![]() |
| Kudüs'ün Eski Şekli |
![]() |
| Mescidi Aksa |
![]() |
| Kudüs'ten Genel Bir Görüntü |
İsrail yönetimi geçtiğimiz ay, "Kudüs'ün 3000" başlığı altında 16 ay süreceğini söylediği birtakım törenler başlattı. Siyonist yönetim bu törenlerini, bu yılın, Kudüs'ün Kral Davud tarafından ele geçirilişinin 3000. yılı olduğu iddiasına dayandırıyor. Evet bizim Davud (a.s.) peygamberimize onlar Kral Davud diyorlar. Sonra da kalkıp onun gerçekleştirdiği fetihlere sahip çıkmaya, bu fetihlerin yıldönümlerini kutlamaya kalkışıyorlar. Oysa o Davud (a.s.) peygamber onları lanetlemişti. Bakın Yüce Kur'an ne diyor: "İsrailoğullarından inkâr edenler Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle lânetlenmişlerdir. Bu, başkaldırmaları ve sınırı aşmaları sebebiyledir." (Maide, 5/78)
Hz. Davud (a.s.) bir İslâm peygamberidir. Onun gerçekleştirdiği fetihlere ve bıraktığı mirasa da ancak hanif din olan İslâm'ı benimseyenler sahip çıkabilirler. Çünkü diğerleri onun yolundan gitmiyorlar ki fetihlerine ve mirasına sahip çıkma yetkisini kendilerinde görebilsinler. Bakın Yüce Allah, Hz. Davud (a.s.) hakkında ne buyuruyor: "Sen onların dediklerine sabret ve güçlü kulumuz Davud'u an. Çünkü o (her tutumunda Allah'a) yönelen biriydi." (Sad, 38/17) Evet o her işinde, her tutumunda Allah'a yönelen biriydi. Peki yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar, her tutumunda Allah'a yönelen bir yüce peygamberin fetihlerine sahip çıkma yetkisini kendilerinde nasıl görebiliyorlar? Yüce Allah'ın Hz. Davud (a.s.)'un nasıl biri olduğunu ortaya koyan ve yukarıda verdiğimiz âyetiyle şu âyetini bir yan yana koyup düşünelim: "Yahudiler "Allah'ın eli bağlıdır" dediler. Kendi elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lânetlendiler! Hayır Allah'ın iki eli de açıktır, dilediği gibi sarf eder. Rabbinden sana indirilen onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Onların aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Ne zaman savaş için bir ateş yaksalar Allah onu söndürür. Onlar ayrıca yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çabalarlar. Allah ise bozguncuları sevmez." (Maide, 5/64)
Kudüs kurulduğu günden buyana vahyi, ilahi tebliği ve peygamberlik müessesesini temsil etmiştir. Dolayısıyla burası kurulduğu günden beri bir İslâm şehridir. Çok sayıda peygamber hayatlarının en azından bir bölümünü bu şehirde geçirmiştir. Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.) de miraca yükseltilirken Kudüs'e kadar getirilmiş ve oradan göklere çıkarılmıştı. Allah dileseydi onu Mekke'den de göklere yükseltebilirdi. Ancak İsra ve Mirac olayında Hz. Peygamber (s.a.s.)'e refakat eden Cebrâil (a.s.)'in onu önce Kudüs'e getirmesi sonra göklere yükseltmesi bu şehrin taşıdığı mana ve önem dolayısıylaydı. Yüce Allah son peygamberi Hz. Muhammed (s.a.s.)'in Kudüs'ü ziyaret etmesini ve bu peygamberler şehrindeki ilâhi âyetlere şahit olmasını dilemişti.
Evet Kudüs bir İslâm şehridir. Çünkü İslâm Yüce Allah'tan vahiy alan bütün peygamberlerin ortak dinidir. Kudüs de bir peygamberler şehridir. Bakın Yüce Kur'an Hz. İbrahim (a.s.) hakkında ne buyuruyor: "İbrahim ne bir yahudi ne de bir hıristiyandı. Ancak o dosdoğru çizgideki bir Müslümandı. O, müşriklerden de değildi." (Ali İmran, 3/67) Bu hüküm bütün peygamberler için geçerlidir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Sana söylenen senden önceki peygamberlere söylenmiş olandan başka bir şey değildir." (Fussilet, 41/43) İslâm vahiy dinidir, Kudüs de vahyi sembolize etmektedir.
Kudüs bir İslâm şehridir. Üstelik alelade bir İslâm şehri değil, İslâm'ın kutsal bir şehridir. Yüce Allah bu şehrin ve onu saran toprakların kutsal olduğunu İsrâ olayıyla ilgili meşhur âyeti kerimesinde bildirmiştir. Şöyle buyuruyor Yüce Allah: "Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya yürütenin şanı pek yücedir. Şüphesiz o duyandır, görendir." (İsrâ, 17/1) İşgalciler ne kadar uğraşsalar da bu kutsal şehrin İslâmi kimliğini ortadan kaldıramayacaklardır. Ancak bütün dünya Müslümanlarının Kudüs'e yönelik sinsi oyunlar karşısında oldukça dikkatli ve duyarlı olmaları gerekir. Kudüs sadece Filistinlilerin değil bütün dünya Müslümanlarının ortak bir varlığıdır. Dolayısıyla Kudüs davasına bütün dünya Müslümanlarının hep birlikte sahip çıkmaları, Kudüs'ün yeniden hür ve bağımsız kimliğine kavuşabilmesi için yürütülen çabalara destek vermeleri gerekir. Aksi takdirde kutsal Kudüs şehrine yönelik görevlerini yerine getirmemiş olurlar.
Kudüs kurulduğu günden buyana vahyi, ilahi tebliği ve peygamberlik müessesesini temsil etmiştir. Dolayısıyla burası kurulduğu günden beri bir İslam şehridir. Çok sayıda peygamber hayatlarının en azından bir blümünü öbu şehirde geçirmiştir. Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.) de miraca yükseltilirken Kudüs'e kadar getirilmiş ve oradan göklere çıkarılmıştı. Allah dileseydi onu Mekke'den de göklere yükseltebilirdi. Ancak isra ve mirac olayında Hz. Peygamber (s.a.s.)'e refakat eden Cebrail (a.s.)'in onu önce Kudüs'e getirmesi sonra göklere yükseltmesi bu şehrin taşıdığı mana ve önem dolayısıylaydı. Yüce Allah son peygamberi Hz. Muhammed (s.a.s.)'in Kudüs'ü ziyaret etmesini ve bu peygamberler şehrindeki ilahi ayetlere şahid olmasını dilemişti.
Evet Kudüs bir İslam şehridir. Çünkü İslam Yüce Allah'tan vahiy alan bütün peygamberlerin ortak dinidir. Kudüs de bir peygamberler şehridir. Yüce Allah bütün peygamberlerin insanlara aynı gerçeği tebliğ ettikleri konusunda şöyle buyurmaktadır: "Sana söylenen senden önceki peygamberlere sylenmiöş olandan başka bir şey değildir." (Fussilet, 41/43) İslam vahiy dinidir, Kudüs de vahyi sembolize etmektedir.
Kudüs bir İslam şehridir. Üstelik alelade bir İslam şehri değil, İslam'ın kutsal bir şehridir. Yüce Allah bu şehrin ve onu saran toprakların kutsal olduğunu isra olayıyla ilgili meşhur ayeti kerimesinde bildirmiştir. İşgalciler ne kadar uğraşsalar da bu kutsal şehrin İslami kimliğini ortadan kaldıramayacaklardır. Ancak bütün dünya Müslümanlarının Kudüs'e yönelik sinsi oyunlar karşısında oldukça dikkatli ve duyarlı olmaları gerekir. Kudüs sadece Filistinlilerin değil bütün dünya Müslümanlarının ortak bir varlığıdır.