezinin kontrol altına alınmasından sonra ele geçirilen belge ve planlar da bunu gösteriyor. Bu gerçeği görmeyip HAMAS'ı hedefe yerleştiren yorumlar yapmanız mazlum bir hareketin yanında yer almak yerine ona taş atanların arasına katılmanız anlamına gelir.
Bir bayrağı indirip başka bayrağın asılması iddiasına dayalı tamamen hayal ürünü ve saçma senaryolar üretilmesinin ise hiçbir tutarlı yanı yoktur. Filistin bayrağı bütün Filistin halkının ortak sembolüdür ve HAMAS da bunu ortak sembol olarak görmektedir. Hareketin ayrıca kendini ifade eden sembolü ise siyasî hareketlerin kendilerine özel amblemleri ve bayrakları gibidir. HAMAS, Gazze'de Filistin bayrağını indirmiş değil. Kendi amblemini ve bayrağını ise Filistin bayrağının yanında tüm programlarında kullanıyor. Gazze'deki son gelişmelere özel bir yeni durum yok. Yeni durum komplo teorileri ve senaryolar üretenlerin algılama hatalarından kaynaklanıyor.
Ortada bir Gazze HAMAS Devleti bir de Batı Yaka Filistin Devleti yok. Sorun Batı Yaka'da Siyonist devletin fiili işgalinin ve askerî kontrolünün etkin bir şekilde devam etmesinden ileri geliyor. Filistin İslâmî Hareketi açısından Filistin bir bütündür ve tüm topraklarının işgalden kurtarılması mücadelenin hedefidir. Batı Yaka'da ortaya çıkan durum emperyalistlerin Dayton planlarını uygulamaya koyma çabalarının sonucudur. Ama Allah'ın izniyle bu plan da bozulacak ve Filistin halkı direnişini sürdürecektir.
Ortaya çıkan durum işgalcilerin ve emperyalistlerin planladığı gibi olsaydı en azından Gazze'deki istihbarat merkezinde yer alan bilgi ve belgelerin imha edilmesi gerekirdi. Ama işgalcilerin hesabına çalışan çete çok kısa süre içinde dağıldığından bu belgeleri imha etme fırsatı bulamadı. Şimdi Siyonist devlet ve ABD bu belgelerin ve malzemelerin HAMAS kontrolüne geçmesinden dolayı oldukça telaşlı. Bu belgelerin incelenmesi asıl gizli planların, İsrail istihbaratı hesabına çalışanların, geçmişte uygulanan senaryoların ortaya çıkarılmasına imkân verecek.