![]() |
| Özerk yönetim polisiyle, Filistinli gençler karşı karşıya |
İsrail yönetimi Gazze - Eriha anlaşmasıyla, Filistin topraklarının % 98'lik bir bölümü üzerinde kendine meşruiyet kazandırmak için gerekli hukuki zemini hazırladıktan sonra şimdi de, Filistinlileri birbirine düşürmek için olağanüstü bir çaba sarf ediyor. İsrail'in bundaki amacı Filistinlilerin birbirleriyle uğraşmalarını sağlayarak kendini emniyete almak ve varlığını tehdit eden güçlerin enerjilerini, imkânlarını birbirleri arasında harcamalarına yol açmak. Hatta İsrail böyle bir kavganın çıkması durumunda da taraflardan en azından birine silah temin etmeye bile hazırlanıyor.
İsrail'in planladığı "Filistinliler arası iç savaş" yolunda ilk adım ne yazık ki, Gazze'de, Gazzelilerin "Kanlı Cuma" olarak adlandırdıkları 18 Kasım 1994 Cuma günü atıldı. O gün HAMAS, daha önce benzerlerini birçok kez düzenlediği bir protesto yürüyüşü düzenleyecekti. Amaç siyonist rejimin Filistinlilere karşı uygulamalarını ve özerk yönetimin haksız yere yüzlerce Filistinliyi tutuklamasını protesto etmekti. Programa göre Cuma namazı Gazze şehrindeki Filistin camisinde kılınacak, namazın arkasından da yürüyüş başlayacaktı. Ancak bu kez hareket noktası olarak seçilen caminin etrafında kalabalık bir polis grubu oluşturuldu. Üstelik daha önce normal emniyet kıyafetleriyle gelen polisler bu sefer, otomatik silahlarını alarak tam teçhizatlı bir şekilde geldiler. Cemaat cuma namazının ikinci rek'atını kılarken polisler yürüyüş için hazırlanan araçların üzerindeki megafonları sökmeye başladılar. Namazdan sonra cemaat polislere karşı çıktı ve megafonları sökmemelerini istediler. Polisler aldırış etmeyince cemaat kızarak onları taşlamaya başladı. Onlar da hiç tereddüt etmeden namazdan çıkan insanları otomatik silahlarla taramaya başladılar ve çoğunluğu HAMAS mensubu 13 kişi hayatını kaybetti, 200 kişi de yaralandı.
İsrail, Gazze katliamıyla birlikte fitilin ateşlendiğini ve artık devamının geleceğini düşünüyordu. Ancak HAMAS bu katliamın amacının Filistinlileri birbirine düşürmek olduğunu ve yangının üstüne körükle gitmenin sadece İsrail yönetimini sevindireceğini düşündüğünden katliama eylemli bir karşılık vermekten çekindi. HAMAS'ın resmi sözcüsü İbrâhim Goşe konuyla ilgili açıklamasında FKÖ lideri Arafat'la İsrail başbakanı Rabin'in Filistin halkını birbirine düşürmeyi amaçladığına dikkat çekerek: "Ancak HAMAS bütün dahili zorluklara katlanarak FKÖ liderinin ve siyonist hükümetin başbakanının istediğini yapmayacaktır" dedi. Goşe, açıklamasında ayrıca şu ifadelere yer verdi: "Arafat'ın bu katliamı gerçekleştirmekteki amacı Batılı ülkelerden yardım koparabilmek için, Filistin'de kurdurulan özerk yönetimin kendisine verilen görevi hakkıyla yerine getirdiğine bu ülkeleri ikna etmekti."
Goşe'nin sözlerinden çıkan anlama göre Arafat'a verilen görevlerden biri de Filistinlileri birbirine düşürmekti. Gazze katliamından bir süre sonra ABD tarafından yapılan bir açıklama Goşe'nin bu iddiasını doğruluyordu. ABD dışişleri bakanlığının hazırlayıp kongreye sunduğu bir raporda 18 Kasım 1994 Cuma günü Gazze'de gerçekleştirilen katliamdan övgüyle söz ediliyor ve bu olaylarla, HAMAS gibi barışa karşı olan aşırı gruplarla Filistin yönetimi arasındaki kavganın zirveye tırmandığı ifade ediliyordu. Raporda Filistin polisinin bu tutumla zoru başardığına işaret ediliyor, ancak "aşırı hareketleri önleme" konusunda istenen başarıyı henüz gösteremediği vurgulanıyordu. Raporda kullanılan ifadelerden, ABD'nin benzer katliamların devamını istediği sonucu çıkıyordu. Bu konuda İsrail ve ABD'nin arzu ettikleri şey aynıydı.
Fakat HAMAS'ın, işgalciler karşısında tavizsiz, Filistinliler arasında uzlaşmacı tutumu tercih etmesi, Filistinlilerin birbirine düşürülmesini isteyenlerin ümitlerini boşa çıkardı. HAMAS'ın Gazze'deki resmi sözcüsü Dr. Mahmud Zehhar fitne ateşinin söndürülmesi amacıyla, özerk yönetimin başını çeken Arafat'la görüştü. Arafat'ı Dr. Zehhar'la görüşmeye zorlayan sebep de tabandan gelen tepki ve baskıydı. Görüşmede olayların araştırılması amacıyla 3'ü HAMAS'ı, 3'ü özerk yönetimi temsil edecek, 2'si de arabulucuk görevi üstlenecek, 8 kişilik bir heyet oluşturulması kararlaştırıldı.
Ancak İsrail yönetimi böyle bir heyet oluşturulmasından rahatsız oldu. Çünkü o hazır fitil ateşlenmişken yangının her tarafı sarmasını istiyordu. Yangının üzerine su dökülmesi onu rahatsız ediyordu. İsrail yönetimi Gazze olaylarını araştırmak üzere oluşturulan komisyona HAMAS mensuplarının alınmasından rahatsız olduğunu dile getirdi. İsrail Askeri İstihbarat Dairesi başkanı Yuri Saghi konuyla ilgili açıklamasında özerk yönetimin Gazze olaylarını araştıracak komisyona üç HAMAS üyesini almakla HAMAS karşısında zafiyet gösterdiğini ileri sürdü. Aslında İsrail'i rahatsız eden şey özerk yönetimin HAMAS karşısında zaaf göstermesi değil, uzlaşma yolunun seçilmesiydi. İsrail'in istediği özerk yönetimin HAMAS'ın üzerine daha çok gitmesi, sonunda HAMAS'ın da fiili karşılık vermek zorunda kalması ve arzulanan kavganın başlamasıydı.
İsrail yönetimi Gazze olaylarını araştırmak üzere oluşturulan heyetin başarılı olmasını engellemek amacıyla çeşitli yollara başvurdu. Komisyonda HAMAS'ı temsil edenlerin başkanı durumundaki Dr. Mahmud Zehhar'ın evine kimliği belirsiz kişilerce gecenin geç saatlerinde birkaç kez saldırıda bulunulması bu amaca yönelikti. Bu saldırılarla fitne ateşinin tekrar alevlendirilmesi amaçlanıyordu. Ancak Dr. Zehhar bu saldırıların siyonist yönetimin adamları tarafından amaçlı olarak gerçekleştirildiğini bildiğinden bundan dolayı komisyondaki tutumunu değiştirmedi.
Komisyon üyelerinin bir toplantıda Gazze olaylarının sebep olduğu olumsuz durumun düzeltilmesi ve karşılıklı ilişkilerin iyileştirilmesi yolunda uzlaşma sağlamaları; her iki tarafın da caddelerde tahrike yol açacak silahlı gösterilerden ve toplu eylemlerden kaçınması, polislerin dışında kimsenin silahlı dolaşmaması, tehdit ve hakaret içeren bildiriler dağıtılmaması, ancak her iki tarafın da siyâsi görüşlerini ortaya koyma, doğrudan kişileri yahut grupları hedef almayan, hakaret anlamı taşımayan bildiriler ve yayınlar dağıtma haklarının saklı tutulması gibi maddeler içeren bir anlaşma metni imzaları İsrail yönetimini son derece rahatsız etti. Bunun üzerine Arafat'a iyice baskı yapmaya ve "eğer HAMAS karşısında daha fazla zaaf göstermeye devam ederseniz özerkliğinize bile son verebiliriz" türünden tehditler savurmaya başladılar. Zaten bu tehditler siyonistlerin Gazze ve Eriha'da kurdurdukları yönetime bir şey yaptırmak istedikleri zaman sürekli tekrar ettikleri tehditlerdi.
Sonuçta Yasir Arafat bu baskı ve tehditlere daha fazla dayanamadı ve kendisine verilen görevi yerine getirmekte kararlı olduğunu ispat etme ihtiyacı duydu. Bu amaçla "Nobel barış ödülünü" almak üzere gittiği Norveç'in başkenti Oslo'da HAMAS hakkında çeşitli iftiralar ve karalamalar içeren bir konuşma yaptı. Arafat bu konuşmasında HAMAS'ın İsrail tarafından korunduğu, çeşitli dış ülkelerden ve güçlerden yardım aldığı gibi aslında kendi yönetimi hakkında söylenmesi gereken birtakım gülünç iddialarda bulundu. HAMAS'ın bu iddiaları cevapsız bırakması halinde suçlamaları kabullendiği yorumu yapılabileceğinden ister istemez Arafat'a cevap verme gereği duydu. HAMAS'ın cevabında yer alan bazı ifadeleri buraya da almakta yarar görüyoruz:
"Arafat'ın açıklamaları, "özerk yönetim" diye adlandırılan yönetimin yeniden siyonist rejimin kendisi için belirlemiş olduğu role döndüğünün, siyonistlerin arzularına teslim olduğunun, onların bizim halkımızın hakları aleyhine gerçekleştirilmesini istedikleri güvenlik işlemlerini uygulamaya koyma isteklerini kabullendiğinin göstergesidir. Arafat'ın HAMAS'a, onun mücahitlerine ve sürdürdüğü direniş hareketine karşı açmış olduğu savaş onun Rabin'e ve Clinton'a verdiği sözleri yerine getirmesinden, bu sözlerine bağlı kalacağını göstermeye çalışmasından başka bir şey değildir. Aynı zamanda bu tehlikeli rolü yerine getirmesinin mükâfatı olarak uluslararası yardım ve desteklerin gönderilmesi işinin hızlandırılmasını amaçlamaktadır."
İsrail'in Arafat ve özerk yönetim üzerindeki baskısı Gazze olaylarını soruşturmak için oluşturulan komisyonun çalışmalarını da etkiledi. Özerk yönetimi temsilen komisyona alınan üyeler daha önce nispeten uzlaşmacı bir tutum izlerken bu kez işleri yokuşa sürmeye başladılar. Dr. Mahmud Zehhar konuyla ilgili açıklamasında, komiteye özerk yönetimi temsilen girenlerin sorumluluktan kaçmak için sürekli kendilerini özerk yönetimin değil de el-Fetih örgütünün temsilcisi gibi gösterdiklerini ve bu tutumlarıyla adeta Gazze katliamını el-Fetih mensuplarıyla HAMAS mensupları arasında meydana gelmiş bir çatışma gibi göstermeye çalıştıklarını vurguladı.
İsrail yönetimi Filistinliler arasında fitne çıkarmak için bu sıralar yeni bir planı devreye sokmaya çalışıyor. O da HAMAS mensuplarına karşı el-Fetih militanlarının silahlandırılması. Bazı İsrail gazetelerinin haberlerine göre İsrail başbakanı İzak Rabin bazı askeri müsteşarlarının bu konudaki tekliflerini yerinde buldu. Öte yandan İsrail dışişleri bakanı Şimon Perez'le FKÖ lideri Arafat arasında Erez sınır kapısında yapılan bir görüşmede bu konunun gündeme getirildiği ve Arafat'ın teklife olumlu baktığı haber verildi. Konuyla ilgili haberlere göre Arafat, özerk bölgede din unsuruyla polis teşkilatının sürekli karşı karşıya gelmesinden rahatsız oluyor ve kavgayı siyasi alana çekebilmek için el-Fetih militanlarının silahlandırılmasının yerinde olacağını düşünüyor. Temennimiz bu planın da başarısız kalmasıdır.