Gönül Sohbeti

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla,

evgili çocuklar,

İçinde bulunduğumuz evrendeki mükemmel nizam bir yaratılış gerçeğine delalet ediyor. Çünkü kainattaki bu düzeni evrim teorisiyle veya buna benzer gerçeklerden kaçış teorileriyle anlatmak mümkün değildir. Kainatta neye baksanız mükemmel bir intizam ve çok hassas dengeler üzerine oturtulmuş bir düzen görüyorsunuz. Uzay cisimlerinin birbirlerine uzaklığının ayarlanmasından, canlıların genlerindeki şifrelere kadar her şeyde oldukça hassas dengelerle karşılaşıyorsunuz. Öyle ki o genlerden sadece bir tanesi alınıp yerine başka bir gen konulacak olsa o canlıda mutlaka bir sakatlık ortaya çıkıyor. Peki bu genlerin o derece hassas dengeler üzerine oturtulmuş sıralamasının bir sahibi yok mudur? O genler havadaki tozların uçuşması gibi kendiliğinden gelip mi sıralanmıştır yoksa o düzenin bir tasarlayıcısı mı vardır? Eğer ki o düzenin bir sahibi olmasaydı o hassas dengeler, o ince hesaplar kendiliğinden nasıl oluşacaktı? Böyle bir şey mümkün olabilir mi? Bütün bunlar sadece birer örnek. Kainatta her neye baksak yaratılış gerçeğinin bir delili karşımıza çıkar.

Peki bu yaratılış gerçeği bizi hangi gerçeklere götürüyor? Aklımızı kullandığımızda bu gerçeklerin bizi İslam inanç sistemini oluşturan temel ilkelere götürdüğünü hemen anlarız. İslam'ın inanç esaslarını "Haftanın Dersi" bölümünde vermeye çalışıyoruz. Bu bölümde geçen hafta Allah'ın Sıfatları'ndan söz etmiştik. Bu haftadan itibaren o sıfatları açıklamaya çalışacağız. Siz o bilgileri yaratılış gerçeğinin önümüze koyduğu gerçeklerle karşılaştırın. Ne kadar mükemmel bir uyum olduğunu göreceksiniz.

Yaratılış gerçeği bizi her şeyden önce yaratıcının gücünün sınırsız olduğu gerçeğine götürmektedir. Çünkü evren ve onun kapsadığı varlıklar üzerinde düşündüğümüz zaman bu gücün ne kadar büyük bir güç olduğunu anlarız. Düşünün, evrendeki yıldızların birbirine uzaklıkları milyonlarca ışık yıllarıyla hesap ediliyor. Kaldı ki bilimin keşfettikleri evrenin tümü değil. Keşfedilenlerin ötesinde daha ne kadar varlık olduğunu bilmiyoruz. Bunlar evrenin büyüklüğü yönünden düşündürücü. Bir de atom üzerinde düşünelim. Bir atomun gözle görülebilmesi için son derece gelişmiş ve cisimleri binlerce kat büyütebilen mikroskoplara ihtiyaç duyuluyor. Bu kadar küçük cisimlerin içerdiği bir de elektron, nötron ve proton adı verilen parçalar var. Bu maddelerin atom içindeki sıralanışı öylesine mükemmel bir düzen üzere gerçekleştirilmiş ki hayat o düzene göre şekilleniyor. Bütün bunlar varlıkların yaratıcısının sınırsız bir güce sahip olduğunu göstermektedir. İslam inancında da bütün yaratıkları yaratan Yüce Allah'ın gücünün her şeyi kuşattığına, O'nun gücünün sınırsız olduğuna inanmak gerekir.

Peki yaratılış gerçeği bizi daha ne gibi gerçeklere götürüyor. İnşallah önümüzdeki hafta devam edelim.

Dinimizi Öğrenelim

Allah'ın Sıfatları

eçen hafta Allah'ın sıfatlarını bir liste halinde vermiştik. Bu haftadan itibaren bunları özet bilgilerle açıklamaya çalışacağız.

Vücud

Vücud, var olmak anlamına gelir. Bu sıfat Allah'ın varlığını, varlığının hiçbir şeye bağlı olmadığını ifade eder. Yani Allah, insanların zihinlerinde tasavvur ettikleri bir kavram değildir, o kesin olarak vardır. O'nun dışındaki her şey yaratılmış olduğundan O'nun varlığına muhtaçtır. Ama O'nun varlığı bir şeye muhtaç değildir. O kendi zatıyla vardır.

Kıdem

Kıdem, ezelilik anlamına gelir. Yani Allah sonradan var olmamıştır, ezelidir. Ama O'nun dışındaki her şey sonradan ve O'nun tarafından var edilmiştir. Dünya hayatı belli bir zaman akışı içinde geçip gittiğinden insan zihninin sonsuzluk, ezelilik gerçeğini kavraması zor olsa da bu bir gerçektir. Zaman ve mekan Allah tarafından var edilmiştir. Dolayısıyla O'nun varlığı zamana ve mekana dayalı değildir. O'nun varlığının bir başlangıç noktası yoktur. Ezelilik ile kastedilen de budur.

Beka

Beka, ebedilik anlamına gelir. Yani Allah sonsuza kadar var olacaktır. O'nun varlığının bir bitiş noktası olmayacaktır. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere Allah'ın varlığı zamanla kayıtlı olmadığından O'nun varlığının bir bitiş noktası olmayacaktır. O'nun için bir son bulma, yok oluş söz konusu değildir.

Vahdaniyet

Vahdaniyet, tek olma, bir olma anlamına gelir. Yani o eşi ve benzeri olmayan tek bir ilahtır. O tek yaratıcıdır ve tek ilahtır. O'ndan başka ilah yoktur. O'nun hiçbir şekilde benzeri de yoktur. O'nun zatına mahsus sıfatları taşıyan ikinci bir varlık mevcut değildir. O'nun güç ve kudretinin de bir ortağı yoktur.

Muhalefetun li'l-Havadis

Bu ibare sonradan olanlara benzememek anlamına gelir. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere, O ezelidir ama O'nun dışındaki her şey sonradan olmadır. Sonradan olanların tümü O'nun tarafından yaratılmıştır. Ama sonradan olanlar arasında O'nun bir benzeri yoktur. Dolayısıyla Allah'ın nasıl bir varlık olduğunu anlamak için O'nu yarattıklarına benzetmeye kalkışmak, yarattıklarındaki özellikleri O'na nispet etmeye kalkışmak çok büyük bir yanılgıdır. Ne yazık ki cahil toplumlarda işte bu yanılgı oldukça yaygındır. Tanrı'yı anlamak, O'nu zihinlerinde şekillendirmek için çevrelerindeki varlıkların özelliklerini O'na nispet etmeye kalkışmışlardır. Buna binaen Allah'ın zatına ve sıfatlarına yakışmayacak hikayeler, efsaneler uydurmuşlardır. Oysa Allah, yarattıklarının hiçbirine benzemez. O'nun sıfatları kendine hastır. O'nun sonradan olanlarda olduğu gibi yeme, içme, evlenme, arkadaş edinme vs. gibi ihtiyaçları yoktur. O her türlü ihtiyaçtan uzaktır. İhtiyaç sahibi olmak yaratıklara mahsus bir durumdur.

Kıyam bi Nefsihi

Bu ibare de bizzat kendi zatıyla var olmak anlamına gelir. Yani O, herhangi bir şeye bağlı olarak var olmadığı gibi varlığının devamı da bir şeye bağlı değildir. O'nun varlığının devamı için hiçbir şey gerekli değildir.

Bunlar Allah'ın zati sıfatları. İnşallah önümüzdeki hafta da subuti sıfatlarını özet bir şekilde açıklamaya çalışacağız.

Bir Peygamber Kıssası

Yasak Ağacın Meyvesini Yedikten Sonra

eçen hafta Şeytan'ın, Hz. Adem ile eşini yasak ağacın meyvesini yemeğe teşvik etmek için ne gibi hilelere başvurduğundan söz etmiştik. Peki o ağacın meyvesini yedikten sonra neler oldu? Yüce Allah bu konuda Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:

"Ağacın meyvesini tattıklarında avret yerleri kendilerine göründü ve üzerlerini cennet yaprakları ile örtmeye başladılar. Bunun üzerine Rabbleri onlara: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim ve size 'şüphesiz ki şeytan size açık bir düşmandır' dememiş miydim?" diye seslendi." (Araf suresi, ayet: 22)

Buradan anlıyoruz ki Yüce Allah, onlara bulundukları yerlerde avret yerlerinin görünmemesi için kendilerine bir örtü vermişti. Ancak bu arada onları bir imtihana tabi tutuyordu. Yasak ağacın meyvesini yediklerinde avret yerlerini örten şey kayboldu ve oraları görünmeye başladı. Onlar da bu durum karşısında şaşırdılar ve örtünme ihtiyacı duydular. Hemen alelacele harekete geçerek cennet meyvelerinin yapraklarını üzerlerine örtmeye başladılar.

Bu durum haya yani utanma duygusunun insana yaratılıştan itibaren verildiğini, bu duygunun onun bilinçaltına yerleştirildiğini gösteriyor. Ama ne yazık ki günümüzde birçoklarının ar damarları çatladığından bilinçaltına yerleştirilen o duygularını kaybetmişlerdir ve kalabalık kitlelerin arasında bile neredeyse çırılçıplak dolaşmaktan dolayı herhangi bir utanç duymamaktadırlar.

Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de bu olayla bağlantılı olarak insan oğluna bazı uyarılarda bulunmaktadır. Daha önce de söylediğimiz üzere geçmiş peygamberlerin ve onların izinden gidenlerin kıssalarından bizim birtakım ibretler almamız gerekir ki o kıssaların aktarılmasındaki maksat yerini bulsun. Bu açıdan, şeytanın Hz. Adem (a.s.)'le eşinin üstündeki örtünün gitmesine sebep olan hilesiyle irtibatlı hatırlatmaları burada da aktarmakta yarar görüyoruz. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır bu konuda:

"Ey Adem oğulları! Size avret yerlerinizi örten giysi ve giyinip süsleneceğiniz elbise indirdik. Takva elbisesi ise en hayırlı olandır." (A'raf suresi, ayet: 26)

"Ey Adem oğulları! Şeytan, anne babanızın avret yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak onları cennetten çıkardığı gibi sizi de yanılgıya düşürmesin. O ve taraftarları, sizin kendilerini göremediğiniz yerden sizi görmektedirler. Biz şeytanları iman etmeyenlerin dostları kıldık. Onlar bir hayasızlık yaptıklarında: "Biz babalarımızı bu işler üzere bulduk, Allah da bize böyle emretti" derler. De ki: "Allah kesinlikle hayasızlığı emretmez. Siz Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?" (A'raf suresi, ayet: 27-28)

Evet biz de bu uyarıları dikkate alalım ve şeytanın hilelerine karşı dikkatli olalım. İnsanın kötülüklerden uzak durmasında hayanın çok büyük bir yeri olduğunu da unutmayalım. Günümüz insanlığını kuşatan hayasızlık hastalığından sakınmak için elimizden geleni yapalım.

Şimdilik bunları aktarmakla yetiniyoruz. Hz. Adem (a.s.)'in avret yerlerinin görünmesinden sonra meydana gelen gelişmeleri de inşallah önümüzdeki hafta aktarmaya çalışacağız.

Eğlenelim Öğrenelim

Fıkralar

Gözlükle Okumak

özlükle yazıların iyi okunduğunu duyan bir adam gözlükçüde denediği her gözlüğün ardından:

-Faydası yok bununla da okuyamıyorum, diyordu.

İyice yorulan ve artık sabrı taşmak üzere olan gözlükçü artık biraz da şüphelenerek sordu:

-Sen okuma biliyor musun?

-Bilsem gözlüğü ne yapayım.

Şapkanın Delikleri

Temel Avrupa'ya seyahate çıktığında oradan bir şapka almak ister ve şapka dükkanına girerek şapkaları görmek ister.

Tezgahtar kutudan bir şapka çıkarıp uzatır:

-Bu tam size göre efendim, rengi de şekli de size çok yakışacak. Fiyatı da sadece 120 dolar.

Temel şapkayı eline alır evirir çevirir ve sorar:

-İyi ama delikleri nerede?

Tezgahtar şaşkınlıkla:

-Ne deliği?

-Ne deliği olacak, bu şapkaya 120 dolar verecek olan eşeğin kulaklarının geçeceği delikler.

Elimden Tutun

Adam elektrikli sandalye ile idama mahkumdu. Sandalyeye bağlanmış artık iş elektrik akımını çalıştıracak düğmeye basmaya kalmıştı. Hapishane müdürü idamlık adama sordu:

-Vakit tamam. Son bir isteğin var mı?

-Çok korkuyorum müdür bey, idam sırasında lütfen elimden tutar mısınız?

O da Bir Şey mi?

Temel ile Dursun iki katlı otobüste yolculuk yapıyorlardı. Dursun üst katta, Temel alt katta oturuyordu. Yolculuğa başladıktan bir süre sonra Temel üst kata Dursun'un yanına çıkarak:

-Uy Dursun bizim şoför ara sıra uyukluyor bir kaza yapacağız galiba...

-Ula Temel o da bir şey mi, bizim burda hiç şoför yok ki.

Aile Tarihi

Din dersi öğretmeni, öğrencilere insanların Adem ve Havva'dan geldiklerini anlatıyordu. Bir öğrenci söz alarak:

-Bu doğru değil öğretmenim.

-Nasıl yani?

-Babam bize maymundan geldiğimizi söyledi.

-Oğlum sizin özel aile tarihiniz bizi hiç ilgilendirmiyor.

Karıştırmadın ki

Delinin biri hastanenin havuzundan su içiyordu. İki yudum aldı. Sonra yüzünü buruşturarak suyu tükürdü. Yanından geçen arkadaşı sordu:

-Ne oldu?

-Hiç, havuza iki şeker attım. Su yine de tatsız.

-Tabii tatsız olur akıllım, karıştırmadın ki.

Bilmeceler

En tembel hayvan hangisidir. (Zebra, çünkü pijamalarını hiç çıkarmaz)

Hangi düğme elbiseye dikilmez. (Elektrik düğmesi)

Savaşa en hazırlıklı ilimiz hangisidir. (Ordu)

Hangi soğan yenmez. (Omurilik soğanı)

Hangi kuşak bele sarılmaz. (Gökkuşağı)

Bir kadının elbise dolabından tıkırtılar geliyormuş, neden? (Elbiselerin modası geçiyormuş)

Doğrulardan Seçmeler

Koyun Kılığındaki Kurt

urt, çoban ve köpeklerin dalgın olduğu bir zamanı yakalayıp sürüdeki koyunlardan birini kapmak için birkaç gün fırsat kolladı. Sonunda bir gün sürünün otlamakta olduğu bir sırada, ağılların önünde yüzülmüş bir koyun postu buldu. Hemen onu yerden alarak, kendi sırtına bağlayıp bir koyun kılığına bürünerek, sürünün dönmesini beklemeye koyuldu.

Hayvanlar ağıllarına geri döndüklerinde kurdun sırtındaki postun koyununa ait yavrular kurdu anneleri zannederek hemen onun peşine düştüler. Böylece kurt, kuzuları birer birer sürüden hiç fark ettirmeden ayırarak onları ağız tadı ile bir güzel yedi.

Evet sevgili çocuklar her zaman görünüşe aldanmamak lazım. Günümüzde çocukları ve gençleri kendi ağlarına düşürmek isteyen kurt misali insanlar çok fazla. Onun için özellikle de pek fazla tanımadığımız, kendisinden çok emin olmadığımız kişilerin arkasına hemen düşmemek lazım. Yakınlık kuracağımız, arkadaşlık edeceğimiz kişileri öncelikle çok iyi tanımalı, gerçek niyetlerini iyice öğrendikten sonra onlarla arkadaşlık kurmalıyız.

Zikrullah

Elde Kur'an, dilde Hakk,
La ilahe illallah
Gönüllerden koparak
La ilahe illallah

Yanık sesli bülbüller
Sevda kokan sümbüller
Hakka aşık gönüller
La ilahe illallah

Uçuşan şirin kuşlar
Doğru yolu bulmuşlar
Kıvrım kıvrım yokuşlar
La ilahe illallah

Hakka giden gönüller
Hakkı söyleyen diller
Duaya kalkan eller
La ilahe illallah

Yeşeren otlar bile
Meleyen kuzu ile
Kainat gelir dile
La ilahe illallah

Güzel Sözler

  • Güzel söyle ki, yankısı da güzel olsun. (H. Hüsrev)
  • Günahtan sakınmak, tevbe ile uğraşmaktan kolaydır. (Hz. Ömer)
  • Tevbeden sonra işlenen bir günah, tevbeden önce işlenen bir günahtan daha çirkindir. (Yahya ibnu Muaz)
  • Para her şeyi yapar diyen, para için her şeyi göze alan adamdır. (Benjamin Franklin)
  • Metotlu düşünmeyi alışkanlık haline getirmedikçe tahsilin hiçbir kıymeti yoktur. (Dimmet)
  • Uzak mesafelere ulaşmak, yakın mesafeleri aşmakla mümkündür. (İmam Gazali)
  • İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanırsınız. (Hz. Ömer)
  • Fakir insan malı az olan değil, arzusu çok olandır. (Seneca)
  • Sevgi insanı birliğe, bencillik insanı yalnızlığa götürür. (Schiller)
  • Aşırı tevazunun da gurur gibi kendine mahsus tehlikeleri vardır. (J. J. Rousseau)