Filistin Direnişi ve Çocuklar

27 Mayıs 2002 Pazartesi

 
 
 
 

Bundan önceki iki yazımızda, siyonistlerin Filistin topraklarındaki varlıklarının bir işgal olduğunu, bu işgalin sivil-asker işbirliğiyle sürdürüldüğünü, sivillerin gayri meşru yollarla ve kuvvet kullanılarak gasp edildiğini bildikleri arazilere yerleşmek suretiyle suça ortak olduklarını, buna ek olarak Filistinlilere yönelik saldırılara onların da fiilen katıldıklarını anlatmaya çalışmıştık. Fakat gerek beşeri hukuk ve gerekse ilahi hukuk açısından sorumluluk taşımayan çocuklar hakkında bu hükmün verilmesi elbette mümkün değildir. Dolayısıyla çocuklar konusunun ayrıca ele alınması gerekmektedir.

Öncelikle şunu ifade edelim ki siyonist işgal devleti Filistinlilere yönelik vahşi saldırılarında birinci derecede çocukları hedef almaktadır. Biz bu konuda "Siyonist Vahşet ve Filistinli Çocuklar" başlıklı bir araştırma dosyası yayınlayarak işgal devletinin çocuklara saldırı konusunda izlediği tutum hakkında ayrıntılı bilgiler vermeye çalıştık. Siyonist vahşetin bu tutumu sebebiyledir ki Aksa İntifadası sürecinde Filistinlilerden öldürülenlerin yüzde altmışını çocuklar oluşturmaktadır. Bunların da epey bir kısmını kundaktaki bebekler veya daha okul çağına bile gelmemiş küçük çocuklar oluşturmaktadır. Buna rağmen siyonist vahşeti sahiplenen medya organlarının bu cinayetleri görmezden gelmeleri dikkat çekicidir.

Hal böyle olmakla birlikte, siyonist saldırganların bebekleri hedef alan vahşi cinayetleri onların çocuklarına ve bebeklerine yönelik benzer cinayetler gerçekleştirilmesine gerekçe teşkil etmez ve zaten böyle bir şey de söz konusu değildir. Allah'ın koyduğu esaslara göre mücadele edenlerin, izledikleri metotlarda da O'nun ölçülerini esas almaları gerekir.

Bunu vurguladıktan sonra konunun İslami cihetine bakalım: İslami açıdan savaşta olsun savaş dışında olsun çok istisnai haller dışında çocukların kasten öldürülmesine cevaz yoktur. Çünkü çocuklar mükellef olmadıklarından ceza ehli değildirler. Ama savaş ortamında kendilerine herhangi bir görev verilmesi durumunda düşmanın gücünün zayıflatılması amacıyla çocukların öldürülmesine cevaz vardır. Örneğin düşmanların padişahları bir çocuksa ve onun öldürülmesi halinde dağılacaklarsa bu çocuğun öldürülmesine cevaz vardır. Yahut düşman çocuklardan bir barikat veya siper oluşturmuşsa bu barikat ya da siperin aşılması için yapılacak hamlede çocuklar öldürülürse bundan dolayı İslam ordularına bir sorumluluk yoktur. Bu konuyla ilgili fıkhi delilleri aşağıda sıralayacağız. Ancak ondan önce bir noktaya dikkat çekmekte yarar görüyorum. Filistin cihadına yönelik "çocuklar öldürülüyor" itirazı genellikle vakıaya değil varsayıma dayandırılan bir itirazdır. Yani: "Bu eylemlerde hedef gözetilmediğinden çocuklar da ölebilir" varsayımından yola çıkılarak itirazda bulunulmaktadır. Oysa hedef gözetilmediği iddiası doğru değildir.

Ömer Nasuhi Bilmen'in Hukuk-i İslamiye ve Istılahat-ı Fıkhiyye adlı eserinde şöyle deniyor: "Düşman efradı, esir ettikleri bazı Müslümanları veya İslam çocuklarını siper ittihaz etmiş olsa yine kendilerine karşı silah istimali, tüfek atılması caiz olur... Bunun neticesinde bazı Müslümanların şehadetine sebebiyet vermiş olsalar da bundan dolayı racih olan kavle nazaran (tercih edilen görüşe göre) ne diyet, ne de keffaret lazım gelir." (C.3, sh. 367)

İmam el-Mavsıli'nin el-İhtiyar'ında: "Düşmanlar Müslümanları kendilerine siper edinseler de yine kendilerine saldırılması caizdir." (C. 4, sh. 119) deniyor. Kitabın Mahmud Ebu Dakika tarafından yapılan şerhinde yukarıdaki söz açıklanırken, düşmanların tarafında Müslüman çocukların ve tüccarların bulunması halinde de yine saldırılmasının caiz olduğu vurgulanarak: "Sahih rivayetlerde bildirildiğine göre Resulullah (s.a.s.) Taif halkını kuşatmaya aldığında onların üzerine mancınıkla taş atmıştır. Oysa o zaman o halkın arasında Müslümanlar da vardı" deniyor. Aynı husus Hanefi fıkhının önemli kaynaklarından olan el-Mebsut'ta ve Fetavayi Hindiyye'de de dile getirilmektedir. Mehmed Zihni Efendi'nin Nimeti İslam adlı ilmihalinin sonuna eklenen Cihad bölümünde şöyle deniyor: "Düşman kafirler bazı Müslüman esirleri veya Müslüman çocukları kendilerine siper edinip kalkan gibi kullanıyorlarsa, İslam mücahitleri siper edinilen Müslümanları değil arkalarındaki kafirleri kastederek ateş açarlar. Sonuçta siper edinilen Müslümanların şehid olmasına sebep olunsa da diyet ve keffaret gerekmez." (Nimeti İslam, İslam mecmuası baskısı, İstanbul 1986, sh. 972) Bu konuda daha pek çok fıkhi kaynakta aynı fetvaların yer aldığı görülür.

"Şeriat alimlerinin Filistin toprağındaki istişhadi eylemlerin meşruiyeti hakkındaki fetvaları" başlıklı fetvada da: "...Ancak bu arada kasıtsız olarak bazı çocukların ölümüne sebep olmaktan dolayı da sorumluluk yoktur" ifadesine yer verilmektedir.

Sonuçta görülen o ki, düşmanın zayıf düşürülmesi veya geri püskürtülmesi için bazı Müslüman çocukların zarar görmeleri veya ölmeleri ihtimalinin bulunması halinde düşmanın bir başka şekilde zayıf düşürülmesi veya geri püskürtülmesi mümkün olmayacaksa Müslüman çocukların ölmeleri ihtimali de göze alınarak saldırıda bulunulması caiz olmaktadır. Müslüman çocuklar açısından böyle bir cevaz söz konusu olduktan sonra bazılarının kalkıp düşman çocuklarıyla ilgili birtakım varsayımlar ortaya atarak İslam'ın kutsal mekanlarının siyonizm kirinden temizlenmesi için verilen mukaddes cihada çamur atmalarının itibara şayan bir yönü olamaz. Şunu tekrar edelim ki, çocukların öldürülmesi hiçbir zaman gaye değildir ve çocukların zarar görmemesi için son derece özen göstermek cihada katılanlar açısından önemli bir sorumluluktur. Ama her şeyi kendi şartları içinde değerlendirmek ve itirazları da varsayımlara değil pratikte vuku bulanlara göre yapmak gerekir. Ve şunu da bilmek gerekir ki hiç kimse kendini Allah'ın şeriatının üstünde görme hakkına sahip değildir ve Allah'ın şeriatının cevaz dairesini daraltmaya da kimsenin hakkı yoktur.

Meselenin fıkhi ciheti bu. Yukarıda işaret ettiğimiz iddia ve itirazların vakıaya değil varsayımlara göre yapıldığını da belirtmiştik. Bir de hadiseye vakıa yönünden bakalım: Filistinli direnişçilerin eylemlerinde çocukların zarar görmemesine özen gösterdiklerini ve önem verdiklerini hiç kimse inkâr edemez. Eğer gerçek böyle olmasaydı, Filistinliler tarafında olduğu gibi yahudiler tarafında da birçok çocuk saldırıya hedef olurdu. Böyle bir şey olsaydı İsrail işgal devleti onların görüntülerini kumanda ettiği bütün medya organlarını kullanarak Filistin direnişini yıpratmak amacıyla değerlendirirdi. Ancak Filistinli direnişçiler çocukların hedef olmamasına özen gösterdiklerinden şimdiye kadarki eylemlerinde çocuk denebilecek çok az sayıda kişi bu eylemlerden zarar görmüştür ki onların da geneli 15 yaşın üstündedir.