Dünyanın değişik yörelerinde Müslümanların hakları zorla ellerinden alınırken, kendi öz yurtlarında dinlerini ve inançlarını gereği gibi öğrenmelerine fırsat verilmezken, çeşitli hile yollarıyla kendi öz evlatları kucaklarından alınarak inançlarına ters bir dünyanın içine doğru çekilirken Filistin topraklarında da siyonist işgalcilerin Müslümanların manevi değerlerine yönelik saldırı ve komploları günden güne şiddetleniyor. Bütün bu olayların bir arada yaşanması ve adeta bir paralellik arz etmesi gerçekten dikkat çekici.
Siyonist işgal yönetiminin Yüksek Mahkemesi aşırı dinci ve siyonist yahudi grupların Mescidi Aksa'ya girmelerine hak tanıyan yeni bir karar çıkardı. Bu kararın amacı ise Mescidi Aksa'nın kademeli bir şekilde siyonist işgalcilerin eline geçmesini sağlamak için şartları oluşturmak.
İsrail Yüksek Mahkemesi'nin aldığı son kararın Mescidi Aksa açısından taşıdığı tehlike ve tehdidin boyutlarını anlamak için el-Halil'deki Hz. İbrahim Camisi'nin büyük bir bölümünün yahudi sinagoguna dönüştürülmesinin aşamalarını gözden geçirmekte yarar var. el-Halil'de de Hz. İbrahim Camisi'nin işgali 1972'de İsrail mahkemesinin yahudilerin cami haremi içinde ibadet yapmalarına izin veren bir karar çıkarmasıyla başlamıştı. Bu karar, o kutsal mabedin halis İslâmi kimliğine yönelik ilk saldırıydı. Bu izin yahudiler tarafından kalabalık bir tören ve toplu ibadetle kutlanmıştı. Bu olayın üzerinden daha birkaç hafta geçmemişti ki işgal yönetimi yahudilerin, Müslümanların namaz kıldıkları vakitlerde de kendi ibadetlerini yapabileceklerine dair açıklama yaptı. Aynı yılın Kasım ayının on ikisinde bölgenin askeri kumandanı yahudilerin ibadet saatlerini artıran ve caminin içine ibadet esnasında oturulmak üzere sandalyeler sokulmasına imkân veren bir karar çıkardı. Bu karar, caminin içine Tevrat nüshalarının konulacağı birtakım dolaplar yerleştirilmesine de imkân veriyordu. Derken olaylar birbirini izledi ve 25 Şubat 1994'te caminin içinde 67 kişinin namaz anında şehid edildiği katliam gerçekleştirildi. Katliamdan sonra camiyi bir süre ibadete kapatan işgal rejimi açtığında üçte ikisini sinagoga dönüştürmüş üstelik Müslümanlara tahsis edilen bölüme havaalanlarındakine benzer güvenlik sistemleri yerleştirmişti. Üstelik bu bölüme 30 yaşın altındaki Müslüman gençlerin girmesini yasakladı.
Şimdi aynı komplonun Mescidi Aksa'ya karşı düzenlendiği görülüyor. Siyonist işgal rejimi önce bu kutsal mabedin altına tüneller kazarak büyük olaylara ve çatışmalara yol açmıştı. Şimdi işgalcilerin caminin içine girmelerine ve içerde kendi dinlerine göre ibadet yapmalarına imkân tanımak istiyor. Müslümanların böyle bir şeye göz yummayacakları ve işgalcilerin Yüksek Mahkeme'nin kararını gerekçe göstererek cami içine girmeye kalkışmalarının büyük çatışmalara yol açacağı kesin. Görülen o ki, İsrail işgal rejimi dünya Müslümanlarının birtakım baskıcı zihniyetlerin uygulamalarından kaynaklanan iç sorunlarla uğraşmalarını fırsat olarak değerlendirip Mescidi Aksa'yı işgal etmeye çalışıyor.
Dünya Müslümanlarının bu tehlikeli gelişmeler karşısında susmaması ve İslam ümmetinin onurunu koruması gerekiyor.
Filistin İslâmi Direniş Hareketi (HAMAS) İsrail Yüksek Mahkemesi'nin kararıyla ilgili açıklamasında, bu kararın bütün insani değerlere aykırı olduğunu ve Filistinli Müslümanların manevi değerlerine yeni bir saldırı anlamı taşıdığını dile getirdi. HAMAS açıklamasında, İsrail mahkemelerinin Müslümanlara ait mabedler ve vakıf mülkleri hakkında karar çıkarmaya hakkı olmadığına dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi: "Bu karar, bir hukuk devleti olduğu iddia edilen İsrail'in gerçek yüzünü ortaya koymaktadır. Bu karar da gösteriyor ki bu devlet, bütün diğer halklara, dinlere ve mukaddes değerlere karşı kin dolu ırkçı bir baskı rejiminden başka bir şey değildir."
HAMAS Filistin'deki bütün Müslüman halkı İsrail Yüksek Mahkemesi kararının uygulamaya geçirilmesini önlemek ve Müslümanların manevi değerlerini korumak için derhal harekete geçmeye çağırdı. HAMAS, işgalcilere yönelttiği çağrıda da Müslümanların manevi ve kutsal varlıklarına yönelik saldırılarının kendi açılarından tehlikeli sonuçlar doğuracağına işaret ederek: "Filistin halkı geçmişte olduğu gibi bugün de dinini ve bütün mukaddes varlıklarını savunmaktan, korumaktan çekinmeyecektir. İslam ümmetinin iradesini mücadele meydanından çekmek ve etkisiz hale getirmek için sürdürülen bütün çabalara rağmen bu ümmet hâlâ diridir" dedi.
HAMAS işgal rejiminin bütün bu insanlık dışı uygulamalarına ve kararlarına rağmen özerk yönetimin hâlâ görüşme yollarını tercih etmesini de kınadığını bildirerek bu yönetimi kendi halkının değerlerine dönmeye çağırdı.